Gül Resimleri

Gül Resimleri

Çiçek Resimleri & Çiçek Çeşitleri & Çiçek isimleri & Şifalı Bitkiler & Bitkileri Tanıyalım

gül


Bordo Bulamacının Hazırlanması

na karşı elma ve armutta çiçek gözleri kabardığı zaman % 1 lik, dal sıracası fazla ise % 2’ lik ;

Şeftalide yaprak kıvırcıklığı hastalığına karşı tomurcuklar kabarmaya başladığı zaman %’ 2 lik ;

Bağlarda Mildiyö hastalığına karşı sürgünler 25-30 cm olunca başlanmak şartıyla, birinci ilaçlamada % 0,5’lik, ikinci ilaçlamada % 1’lik, üçüncü ilaçlamada ise %1,5’ lik bordo bulamacı uygulanır.

Biri 50 lt. diğeri 100 lt. su alan iki tahta fıçı veya plastik bidon alınır. 50 lt. lik kapta 50 lt. su içinde 1 Kg. göztaşı eritilir. Ilık su kullanılırsa nın erimesi kolay olur. 100 lt.lik kabın yarısına kadar su konulup 1 Kg. sönmüş kireç veya 0,5 kg. sönmemiş kireç eritilir. Elimizde 50 lt.lik kapta 50 lt. lı su,100 lt.lik kapta 50 lt. bulunmaktadır.

lı Su Yavaş Yavaş Karıştırılmakta Olan Kireçli Suyun Üzerine İlave Edilerek Bordo Bulamacı Hazırlanmış Olur.

Bu bulamaç % 1’liktir.

% 2 lik bordo bulamacı hazırlamak için 2 Kg. sönmüş kireç veya 1 Kg. sönmemiş kireç kullanılır.

nın Kontrol Edilmesi

Parlak renkli bir çiviyi bulamaca batırarak 4-5 dakika tutunuz, sonra çıkarınız. Çivinin rengi değişmezse bulamaç iyi hazırlanmıştır. Çivi üzerinde esmer kırmızımsı bir renk meydana gelmişse biraz daha ilave ediniz.

Saklanması

Hazırlanan bordo bulamacı hemen kullanılmalıdır. Elde olmayan nedenlerle hemen kullanılmazsa 100 lt. na 200 gr. şeker veya pekmez, yoksa 1 lt. yağsız süt katılır. Böylece bordo bulamacı 1-2 gün bozulmadan bekletilebilir.


Bitkilerde Virüs hastalıkları Tanımı ve Mücadelesi

Virüs, kelime olarak “Zehir” anlamına gelmektedir. 17. ve 18. yüzyılda yanlış olarak, sebebi bilinmeyen bütün hastalıklar için kullanılmıştır. Yıllar geçtikçe gerek virüslerin kendileri gerekse meydana getirdikleri hastalıklar hakkındaki bilgiler çoğalmış ve virüs kelimesi daha özel bir anlam taşımaya başlamıştır. Bugün bile bilimde sebebi bilinmeyen hastalık veya bozuklukların etmenlerini virüs olarak nitelendirmek eğilimi vardır.

Virüslerin Bazı Özellikleri:

1. Virüsler bir çeşit nükleik asit içerirler. Bu ya RNA (Ribonükleik asit) veya DNA(Desoxyribonükleik asit) olur, fakat hiçbir zaman ikisi bir arada bulunmaz. Bu özellik virüsleri diğer bütün hücresel organizmalardan ayırır. Bugün bilinen bitki virüslerinin bir ikisi hariç hepsi RNA yapısındadır.

2. Virüsler sadece nükleik asitleriyle ve canlı konukçu hücreleri içinde çoğalırlar. Bir virüs partikülünden izole edilen çıplak nükleik asit uygun konukçu hücresinde çoğalabilir ve etrafındaki protein kılıfıyla bütün bir virüs partikülünü oluşturabilir. Hiç bir normal hücresel nükleik asit formu bu işlemi yapamaz.

3. Bir hücre içerdiği enzimlerle gıda maddelerindeki potansiyel enerjiyi, sentez için gerekli yüksek enerji bağlarına dönüştürür. Fakat virüsler enzim ihtiva etmezler ve sentez için gerekli yüksek enerjiyi konukçu hücrelerinden temin ederler, konukçu hücrelerde meydana gelen yüksek enerjiyi kullanırlar.

enfeksiyonunun en belirgin simptomları genellikle yapraklarda görülür. Virüs enfeksiyonları bitkilerde büyüme ve gelişmeyi idare eden mekanizmaları bozduğu için çeşitli bitkiler üzerinde çeşitli virüslerin meydana getirdiği simptomlar farklı olabileceği gibi, belirli bir virüsün değişik konukçularda göstereceği simptomlarda değişik olabilir. Örneğin, lahanada siyah halka lekeler yapar virüs şalgamda mozaik belirtisi gösterir.

Virüslerin bitkilerde oluşturduğu belirtiler iç ve dış belirtiler olmak üzere iki ana grupta toplanır.

Dış Belirtiler:

Virüslerin enfekte etmiş olduğu bitkilerde dış belirtiler pigment oluşum mekanizmasının bozulması sonucunda renk değişikliği olarak belirir. Genellikle bu renk değişikliği yaprağın kendi yeşil renginden daha açık veya daha koyu renk şeklinde olur. yapraklardaki bu renk değişimi her zaman aynı değildir. Mozaik, benek, damar açılması ve bantlaşması şeklinde değişiklikler gösterir.

Mozaik: Yaprak yüzeyinde belirgin koyu ve açık yeşil veya yeşil ve sarı renk değişikliğidir. Bu tip belirtide farklı renkteki kısımların kenarları keskin çizgi halindedir.

Benek: Mozaikte olduğu gibi açık, koyu veya sarı yeşil renk değişikliğidir. Fakat bu tip belirtide farklı renkler keskin bir çizgi ile sınırlanmamış olup renkler bir birine karışmış gibidir.

Danar Açılması veya Bantlaşması: Bu tip belirti damar dokusuna yerleşen virüsler tarafından, damarların yaprak dokusundan daha açık veya sarı renk şeklinde oluşturulmasıdır. Matlaşmanın meydana gelmesi de yine damara bitişik yaprak dokusunun daha açık bir renk alması ve damarların adeta şeffaflaşması şeklindedir. Pigmentasyondaki bu değişiklik çoğu zaman çiçek ve meyveler üzerinde de görülebilir.

Şekil Bozuklukları: Hücrelerin bölünmesine, gelişmesine ve hücrelerdeki hormon faaliyetine etki eden virüs enfeksiyonları bitkilerde anormal gelişme, cüceleşme, yaprak ve meyve şekillerinin bozulması hatta meyve tadının değişmesi gibi bozukluklara yol açar. Örneğin, hıyar mozaik ve tütün mozaik virüsleri ile enfekte olmuş domateslerde yaprak ayasının daralıp uzamasıyla “iplikleşme” denilen belirti meydana çıkar. Pek çok virüs, yapraklarda çok değişik kıvrımlara, yaprak ayası dişliliğinin bozulmasına yaprakların etlenip kalınlaşmasına, sertleşip gevrekleşmesine sebep olabilir. Bazı virüs enfeksiyonları da yapraklarda “enasyon” denilen oluşumlara neden olur. enasyonlar anormal hücre bölünmesi sonucunda yaprak veya gövde üzerinde meydana gelen yaprağa benzer uzantılardır. Anormal hücre bölünmesi meyvelerin de şekillerini bozar ve değerini düşürür.

Rozetleşme: Cüceleşme meydana getiren virüs enfeksiyonlarının büyüme noktasında ölüm meydana getirdiği veya hormonal dengeyi bozduğu düşünülmektedir. Domateslerde çalılaşma yapan virüs hastalığında büyüme konisindeki faaliyetin tamamen durması sonucu yan gözler sürmeye başlar ve bitki çalı görünüşü alır. Rozet belirtisi gösteren virüs hatalıklarında ise hücrelerin uzamasını sağlayan hormon düzeni bozulmakta ve üst üste yığılan hücreler bitkiye bu “rozetleşme” görünümünü vermektedir.

Nekrozlar: Bitki üzerinde lokal veya sistemik olarak meydana gelen nekrozlar virüs enfeksiyonlarının en yaygın belirtilerindendir. Bir lokal lezyon sadece virüsün giriş yaptığı noktada veya etrafında meydana gelen nekrotik veya klorotik nokta ve konsantrik halka şeklinde olabilir. Virüs enfeksiyonlarında lokal lezyon reaksiyonu gösteren konukçularda virüs sadece bu lezyonlarda bulunur ve bitkinin diğer kısımlarına taşınmaz. Diğer bir deyişle virüs inoküle edildiği yerde lokalize olur, sistemik hale geçmez. Enfeksiyonlara sistemik reaksiyon gösteren konukçularda ise virüs giriş noktası ne olursa olsun bütün bitkiye yayılır ve genellikle enfeksiyon belirtileri genç dokularda daha belirgin olarak ortaya çıkar.

İç Belirtiler:

Virüs enfeksiyonlarının oluşturduğu en ilginç iç simptomlar “inclusion bodies” olarak bilinen hücre içi oluşumlardır. Bu oluşukların bir kısmı stoplazma, bir kısmı nukleus, bir kısmı da hem stoplazma hem de nukleus içinde bulunabilir.

Bu oluşuklar üç gurupta toplanabilir.

1. Amorf, granül veya ipliksi yapıda olanlar,

2. Kristal formlar,

3. Küresel formlar.

Bu oluşuklar virüslerin teşhisinde yardımcı oluşuklardır.

FİZYOLOJİK DEĞİŞİKLİKLER:

Enfekteli bitkilerde respirasyonun sağlıklı bitkilere göre daha yüksek olduğu genel bir düşüncedir. Fakat son araştırmalar enfekteli bitkilerde respirasyon oranının inokulasyondan sonra geçen zaman, bitkinin fizyolojik durumu, çevre şartları ve inokule edilen yapraklara göre değiştiğini ortaya koymuştur. Virüs enfeksiyonlarının fotosentez üzerine büyük etkileri vardır.

KORUNMA YOLLARI

Virüs hastalıkları çok çeşitli yollarla yayılabildiklerinden ve enfeksiyon görüldükten sonra bitkilerin tedavisinin pratik ve ekonomik olmaması yüzünden bitki virüslerinin yayılmasını önlemek başlıca korunma yoludur; fakat buda her hastalık için değişik olabilir. Virüs hastalıklarını önlemek için uygulanan metodlar altı grupta toplanabilir.

1-Virüs enfeksiyonu kaynaklarının yok edilmesi :Yabancı otların virüs hastalıkları enfeksiyonu için önemli kaynaklar olduğu bilinmektedir. Bir çok virüs hastalığı yabancı ot tohumlarıyla bir yıldan diğer yıla geçmekte ve yabancı otların çoğu yine birçok virüs simtom göstermeden taşınmaktadır. Ayrıca nematodlarla taşınan virüsler ve yabancı ot tohumlarına geçen virüsler arasında bir ilişki olduğu ortaya konulmuştur.

Bundan başka kültürü yapılan ürünler de diğer ürünleri enfekte eden virüslere konukçuluk edebilir. Örneğin, yonca bitkisi, bezelye ve fasulyede hastalık yapan virüslerle bulaşık olabilir ve başlıca vektör olan Mikcrosiphum pisi de yoncada kışı geçirir. Bı yüzden çok yıllık baklagil bitkileri hassas olan tek yıllık bitkilere yakın olanlarda yetiştirmek gerekir.

2- Vektörlerden kaçınmak : Bitkileri izole etmek, vektör-virüs-konukçu çemberini kırmak, vektörleri önlemek için yapay çitler kullanmak gerekir. Ekim dikim zamanını ayarlamak suretiyle afidlerin en aktif oldukları devrelerden kaçınılabilir; bütün bu yöntemler uygulanırken zarara sebep olan virüs hastalığının tarlada yayılışının nasıl ve ne şekilde olduğunun bilinmesi gerekir ki en doğru kontrol metodu en doğru olduğu zamanda uygulanabilsin.

3- Doğrudan doğruya vektörlerle savaşmak : Virüs enfeksiyonlarını kontrol altında tutmak bakımından insektisitlerin değeri hiç şüphesiz büyüktür ama bunları tam zamanında ve yerinde kullanmak bile ancak dolayısıyla bir etki sağlar. Böceklerin ilacı bünyelerine alabilmesi için bir süre bitkiler üzerinde beslenmeleri gerekir ve bu süre içinde virüsü de bünyelerine alabilirler ve ölümden önce diğer bitkilere geçebilirler. Özellikle persistent olmayan virüsler hızla diğer bitkilere bulaşmış olur.

En iyi insektisitler bile virüs hastalıklarını sadece azaltabilir, hiçbir zaman elemine edemezler. Fakat vektör konukçu ve virüs ilişkileri iyi bilinip insektisitler uygun zamanda kullanıldığında oldukça iyi bir kontrol sağlanabilir.

4- Dayanıklı çeşitler yetiştirmek : Bu metod virüs hastalıklarının kontrol altına alınmasında en ümitvar olanıdır.

Enfeksiyona dayanıklı çeşitler, hassas çeşitler gibi virüsten zarar görmezler. Hipersensitif çeşitler de virüs tarafından şiddetle enfekte edilip derhal ölüme gittiklerinden diğer bitkiler için potansiyel inokulum kaynakları olmaktan çıkarlar.

5. Enfekteli bitkilerin tedavisi:Bazı durumlarda enfekteli bitkilerin sıcakılık veya kimyasal maddelerle muamele etmek mümkündür. Doğrudan doğruya virüs hastalıklarının kimyasal yönden bunun için pratik bir değer taşımamaktadır. Bu uygulamanın prensbi nukleik asit metabolizmasını etkileyen kimyasal maddeler kullanarak virüsün bitki bünyesinde çoğalmasını önlemektir.

6. Özel üretim metodları: Bitkilerin virüsten arınmış klonlarının yetiştirilmesi için kullanılır. Birçok virüs büyüme konisindeki genç meristem dokusunda bulunmaz, bundan faydalanarak bu doku izole edilip özel besleyici ortamda yetiştirilirse sonuçta virüssüz bitki elde edilir.

Virüse yakalanmış bitkilerin tedavisinde çok zor ve pahalı metodlar uygulanmakta ve sonuçta her zaman tatminkar olmamaktadır. Bu yüzden ürünlerin virüs hastalıklarına yakalanmasını önlemek çok daha pratik ve ucuz bir yoldur.


Tahıllarda Bambul Böceği

Tanımı ve Zarar şekli :

Ergin 10 – 15 mm boyunda , 6-8 mm enindedir. Baş öne doğru daralarak kıvrılır. Yapı ve renkleri türlere göre farklılık gösteriri. Madensel yeşil renklidir. Üst kanatlar kahverengidir. Erginler tahılın süt olum döneminde başaklar üzerinde görülürler.Bir süre beslendikten sonra çiftleşmeye başlarlar. Dişiler yumurtalarını kumsal hafif toprakların 10-25 cm derinliğine bırakırlar. Larvalar toprakta genellikle 2 yıl kalırlar. Son dönem süresinde pupa olurlar. Ortalama 15 gün süren bu dönemden sonra erginler çıkar. Erginler günün bu saatlerinde çok hareketlidirler. Erginlerin yaşam süresi 1-1,5 aydır. Bu zararlı genellikle 2 yılda bir döl vermekle birlikte uygun koşullarda yılda bir döl de verir.

Larvalar toprak altında genç tahılın kökünü kemirerek zararlı olmakla beraber büyük zararı erginler yapar. Süt olum döneminde başaklardaki taneleri kemirerek zarara neden olurlar. Bambul erginleri tarafından kemirilen taneler tohumluk olarak kullanılamayacağı gibi tanenin özü yenildiğinden ekmek yapımında da iyi sonuç vermezler. Zararlı tarlada eşit dağılım gösterdiği koşullarda m2 de 3-4 adet ergin olduğunda ekonomik zarara neden olabilirler.

Mücadelesi:

Kültürel Önlemler:

Uygun münavebe sistemi seçilmelidir. Erken ekim yapılmalı, erkenci çeşitler seçilmeli ve olgunlaşan tahıllar erken hasat edilmelidir. Anız erken ve derin olarak sürülmelidir. Larvaları yok etmek için tarla kenarında işlenmemiş toprak bırakılmamalıdır.

İlaçlı Mücadele:

İlacın Adı
Dozu(Dekara)

Mitin 5 (Naftil 5)
2 kg.

Korvin Dust
2 kg.

Bantrin 5 Toz
2 kg.

Hektavin
2 kg.

Karbavin %5 Toz
2 kg.


Baklagil Tohum Böceği

Tek Döl Veren: Bezelye, bakla ve mercimek tohum böceklerinin erginleri, konukçularının çiçeklenme devresinde görülürler. Yumurtalarını tohumları şekillenmiş yeşil kapsüllere bırakırlar. Yılda bir döl verirler.

Çok Döl Veren: Çok döl verenler fasulye ve börülce tohum böcekleridir. Börülce erginleri yumurtalarını tarlada olgun kapsüller, ambarda kuru tohumlara bırakırlar. Uygun koşullarda 5’ e varan döl sayısına ulaşırlar.

Tanımı ve Zarar Şekli: Baklagil larvaları, konukçuları olan baklagil taneleri içinde beslenmeleri süresince oyuklar meydana getirerek tanenin

besin değerlerini düşürdükleri gibi dışkı ve vücut artıkları ile de kirletirler. Çok döl

veren türlerin devamlı üremeleri sonucu delinmiş ve içinin büyük kısmı yenilerek

besin değerlerini tamamen yitirmiş olan taneler hayvan yemi ve gübre olarak dahi

kullanılamazlar.

Mücadelesi :

Kültürel Önlemler : Geç ekilen fasulyelerde zararlının tarlada bulaşma oranı erken ekilenlere göre çok az olmaktadır. Bu nedenle ağır zarar görülen bölgelerde geç ekim yapılması gerekir.

n Hasat ve harman geciktirilmeden yapılmalıdır.

n Ürün temiz çuvallara ve temiz ambara konmalıdır.

n Hasat sonrası tarlada kalan artıklar pullukla derine gömülmeli veya yakılmalıdır.

n Temiz tohumluk kullanılmalıdır.

n Ambara bulaşık ürün çuval veya malzeme konulmamalıdır.

İlaçlı Mücadele:

Tarlada yılda tek döl veren baklagil tohum böceklerine karşı mücadele , bitkiler çiçeklenme başlangıcında iken yapılır. Gerekirse 10 gün ara ile 2.uygulama yapılabilir.

Çok döl veren fasulye ile bulaşık olduğu bilinen sahalarda fasulye çeşidinin gelişmesi ve ekim zamanı göz önünde tutulmak kaydıyla fasulye bitkilerinde alt kapsuller kuru oluma girer girmez önerilen ilaçlardan birisi ile 10-14 gün ara ile 2-3 ilaçlama yapılmalıdır.

Boş ambar ilaçlaması

Baklagil tohum böceklerine karşı tarla mücadelesinden sonra ambarda çoğalan türlerin zararını önlemek amacıyla ambar mücadelesi de uygulanır.

Ambar boş iken ürün konulmadan 15-20 gün önce ilaçlama yapılmalıdır.

Koruyucu İlaçlama

Ambarlarda döl vermeye devam eden türlerin zararını önlemek amacıyla ürün ambara konulurken uygulanır.

Dolu ambar ilaçlamaları (Fümigasyon) Bu işlem fümigasyon operatörleri tarafından yapılır.(İl müdürlüğü -Bitki Koruma Şube Müdürlüğündeki fumigasyon operatörlerince yapılmaktadır.)

Tarla İlaçlaması

İlacın Adı
Dozu(100 lt. suya)
Dozu(Dekara)

Lebaycid EC 50
200 ml.
-

Korfen 50 EM
200 ml.
-

Gusathion M EC 20
600 ml.
-

Bazinon 20 EM
300 ml.
-

Diazol 20 EC
300 ml.
-

Sumucidin % 20 EC
-
20 ml.

Kimvaleret 20 EC
-
20 ml.

Decis 2,5 EC
-
40 ml.

Nova 20 EC
-
50 ml.

Polytrin 200 EC
-
50 ml.

Hostathion 40 EC
-
100 ml.

Komityon 50 EC
-
150 ml.

Nition EM
-
150 ml.

Ambar İlaçlaması

İlacın Adı
m² Yüzeye

Malathion 60 Emulsiyon
200 ml.

Hekthion 65 EM
200 ml.

Actellic 50 EC
300 ml.

Hekthion WP 25
625 gr.

Malathion % 25 WP
500 gr.

Koruyucu İlaçlama

İlacın Adı
1 ton ürüne

Hekthion Dust % 2
500 gr.

Midiltipi Malathion % 2 toz
500 gr.

Koruma Malathion Dust
500 gr.

Malaton Dust % 2
500 gr.