Bitkileri Tanıyalım

Corekotunun faydalari

date 11 Tem 2008 | category Bitkileri Tanıyalım

Çörekotunun faydaları:

• Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir.

• İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir.

• Kan şekerini düşürür.

• Damar hastalıklarını önler.

• Hazmı kolaylaştırır.

• Vücuttaki zehirleri süzerek atar.

• İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.

• Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.

• Alerjiyi önler.

• Savunma sistemini dengeler.

• Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.

• Çocuklarda özellikle sinir ve deri hastalıklarına, astım ile alerjiye iyi gelir.

• Çörek otu ürünleri hamilelik devresindeki şikayetleri azaltır. Yan tesiri olmayıp, bu devredeki hanımlara ve bebeklerini ana sütüyle besleyenler için süt kalitesinin bebeğe daha yarayışlı olmasını sağlar.

•Egzamalı deriye sık sık çörek otu yağı sürüldüğünde deri çabuk iyileşir. Yine deri hastalıklarında mikrop öldürücü tesirinden dolayı çok fayda verir.

•Hazım zorluğu ve mide şişkinliklerinde çörek otu eskiden beri bilinmektedir.

•Hemoroide iyi gelir, çünkü damarları güçlendirir ve kan dolaşımını hızlandırır.

•Romatizma, şeker hastalığı ve kolesterolün yükselmesi gibi metabolizma hastalıklarına faydalıdır.

• İktidarsızlık ve kısırlıkta yine yarar verici tesire sahiptir. Çünkü çörek otu, cinsî hormonları tanzim etmekte, bedenî ve ruhî olarak zindelik ve dinçlik vermektedir.

• Çörek otu yağı kadınlardaki aybaşı hâli sancıları ve diş ağrılarına karşı kullanılır.

Sağlıklı olmak için çörek otu kürü:

Tabii muhtevası ile savunma sistemine, metabolizma ve hormonlara iyi gelen çörek otu, vücudu toksin adı verilen zehirli maddelerden temizler, kan dolaşımını güçlendirir ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Cildi parlaklaştırır. Düzgün bir cilde, parlak saç ve gözlere sebep olur. Sağlıklı ve hayat dolu bir görünüm sağlar.

Çörek otu savunma (immun) sistemini güçlendirdiğinden, kanser, AIDS gibi çağın hastalıklarına karşı tavsiye edilmektedir. Yine tansiyon ve ateş düşürücü ve tabii antibiyotik tesirleriyle yaygın hastalıklara şifa olmaktadır. Başta astım ve polen alerjisi olmak üzere alerjik hastalıklara, saç dökülmesine ve kepeğe karşı da tesirlidir.

Corekotunun faydalari, bitkileri taniyalim

Maren Franz’ın kitabından naklettiğimiz bu satırlar, çörek otunu “ölümden başka her derde deva” olarak tarif eden Peygamberimizin (a.s.m.) yüceliğini gözler önüne sermektedir. Çünkü Efendimiz (a.s.m.) çörek otunun henüz yeni keşfedilen bu mucizevî özelliklerini asırlar öncesinden, kıyamete kadar gelecek olan insanların en iyi anlayacağı şekilde ifade etmiştir:

“Çörek otuna kıymet verin. Zira o ölümden başka her derde şifadır.”

Bitki resimleri

date 05 Tem 2008 | category Bitkileri Tanıyalım

bitki resimleri

Sedir Çamı

date 02 Tem 2008 | category Bitkileri Tanıyalım

Doğada 3 çeşit sedir çamı bulunur. Cedrus Libani (Lübnan sediri), C. Atlantica (Atlas sediri) ve C. Deodarus (Himalaya sediri). Lübnan sediri geliştiğinde tepesi düzleşen, 30 metre kadar büyüyebilen bir çamdır. Dalları toprağa paralel gelişir. Anavatanı Lübnan’da bile Toroslar’dakinden fazla sedir bulunmaz. İstanbul’da sahil bölümlerinde ılıman ve kuytu alanlarda Lübnan sediri gelişebilir. Kara, dona diğer türlerine göre fazla dayanamaz. Fakat Asya’da bulunan bir tür C. Stenocoma geliştirilip soğuğa dayanıklı hale getirilmiştir. Odunu pembemsi ve güzel kokuludur. Zamanında kutsal merkezlerde iç mekan işçiliğinde kullanılmıştır.

sedir Atlas sediri şeklini en beğendiğimdir. Yumuşak dalları, kısa iğneleriyle çabuk gelişirler. 50 metre kadar büyüyebilen bu çam bana hep Japon Kabuki tiyatrosu figürlerini anımsatır.
C. Atlantica “Glauca” mavi olanıdır. Anavatanı Fas, Cezayir olan bu çam çok değişik topraklarda yetişebilir. Hafif asitli topraklardan özellikle kireçli topraklarda, kayalıklarda, yamaçlarda gelişebilir. Atlas sediri için kışın belli miktar kar yağışlı, yazın sıcak ve kuru geçmesi şarttır. Odunu sarımsı kahverengidir. Mobilya ve inşaat yapımında kullanılır. Kozalakları 40 yaşından sonra oluşmaya başlar.

Deodora ya da Himalaya sediri daha uzun iğneleriyle ve en yumuşak dallarıyla tanınabilir. Diğerlerine göre yavaş gelişir. Küçük bahçelerde yetişmesi daha iyidir. Soğuğu pek sevmez. Ilıman kuşak bitkisidir.

Tüm sedirler, üzerinde oluşan kozalaklardan çıkan kanatlı tohumlardan yetişebilir. Yalnızca mavi ve açık sarı türleri dalından özel yöntemle yetiştirilir. Üçü de deniz kenarında tuzdan etkilenmez. Ufak fideler yetiştirilirken yapmanız gereken, yetişen esas gövdenin tek bir dalda olmasını sağlamanızdır. Yanında dik çıkmış esas dal gibi olanları kesin, tek gövde gelişimi hızlandırır.

Sedirler yılda 30 – 90 santim büyür. Bahçenize sedir dikecekseniz bol güneşli ve açıklık alanları seçin. Etrafındaki fazla miktarda bitki türü, rutubet, gölge kozalak ve tohum gelişimini etkileyebilir.

Sedirleri gruplar halinde ve çok yakın olmayacak şekilde dikin. Asla hayvansal gübre vermeyin. Senede iki kez çam gübresi verin. Bauhaus’da bulabilirsiniz. İlkbaharda gelişim için ve sonbaharda dinlenmesi için… Asla altında çim yetiştirmeye zorlamayın. Yonca dikin yeter. Fazla su ağaçlara zararlı olabilir. Dibini çapalamayın. Piyasada 2.5 milyondan, 5 metrelik 110 milyona kadar değişik sedirler bulabilirsiniz.

Sümbülün Doğuşu

date 01 Tem 2008 | category Bitkileri Tanıyalım

Sümbül, Hyacinthus cinsine ait soğanlı bitkilerden olup daha önce zambakgiller (Liliaceae) familyasının üyesi olarak kabul edilmekte iken şimdi yeni bir familya olan hyacinthaceae altında incelenmektedir. Sümbüllerin anayurdunu doğuda İran ve Türkmenistan’a kadar dağılım gösteren doğu Akdeniz bölgesi oluşturmaktadır. Hyacinthus, Yunan mitolojisinde Sparta Kralı’nın genç oğlu olup yeniden doğuşu simgelemektedir.

Bu tür 15-20 cm yükseklikte, çok yıllık, otsu bir bitkidir. Çiçekler 6 parçalı, kuvvetli kokulu, açık veya koyu mavi renkli ve kısa saplıdır. 5-15 çiçek gövde üzerinde seyrek bir salkım yapar.

Ülkemizde iki alttürü vardır. Bunlardan alttür “orientalis” İçel, Hatay, özellikle Osmaniye ve çevresinde yaygındır. Diğer alttür olan “chionophilus” ise Kayseri, Sivas, Kahramanmaraş ve Tunceli çevrelerindeki dağlarda yabani olarak yetişir ve endemiktir.

Yumruları haricen yumuşatıcı ve çıban açıcı olarak kullanılır. Soğan ezilir, sütte pişirilir ve elde edilen merhem çıban üzerine sürülür. Tohumları eskiden iştah açıcı, sarılık ve belsoğukluğunu tedavi edici olarak dahilen kullanılırdı.

Osmanlılar döneminde çok sevilen ve Osmanlı saraylarında yetiştirilmek üzere toplandığı bilinen bir süs bitkisi idi. Bu dönemde yetiştirilen sümbül çeşitlerinin renkli resim ve isimlerini taşıyan bir elyazması Topkapı Sarayı Kütüphanesinde bulunmaktadır (Musavver Sümbülname, 1149/1737, Topkapı Sarayı Kütüphanesi No.H.413).

Islah edilmiş sümbül melezlerinin Avrupa’ya ilk kez İstanbul’dan gönderildikleri bilinmektedir. Bu bitkinin Hollanda’da ki lale çılgınlığını bir krizle sonlandırarak, lale zenginlerinin bir bir iflas ettiği dönemde Avrupa’da lalenin yerine geçip ön plana çıktığı gözlenmiştir. Biz de ise gül ve lalelerin üzerine geçemeseler de, XV. Yüzyıldan itibaren şiirimizin, süsleme sanatlarımızın ve bahçelerimizin en gözde çiçeklerindendir.

Evliya Çelebi’nin “Seyahatname”sinde de sümbül ile ilgili ilginç bir bilgiye rastlanır; Antakya yöresi Belen dağlarında yetişen sümbülleri anlatmaktadır. Ünlü gezginimize göre, Karaağaç Kınıkhan yolu üzerinde Bakras Kalesi çevresindeki köylüler, dağlardan çıkarmış oldukları sümbül soğanlarını Bursa ve İstanbul gibi büyük şehirlerde Bakras sümbülü adıyla satarlar ve geçim sağlarmış. İyi sümbül yetiştirmenin sanat sayıldığı o dönemde, bazı nadide sümbül soğanlarına bir fındık altın ödendiği dahi olurmuş.

Osmanlı döneminde, saray bahçelerinde kullanılacak olan sümbül soğanlarının genellikle Maraş ve Halep’ten getirildiğini Osmanlı fermanlarından öğreniyoruz.

IV. Murad döneminde bu bölgelerden 100.000 adet sümbül soğanı getirtilerek saray bahçelerine dikilmiştir.