Cicekler Hakkinda Genel Konular

Gül Resimleri

Çiçek Resimleri & Çiçek Çeşitleri & Çiçek isimleri & Şifalı Bitkiler & Bitkileri Tanıyalım

gül


Cicek Nasil yetistirilir?

Balkon, bahçe ve evinizde çiçeklerinizi çeşitli yollarla yetiştirebilirsiniz…

En kolayı bir seraya gidip hoşumuza giden çiçekleri satın almaktır.

Eğer bir balkon veya bir bahçemiz varsa fazla sayıda bitki gerekir. Bu durumda çiçeklerimizi çeşitli metodlarla kendimiz yetiştirmemiz daha ekonomik olur. Çiçeklerimizi tohumla, çelik veya kök sürgünlerinden yetiştirebiliriz.

Tohumla yetiştirme

Tohumla bitki yetiştirmek biraz karmaşık bir iştir. Bütün tohumlar aynı şekilde ekilmez. Bitkisine göre ekim zamanı, ısı ve ortam farklılıkları gösterir. En çok mevsimlik ve iki yıllık çiçekler tohumdan yetiştirilir.

Dayanıklı mevsimlik çiçekler

Yıllık çiçeklerin bir kısmının tohumu Eylül ayında asıl yerine ekilir. Bunlar sonbaharda çimlenir ve soğuktan korkmadan kışı geçirirler. İlkbaharda gelişir ve çiçek açarlar. Bu cins çiçekler yer değiştirmekten hoşlanmazlar. Yalnızca sık fideler seyreltilir ve kalanlar oldukları yerde büyütülür.

Bu türler genellikle ilkbahar ve erken yaz döneminde açan cinslerdir ve çoğunlukla bir kere ekilince ertesi yıllarda tohumları dökülerek kendiliklerinden çıkarlar. Mevsimlik hezaran, sarı nergis, çörekotu, tatlı bezelye, bekâr düğmesi ve godetya bu tür çiçeklerdir. Bu türler nisan ayında ekilebilir ancak çiçek verimleri düşük olur.

Hassas mevsimlik çiçekler

Daha geç açan mevsimlik çiçekler ise tohumları Mart ayında sıcak bir yerde ekilerek yetiştirilir. Erken çiçek almak için bu şarttır. Dışarı ekilmek istenirse hava ısınıncaya kadar yani Nisan sonlarına kadar beklemek gerekir. Bu durumda çıkan fideler ancak yaz ortalarında çiçeklenir.

Birinci metod: Tohumlar 15�18 c. sıcaklıkta ve aydınlık bir yerde ekilir. Saksı veya en az 5 cm derinlikte tepsilere hazır torfla doldurulur. Tohumlar serpilir. İri tohumların üstü hafifçe örtülür. Toz gibi ince olanlar ise örtülmez, hafifçe bastırılır. Püskürteçle sulanır. Üzerine bir cam kapatılır. Kahverengi bir kağıt konur. Cam her gün çevrilir. Tohumlar çimlenince önce kağıt, bir kaç gün sonra da cam kaldırılır. Fideler gerçek yaprakları çıktıktan sonra küçük kese veya saksılara şaşırtılır.

İkinci metod: Tohumlar aynı şekilde saksıya ekilir. Üzerine şeffaf bir naylon torba geçirilir. Ilık ve gölge bir yere konur. Tohumlar çimlenince torba kaldırılır ve saksı aydınlık bir yere konur. Aynı şekilde fidelenir.

Begonya, camgüzeli, ateş çiçeği, petunya, aslanağzı, mine ve buz çiçeği böyle ekilir. Kadife, kral kızı, horozibiği ve kozmos gibi fazla hassas olmayan bazı mevsimlikler nisan ayında dışarıya ekilir. Fideler çıkınca asıl yerlerine şaşırtılır.

Tohumları dışarıda yetiştirme

Daha çok iki yıllık ve kalıcı çiçekler için uygundur. Bu cinsler ilk yıl yaprak ve kök geliştirir. Ancak ertesi yıl çiçek açarlar. Tohum ekmek için Mayıs ayı en uygun zamandır.

Hafif gölge bir yer seçilir. Yanmış gübre ile beraber kazılmış ve iyice işlenerek inceltilmiş toprağa tohumlar serpilir. Çok ufak tohumlar örtülmez, hafifçe bastırılır. İri tohumlar için toprakta çizgiler açılır. Fazla derin açılmamalıdır. Tohumlar bu çizgilere seyrekçe serpilir ve hafifçe örtülür. Tohumlar süzgeçli kova ile düzenli olarak sulanır. Çıkan fideler Eylül ayında istenen yerlere fidelenir.

İki yıllık çiçekler: Yüksük otu, ay gülü, çan çiçeği ve hüsnüyusuf.

Ömürlü çiçekler: Hasekiküpesi, ezan çiçeği, Acı bakla, ömürlü karanfil ve gülhatmi türleri böyle yetiştirilebilir.

Bütün bunlardan farklı şekilde ekilen tohumlarda vardır. Mesela hercai ve aslanağzı tohumları Ağustos sonuna doğru ekilir. Çıkan fideler 4�5 hafta sonra yerlerine şaşırtılır. Aslanağzı olduğu yerde de kalabilir.


Cicek Hastaliklari


Kırmızı Örümcek Mite’ları:

Yaprakların alt yüzeylerinde bulunan küçük, sarı, kahverengi veya kırmızı kurtçuklardır. İnce örümcek ağları üretirler. Kuru ortamı severler. Nemliliği artırmak amacıyla bitkiyi sık sık spreyleyin.

Kabuk Böcekleri:

Yapraklara ve gövdeye yapışmış duran küçük, sert kabuklu, kahverengi, sarı böceklerdir. Böcekleri ilik sabunlu suyla temizleyip durulayın.

Küf:

Yapraklarda ve gövdede oluşan beyaz, pudra benzeri olusumlardır. Mantar ilacı (fungicide) ile spreyleyin.

Beyaz Sinekler:

Güveye benzer ve rahatsız edildiğinde uçuşan küçük, beyaz böceklerdir. Tüm bitkiyi ilik sabunlu suya batırın ve sonra durulayın.

Yeşil ve Siyah Sinekler:

Bitkinin büyüyen uçlarında koloni oluştururlar. Yok etmek için arap sabununu köpürtün ve bununla tüm bitkiyi yıkayın.

Botrytis:

Yaprak, çiçek ve gövdede bulunan gri küftür. Bitkiyi daha kuru bir ortama alin ve hava akımını artırın. Ölü çiçek ve yaprakları düzenli olarak ayıklayın. Sorun devam ederse mantar ilacı kullanın.

Mealy Bugs:

Yaprakların altında ve gövdede bulunan minik yün yumaklarına benzer oluşumlardır. Pamukçuk gibidir. İspirtoya (metil alkol) batırılmış bir pamukla siliniz.


ÇİÇEKLERİNİZİN BESLENMESİ NASIL OLMAKTADIR

ÇİÇEKLERİNİZİN BESLENMESİ NASIL OLMAKTADIR
Yaşayan her bitki adeta küçük bir kimya laboratuarını andırır. Biz insanlar ve hayvanlar tamamıyla organik maddelerle beslendiğimiz halde, bitkiler , pek azı hariç anorganik maddelerle beslenirler. Bitkiler bu anorganik maddeleri bünyelerinde organik hale getirirler, yani sentez yaparlar. Bitkilerin beslenmelerinde önemli rol oynayan diğer besin maddeleri şunlardır :

ÇİÇEKLER NE ZAMAN GÜBRELENMELİ

Bir süs bitkisi bir saksıya veya bahçeye dikildiği zaman gübre de verilir. Fakat bu bitkiye uzun zaman yetmez. Bitkilerin gelişmelerinin en fazla olduğu zaman ilkbahar ve yaz aylarıdır. O halde bu sürelerde bitkileri düzenli olarak gübrelemek gerekir. Sonbahar ve kış aylarında bitkilerde gelişme yavaşlar , hatta dinlemeye çekilirler. Bu süre içinde gübre vermeye gerek yoktur. Soğanlı , yumrulu, rizomlu çiçeklerin çiçeklenmeden önce bol bol gübreye ihtiyaçları olur.

ÇİÇEKÇİLİKTE KULLANILAN GÜBRELER HANGİLERİDİR

Gübreler iki türlü bulunabilir.

ORGANİK GÜBRELER ANORGANİK GÜBRELER

IŞIK : Evlerde oda çiçeklerini genel olarak ” Aydınlık Yerlerde ” bulundurmak gerekir. Fakat aydınlık ile güneşli arasında fark vardır. Çünkü yetiştirilmekte olan pek çok tür direkt güneş ışınlarına karşı dayanıklı değildir. Yazın fazla güneş salon çiçeklerinin yapraklarında yanıklar meydana getirebilir. Yapılan araştırmalara göre oda çiçeklerinin normal yetişebilmeleri için doğu ve batı yönlerindeki pencerelerden yararlanmak gerekir.Kış aylarında ise güney yöndeki pencereler daha avantajlıdır. Birde Çiçekli bitkilerin çiçeksizlere oranla daha fazla güneşe ihtiyaçları vardır.
HAVA : Bitkiler solunum için Oksijen’ e, özümleme içinse Karbondioksite muhtaçtır. Açık havada yetişen bitkiler için havadaki %20,95 oksijen ve % 0,03 karbondioksit yeterlidir, fakat salonlarımızda ki bitkiler için içerideki havanın tazelenmesi gerekir.Yazın bu işlem pekte zor değildir, fakat kış aylarında çok dikkat edilmelidir.
Sıcak bir odada yetiştirilen bir bitki dikkatsizlik sonucu soğuk hava akımına maruz bırakılırsa soğuk algınlığına yakalanır ve yapraklarında sarılık ve esmerlikler görülür. Yapraklar aşağıya doğru sarkar.
Bitkilerin yalnız toprak üstündeki kısımları solunum yapmaz, aynı zamanda toprak içindeki köklerin, yumruların, rizomların da havalanmaya ihtiyaçları vardır.
Bu nedenle saksı topraklarını ara sıra hafifçe karıştırmak gerekir.Bitkiler büyüdükçe toprak içerisinde kalan kökleri de gelişir. Bu nedenle birkaç yılda bir kökleri zedelemeden daha büyük saksılara alınmaları gerekir.
Son araştırmalara göre geceleri saksı bitkilerinin yatak odalarında bulunmalarında bir sakınca olmadığı tespit edilmiştir.
ISI : Isının oda içerisinde sürekli sabit tutulmasına özen göstermek şarttır. Odanın bazen sıcak, bazen de soğuk olması bitkilerin hasta olmasına yol açar. Kış aylarında oda sıcaklığının çok düşük olması bitkilerin gelişimlerini yavaşlatır, yaprak renkleri soluklaşır. Çok sıcak olma durumunda yapraklarda yanıklar oluşur.
SU : Hayatın kaynağıdır. Bitkilerin yapraklarında % 75-95 oranında su bulunur. Bir bitki susuz büyüyemez. Su topraktaki madeni besi maddelerini eriterek, bu eriyiğin bitkinin ince kıl kökleri vasıtası ile her tarafına taşınmasına neden olur. Bitki yapraklarının alt tarafında bulunan delikçikler kanalıyla fazla suyu buhar halinde tekrar havaya verir, buna botanikte terleme denir. Bu terleme sayesinde yüksek ısılara karşı bitki kendisini korur. Bitkilerin pek çoğu neme ihtiyaç duyar. Kışın havadaki su buharı miktarını arttırmak için radyatörlerin üzerine içi su dolu kaplar koymak gerekir. Çiçek severlerin bitkilerinin yapraklarına tazyikli su sıkmaları ve tozlarını almaları buharlaşma olayına yardımcı olur. Yalnız üzeri tüylü yapraklı bitkilere sık sık su serpmek iyi değildir, su damlacıkları tüyler arasına yerleşir ve dokuda çürümelere neden olur.
Gerektiğinden fazla verilen su bitkilere zarar verir. Toprak yüzü kabuk bağlar, hava içeriye giremez, kökler solunum yapamaz. Havasızlık ve fazla nemden köklerde çürümeler meydana gelir. Bunun sonunda bitki solar. Bu olayın susuzluktan olduğunu düşünen çiçek meraklıları hasta bitkiye su vermeye devam ederler, oysa yapılması gereken toprağı havalandırıp, yeni toprak
eklemek ve sulamayı azaltmaktır.
AZOT : Albominin başlıca temel taşıdır. Bitkinin normal şekilde büyümesini sağlar. Örneğin; bir lastik ağacının alt taraftan yukarı doğru yapraklarının sararıp dökülmesi azot azlığındandır. Azot fazlası da hiç iyi değildir. Bitki mantar hastalıklarına daha çabuk yakalanır.
FOSFOR ASİDİ : Azottan sonra bitki için ikinci derecede önemli bir besin maddesidir. Saf fosfor bitki için zehirdir, fakat fosfor asidi çiçek tomurcuğu oluşumu için gerekli bir maddedir.
POTASYUM : Bitkilerin çiçek açabilmeleri için iç yapılarında yeteri kadar potasyumu depolamış olmaları gerekmektedir. Eksikliğinde büyüme zayıf olduğu gibi hastalıklara da daha çabuk yakalanırlar.
KİREÇ : Bitkilerin temel besin maddelerinden olan kireç, bitkide ve toprakta asidi nötr hale getirir.Fakat herşey gibi onun da azı veya çoğu zararlıdır
ORGANİK GÜBRELER : Büyük ve küçük başlı tüm çiftlik hayvanlarının dışkıları bu gruba girer. Bu gübreler topraktaki mikro organizmalar tarafından bitkilerin beslenmeleri için uygun hale getirilirler. Bu tür gübrelerin etkileri uzun müddet devam eder.
ANORGANİK GÜBRELER : Bunlar yapay, kimyevi ve ticaret gübreleridir. Doğada bulunan maddelerden elde edilir. Bu gübreler suda kolay erirler, kökler tarafından kolayca alınırlar. Çok fazla verilecek olursa, bitkinin kök ve yapraklarında yanıklara neden olurlar. Tablet, toz, çubuk ve sulu şekilde satılmaktadırlar, zengin azot, fosfor, potas ve kireç bulundururlar. Tavsiye edilen miktarlarda kullanmak yararlıdı


SULAMA

SULAMA

İç mekan süs bitkileri yetiştiriciliğinde en önemli konulardan biri sulamadır. Bitkilerin ne kadar sık sulanması gerektiği de en çok sorulan sorulardan biridir. Ancak bu soruyu yanıtlamak oldukça güçtür. Bu konuda etkili olan çeşitli etmenler aşağıda özetlenmiştir:
- Sulamayı etkileyen en önemli etmenlerden biri bitki çeşididir. Sözgelimi, kurak ortamda yaşayan ve dokuları içinde bol su depo eden kaktüsler ve sukkulent (etli) bitkiler; palmiyeler, eğreltiler ve siklamenlere göre suya daha az gereksinme gösterirler.
- Bitkiler etkin gelişme dönemlerinde, dinlenme dönemlerinde göre suya daha çok gereksinme duyarlar. Ancak, bitki goncaya kalktığında suyunu biraz azaltmalıdır. Çünkü bu dönemde gerekenden çok sulama çiçeklerin daha açmadan dökülmesine neden olur.
- Eğer kökler toprak içerisinde fazlaca yayılıp tüm saksıyı doldurmuş ise, su bitki tarafından kolayca alınır ve topraktaki nem kısa sürede kaybolur. Bu durumda bitkileri sık sulamak gerekir. Yeni saksıya alınmış bitkilerde olduğu gibi, eğer toprak hacmine göre oldukça az oranda kök dağılımı mevcutsa, bitkinin topraktan su alımı da daha yavaş olur ve daha seyrek sulanabilir.
- Bazı topraklar oldukça fazla oranda su tutar ve daha uzun sürede kururlar. Bu nedenle, su tutma kapasitesi düşük olan kumlu topraklarda yetiştirilen bitkileri, humusça zengin tınlı topraklardakine oranla daha sık sulamak gerekir.
- Kilden yapılmış saksılar gözenekli olup, suyu toprak yüzeyi yanında saksı kenarındaki gözeneklerden de kaybederler. Bu nedenle bu tip saksılardaki topraklar plastik ve benzeri saksılara göre daha çabuk kurudukları için daha sık sulanmaları gerekir.
- Havadaki nem oranı da sulama gereksinimi etkileyen önemli bir etmendir. Hava nemli ise su gereksinimi daha az olur ve bitkiyi daha seyrek sulamak gerekir.

- Bitkinin güneş ışınları altında, gölgede veya yapay ışık altında olması da topraktaki nem durumunu ve bitkinin su kaybını etkiler. Güneş altında veya yapay ışık altında, bitki daha fazla terleme yapacağı için, gölge bir yerdeki bitkiye oranla daha çok suya gereksinme gösterir.
- Serin bir yerde büyüyen bitkiler ılık ve sıcak yerdekilere göre suya daha az gereksinme gösterirler.
- İç mekanlarda kışın sıcaklığı artırmak amacıyla yapay olarak ısıtma yapılması nem oranını azaltır ve dolayısıyla daha fazla sulamayı gerektirir.
Tüm bu etmenler sulama için bir zaman aralığı önermeyi olanaksız kılmaktadır. Bazı bitkiler için belirli iklim koşularında günde iki üç kez dahi sulama yapmak gerekirken, bazı bitkileri haftada iki üç kez sulamak yeterlidir. Diğer bazı bitkiler (sözgelimi kaktüs ve sukkulentler) ise, bir ay veya daha uzun süre sulanmadan yaşıyabilir.
Etkin gelişme dönemlerindeki sulama gereksinimlerine göre saksı çiçekleri kabaca üç grup altında toplanabilir:
a) Bol sulanması gereken bitkiler:
Açelya, Cam güzeli, Flamingo Çiçeği, Japon Şemsiyesi, Kamelya, Kroton, Küpe Çiçeği, Onbiray Çiçeği, Palmiyeler Salon Eğreltisi.
b) Orta derecede sulanması gereken bitkiler:
Afrika Menekşesi, Atatürk Çiçeği, Difenbahya, Gelin Duvağı, Paşa Kılıcı, Salon Sarmaşığı, Salon Yaprağı, Sardunya, Siklamen, Telgraf Çiçeği.
c) Tutumlu sulanması gereken bitkiler:
Deve Tabanı, Fittonya, Frenk Asması, Kalanşö, Kalp Çiçeği, Karides Çiçeği, Kauçuk, Parmak Aralya, Peperomya, Topçu Çiçeği.
Su bitki için son derece önemlidir, ama aşırı sulama da hiç su vermemek kadar tehlikelidir. Önemli olan nokta bitkileri her gün gözlemek ve her akla geldiği zaman değil, suya gereksinim gösterince sulamaktır. Gerçekten, süs bitkilerinden çoğunun genellikle saksı toprağının kuru tutulmasından çok, sürekli bir şekilde nemli tutulma sonucu zarar gördükleri yetiştiriciler tarafından bilinen bir olgudur. Bu ise yeterli bilgi ve deneyime sahip olmayan kimselerin bitkiye ne denli bol su verilirse o denli iyi gelişir şeklinde yanlış bir ön yargıya sahip olmalarının bir sonucudur.
İyi bir yetiştirici gözle izlemek veya dokunmak suretiyle bitkinin suya gereksinme duyup duymadığını anlayabilir. Eğer bitkide solma belirtileri varsa, büyük bir olasılıkla susuz kalmış demektir. Ayrıca, toprak yüzeyi daha açık (gri) renk almışsa ve parlak görünümde ise bu da toprağın susuz kaldığını gösterir. Toprak yüzeyi koyu kahverengi ise saksı toprağında henüz su var demektir. Öte yandan, saksı toprağının yüzeyden 2-3 cm’lik kısmının çok kuru olması ve tümüyle toprakla dolu saksıya dıştan vurulduğunda tınlama sesi çıkarması durumunda bitkinin suya gereksimi olduğu anlaşılır.
Toprakta aşırı su bulunması durumunda bitkilerin çoğu iyi gelişemez. Çünkü fazla su topraktaki havalanma gözeneklerini doldurarak bitki köklerinin oksijen alımını engellemektedir. Bu nedenle saksıların dibine drenajı sağlayacak materyal konması ve sulamanın da dikkatli yapılması gerekmektedir. Eğer cam saksılar gibi suyu geçirmeyen bir saksı kullanılıyorsa, suyun saksı dibinde birikmemesine özen gösterilmelidir.
Bitki köklerinin soğuktan etkilenmemesi için kışın sulamada kullanılacak suyun oda sıcaklığında (15-18 C) veya birkaç derece daha yüksek olması istenir. Ancak oda sıcaklığından daha düşük sıcaklıktaki suyun genellikle bitkilere zarar verdiğine ilişkin deliller de çok kesin değildir. Bu konuda Saintpaulia ionantha’larm, oda sıcaklığından daha düşük suyla sulanması sırasında bu suyun yapraklara değmesi sonucu yapraklılarda halka şeklindeki beneklerin oluştuğu bilinmektedir.
Sulama her seferinde saksı toprağı tümüyle nemli hale gelecek şekilde yapılmalıdır. Saksıya hergün az miktarda su verilmesi yanlış ve zararlıdır. Çünkü böyle durumlarda su toprağın her yanma iyice işleyemez ve toprağın önemli bir kısmı kuru kalır.
Sulama yaparken su birden verilmemeli, yavaş yavaş ve saksı toprağını oymayacak şekilde verilmelidir. Uzun süre susuz kalmış ve toprağı kurumuş bitkilerin sulanmasında birden verilen su saksının yanlarından ve toprağın çatlaklarından akıp gider. Böyle durumlarda bitki saksısı ile birlikte su içine oturtulmalıdır.

Sulamada önemli konulardan biri de sulamanın ne zaman yapılacağıdır. Kural olarak bitkilerin günün sıcak saatlerinde sulanmaması gerekir. Gündüz bitkiler suya, besin maddelerini topraktan almak ve terlemeyi karşılamak için gereksinme gösterirler. Gece ise su, yapraklarda oluşan yapı maddelerinin eritilerek bitkinin değişik kısımlarına taşınması için gereklidir. Özellikle son değinilen etkinlik için çok miktarda suyun topraktan alınması söz konusu olduğundan, gelişme dönemi olan ilkbahar ve özellikle Yaz aylarında akşam üzeri sulama yapılması uygundur.
Yazın günde iki kez sulamanın söz konusu olduğu durumlarda, ilk sulama sabahleyin erken yapılmalıdır. Dinlenme döneminde ise sulama öğleden önce yapılmalıdır. Sulama değişik kişiler yerine sürekli aynı kişi tarafından yapılmalıdır.
Sulamada özellikle tüylü yapraklara sahip olan Saintpaulia ionantha ve Sinningia speciosa gibi bitkilerin yapraklarının ıslanmamasına özen gösterilmelidir. Saksı dibine yerleştirilen ve bir delikten alttaki su dolu kaba uzanan fitil yardımıyla yapılan sulamalar bu bitkiler için önerilir. Ayrıca toprakta nemli koşulları seven bitkiler için de bu yöntemle sulama daha uygundur.
Sulamada kullanılacak suyun bazı özellikleri olmalıdır. Sözgelimi pH derecesi, saksı toprağının pH’sını değiştirmeyecek nitelikte olmalıdır. Süs bitkileri için en uygun su yağmur suyudur. Çünkü, yağmur suyu hafif asit veya nötr reaksiyon gösterir; bünyesinde çok az miktarda erimiş besin maddeleri ve fazla miktarda oksijen içerir.
Çeşme ve özellikle kuyu suları çok miktarda kireç içerdiğinden Anthurium, Camellia, Gardenia, Rhododendron, Bromeliaceae familyasına mensup bitkiler ve Orkide’ler için uygun değildir. Bu bitkilerden özellikle Orkide’ler çeşme suyundaki klora karşı duyarlıdır.
Yağmur suyu sağlamak olanağı bulunmadığı durumlarda, fazla miktarda kireç içeren çeşme sulan kireçten arıtılmalıdır. Ancak, bu suların çoğu kez dinlendirme ve kaynatma yoluyla kireçten arıtılması mümkün olmamaktadır. Bu konuda ufak kapasiteli bir su arıtma aygıtından yararlanılabilir. Böyle aygıtların bulunmadığı durumlarda kireçli çeşme veya kuyu suyuna 1 litreye 2 gram olmak üzere FeS04, KHCO3 veya K2CO3 katılarak oda sıcaklığında bir süre bekletilmesi uygundur.

Klor içeren çeşme sularının klora duyarlı süs bitkilerinde kullanılması gerektiği durumlarda su kaynatılarak klor buharlaştırılır. Ancak suyun kaynatılması ile buharlaşma sırasında su içerisindeki O2 ve CCVin de klor ile birlikte uçması suyun değerini düşürür. Bu nedenle zorunlu olmadıkça su kaynatılmamalıdır.

su püskürtme

SU PÜSKÜRTME

İç mekan süs bitkileri yetiştiriciliğinde en önemli konulardan biri de bitkilere su püskürtülmesidir. Bu konuyla ilgili bitkilerin çoğu tropik ve subtropik kökenli olduğundan yalnızca topraktaki nem gelişmeleri için yeterli olmamakta, havadaki nemin de yeterli miktarda olması gerekmektedir. Seralarda orantılı hava neminin istenilen düzeyde tutulabilmesine karşılık, yazın orantılı nemi çok düşük olan veya kışın kaloriferle ısıtma yapılan yerlerde süs bitkilerinin çoğuna sık sık su püskürtülmesi gereklidir. Çünkü orantılı nemi çok düşük olan yerler süs bitkilerden çok azının olağan gelişmesi için uygundur.
Su püskürtme işi günün her saatinde yapılamayacağı gibi, ayrım gözetmeksizin her bitkiye uygulanması ve çok sık su püskürtülmesi de doğru değildir. Gerçekten, gereğinden fazla su püskürtülen bitkilerde sık sık çeşitli mantari hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Bitkilere ancak çok sıcak havalarda, öğleden önce ve sonra olmak üzere ençok iki kez su püskürtülebilir. Öğleden sonra yapılan püskürtmelerde zaman çok iyi ayarlanmalı ve yaprak üzerinde su damlacığı kalmamasına özen gösterilmelidir.

Kışın orantılı nemi düşük olan, sözgelimi kaloriferle ısıtma yapılan yerlerde bulundurulan bitkilere püskürtülen suyun yaklaşık olarak oda sıcaklığında olması uygundur. Sulamada olduğu gibi, püskürtmede de kullanılabilecek en uygun su yağmur suyudur. Kireçli çeşme veya kuyu suyu kullanılarak yapılan püskürtmelerde ise, yaprak yüzeyi zamanla ince bir kireç tabakası ve yer yer lekelerle örtüldü-ğünden zamanla porlann tıkanması söz konusudur.
Öte yandan, Saintpaulia ionantha ve Sinningia speciosa gibi tüylü yapraklara sahip olan bitkilere su püskürtülmemelidir. Ayrıca çiçek ve tomurcuklarda leke ve çürümeleri önlemek için püskürtme sırasında bunların ıslanmamasına özellikle dikkat edilmelidir.
Püskürtme yapılamadığı durumlarda, bitkilerin yapraklarını ıslak bir sünger veya bez ile silerek nemlendirmek gerekir.



Popüler Siteler Toplist Toplist Calculer son pagerank gratuit