Cicekler Hakkinda Genel Konular

Lale devri ve köylüleri

Lale devri köylüleriyiz biz

Silivri’de 13 çiftçi geçen yıl buğday-ayçiçeği ve kavun kapuz ektikleri tarlalara bu yıl lale dikti. Çünkü buğdaydan kazandıklarından çok daha fazlasını kazanacaklarını düşünüyorlar. Şu anda sadece Seymen köyünde 65 çeşit 700 bin adet lale yetiştiriliyor. Civar köylerden çiftçiler ise sık sık bu rengarenk lale tarlalarını ziyaret ediyor. Biz de gittik ve çiftçilerin tarlalarına neden lale ektiklerini öğrendik.
 

 

Lale, güzelliğiyle şehirlerimizin, ekonomik katkısıyla da Türk çiftçisinin yüzünü güldürüyor. Artık birçok çiftçi buğday, ayçiçeği ya da patates tarlalarına lale ekiyor. Çünkü sadece İstanbul’un değil Konya, Bursa, Kocaeli, Zonguldak ve Kayseri gibi birçok ilin baharda sokakları lalelerle süsleniyor. Talep çok, kazancı da buğday, patates ve ayçiçeğinden fazla olunca yurtta birçok çiftçi lale tarımına başladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de sosyal sorumluluk projesi olarak ilçelerindeki çiftçileri lale yetiştirme konusunda teşvik ediyor. Bu konuda belediyenin hedefleri büyük, üretimi arttırmak ve yurt dışına da lale soğanı satmak istiyor. Böylece hem 200 bini aşkın insana istihdam sağlanacak hem de ülkeye yüklü miktarda döviz kazandırılacak. Bu, sadece laleyle olmayacak; sümbül, kasımpatı, gül gibi birçok çeşit çiçeğin de tarımı yapılacak.

Biz de Silivri’nin Seymen köyünde lale tarımı yapan çiftçilerle görüştük. Muhtarları Necmettin Eren’in (58) yönlendirmesiyle çiçek ekimine başlayan Turgut Çim (55), Bedri Gencal (44), Hasan Bektaş (48) ve Yılmaz Tekin (55) kavun-karpuz, buğday ya da ayçiçeği ektikleri tarlalarına 700 bin lale dikmiş. Lalenin onlara buğday ya da ayçiçeğinden daha çok gelir getireceğini söylüyorlar. Çünkü 1 dönümlük tarlalarına buğday ekselerdi 200 YTL kâr edeceklerken aynı tarlada yetiştirdikleri 100 bin lale ile 5 bin YTL kazanacaklar. Ortada bu kadar büyük bir fark olmasına rağmen onların tarlalarına lale ekmeye karar vermeleri çok zor olmuş. Çünkü tarlaya çiçek ekmek pek alışkın oldukları bir durum değil. Hatta tarlalarına lale ektikleri için köylüleri kendileriyle bütün kış boyunca dalga geçmiş. Baharın ilk günlerinde lale soğanları rengârenk çiçekler açınca da lale tarlaları gezmeye gelmişler. Turgut Çim, “Gırgır geçseler de, şimdi herkes ağustosta Büyükşehir Belediyesi soğanları alınca ne kadar para verecek ona bakacak. Eğer söyledikleri parayı verirseler bir dahaki sene hepsi bizim gibi lale ekecek.” diyor. Köylüsünü lale ve mevsimlik çiçek ekmeye ikna etmekte zorlanan muhtar Necmettin Eren de “İnsanlar alışkanlıklarını kolay kolay bırakmıyor. Birileri denesin eğer başarılı olursa bende yaparım diye düşünüyorlar. Bir kurban arıyorlardı bizde kendimizi kurban ettik.” şeklinde konuşuyor.

Lale çiftçileri bu zamana kadar şehir merkezine birkaç kilometre ötede yaşamalarına rağmen İstanbul’un lalelerini hiç görmemişler. Yetiştirmeye de bir yıl önce Silivri merkezde Büyükşehir Belediyesi’nin şirketi Ağaç A.Ş. yetkililerinin verdiği bir seminere katılan muhtarları Eren’in yönlendirmesiyle başlamışlar. Bu toplantıda belediye yetkilileri laleyi yurt dışından almak istemediklerini ve ülke ekonomisine katkı sağlamak için Türk çiftçisiyle birlikte çalışmak istediklerini söylemiş. Daha sonra da lale yetiştiriciliğiyle ilgili üniversite hocaları çiftçilere eğitimler vermiş. Fakat birçok muhtar ve de çiftçi duruma sıcak bakmamış. Projeyi en çok heyecanla karşılayan Eren olmuş. Lale tarımına kendisini o kadar kaptırmış ki; “Bazen kendimi bu masanın başında (muhtarlık masası) lale tarlalarını hayal ederken buluyorum. Dönümlerce kırmızı, sarı, siyah laleleri düşünüyorum. Çok güzel bir duygu. Yıllar önce bir gezi için Hollanda’ya gitmişti orada görmüştüm. Bizim kültürümüze ait bir şeyi onlar çok geliştirmişler. Makinelerle yapıyorlar ekimi. Biz ise unutmuşuz. İstiyorum ki çiftçi olarak biz bu kültürümüzü yeniden canlandıralım.” diyor. Eren’in bu hevesi diğer çiftçilere de geçmiş. Misal, Bedri Gencal geçimini çiftçilikle sağlamasına rağmen çiftçilikten ilk defa bu kadar keyif aldığını söylüyor. Maddi beklentisi var ama yine de “Bana sadece bu keyif de yeter.” diyor. Lalenin böyle kültürel ve zevk verici bir boyutu olduğu gibi ekonomik güzellikleri de var. Muhtar Eren bir dönümlük araziye ektiği 100 bin laleden kazanacağı parayı 70 dönüm tarlaya ektiği buğdaydan alamayacağını söylüyor. Hal böyle olunca Anadolu’da da birçok çiftçi ekmeğini buğdaydan ya da ayçiçeğinden değil laleden çıkarmaya başladı.

Rakamlarla lale ekonomisi

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin şirketi Ağaç AŞ’nin verdiği rakamlara göre Türkiye’de 4 firma yılda 20 milyon adet lale üretiyor.

Türkiye’de toplam 100 dönüm lale tarlası var.

Ağaç AŞ’nin sosyal sorumluluk projesi kapsamında 13 çiftçi bir milyon 300 bin lale yetiştiriyor. Bunun için Silivri pilot bölge seçilmiş. Şu anda Seymen, Samandıra, K.Seymen ve Kurfalı köyünde lale üretimi yapılıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi iç üretimi destekleyerek maliyetini yüzde 20 oranında düşürdü. 10 milyon adet lale soğanı için 1 milyon 800 bin YTL harcama yarken şimdi 1 milyon 500 bin YTL harcama yapıyor.

Zaman

 

Çiçekler

Çiçekler
Çiçekler yeryüzünün naturel makyajıdır. Insanın gönlüne ferahlık veren, estetik zevkimizi pekiştiren dünyanın gülen yüzüdür onlar.
[Çiçekler]

Sadece dünyanın değil, gönül dünyamızın da iyi niyet elçileridir. Resmi ve özel kutlamalarda günün anlam ve önemini belirginleştiren doğal motiflerdir çiçekler. Hele sevdiklerimize sevgimizin sembolü olarak çiçek takdim etmek nişanesi olarak. Çiçekler tabiat mozaiğinin en estetik unsurlarından birisidir. Çiçeklerin bulunduğu her yer, seyri doyumsuz muhteşem bir tablo gibidir. Kaldı ki bu tablo canlıdır. Bu tablo, tabiata ve hayata muhteşem bir anlam ve değer katar. Sanatta da çiçeklerin apayrı bir yeri vardır. Şimdiye kadar binlerce edebiyatçı ve sanatçı eserlerinde çiçek temasını işlemekten kendilerini alamamışlardır. Nitekim gül bülbül mazmunu, Türk Edebiyatında çok işlenmiş klasiği olan bir temadır. Dünya Edebiyatı da çiçek temasından nasibini fazlasıyla almıştır.

Bu yüzden çiçek deyip geçmeyelim. Çiçek görünce bakalım, dikkat edelim. Hayatımızdaki yerinin farkına varalım. Sadece insanlar değil, hayvanlar alemi için de çiçeklerin vazgeçilmez bir yeri vardır. Mesela arılar, şifa kaynağı olan balı çiçeklerden yapıyor. Bunun yanında bir çok kuş türü ve böceğin başlıca besin kaynağı değişik türdeki çiçeklerdir.

Ister ilaç, ister sevginin sembolü olarak çok geniş bir yelpazede kullanılır çiçekler. Onlar, kulak verene sırlarını anlatır. Türkülerini, dinleyene söyler. Çiçekler güzeldir, iç açıcıdır, hayranlık uyandırıcıdır. Aynı zamanda nazlıdır narindir. Emek ister, dikkat ister, çaba ister. Siz ona ne verirseniz, karşılığını verir. Kimi zaman elinizde, kimi zaman yakanızda kimi zaman vazonuzda olur çiçekler. Ama tüm çiçekler en çok yaşadığı yere yakışır. Gülün dikeni var diye şikayet mi etmeliyiz? Yoksa dikenli çubukta gül yetişiyor diye sevinmeli miyiz?

Sahi siz en çok hangi çiçeği seversiniz? Demiştik ya çiçekler öyle üstünkörü geçişti-rilecek bir konu değildir. Tabiatın bağrına desen desen, insanın gönlüne motif motif işlenmiş bir güzelliktir çiçekler. Çiçekler güzeldir, güzellik çiçektir. Sevdiklerinize çiçek verin. Çünkü güzel çiçekler, güzel gördü-ğümüz insanlara yakışır. Güzel niyetlerimizin elçisidir çiçekler. Kalpten kalbe giden yolun köprüsüdür onlar. En güzel sevgilerin tercümanıdır. Bazen umut dolu bir gülüş, bazen göz yaşının sessiz şahitleridir. Çiçekler söyleyemediklerimizi söyleyen, hissedeme-diklerimizi hissettiren bir semboldür.

Dağdaki çiçekler, ovadaki çiçeklere göz eder. Ovadaki çiçekler, kırdaki çiçeklere selam eder. Kırdaki çiçekler, şehirdeki çiçeklere şarkı söyler. Çiçekler sevgi ile sulanmak ister. Çiçekler de insan gibidir. Onların da insan gibi sevgiye ihtiyacı vardır. Siz çiçeğinizi sevin ki, onlar da sevdiklerinize sevginizi göster-menize yardımcı olsun. Çiçeksiz bir dünya düşünmemize imkan var mı? Çiçeksiz bir dünya kuru bir arazi parçası olmaz mı? Yerine göre baş tacı, yerine göre derdimizin ilacı olan çiçekler tabiat mozaiğinin en göz alıcı renkleridir. Nitekim “Güzel” kelimesi asıl anlamını, çiçeklerin sıfatı olarak kullanıldığında buluyor.

Hangi çiçeği seversek sevelim, tüm çiçekleri dalında sevelim. Çünkü çiçekler hayat buldukları yere yakışır. Bu yaşayan ahenk, ruhumuzun da ahengini sağlar.

Var mısınız gökkuşağını dünyanın çiçeğiyle süslemeye? Var mısınız yaşadığımız yerleri çiçek bahçesine çevirmeye? “Neden” diye sormayalım, “Neden olmasın” diyelim.

FUJER(AŞK MERDİVENİ)

FUJER(AŞK MERDİVENİ) (Nephrolopis)

Eğrelti denince ilk akla gelen fujer cinsidir.Kolay yetişmekle beraber ihmale hiç gelemezler. Humuslu toprak kullanılmalıdır.Toprağı asla kurutulmamalı,ancak kökleri çürüyecek kadar da fazla su verilmemelidir.

ÖZELLİKLERİ:

IŞIK: Direkt gün ışığından uzak aydınlık bir mekan idealdir. Kuzey ve doğuya bakan pencere önlerine konabilir.

ISI: Aşırı sıcağı sevmez.Isı 15- 20 derece arasında olmalıdır.

SULAMA: Toprağı daima nemli olmalıdır.

NEM: Çok önemlidir.Yapraklar her gün su püskürtülerek nemlendirilmelidir. Aksi halde yaprak uçları kahverengileşir. Eğreltiler yanlarından çıkan yavrular ayrılarak çoğaltılabilir.

DUA ÇİÇEĞİ

DUA ÇİÇEĞİ (calathea,maranta)

Renkli damarlı,koyu renk desenli yapraklı bu bitkinin en ilginç özelliği akşam olunca yapraklarının dua eden eller gibi yukarı yönelmesidir. Bu durum gün ışığıyla ilgilidir. Yapraklar gündüz de kapalı duruyorsa onu daha ışıklı bir yere getirin.

ÖZELLİKLERİ:

ISI: Oda sıcaklığı idealdir. Hava akımı ve ani ısı değişikliğinden koruyun.

IŞIK: Yarı gölge bir yer iyidir. Fazla ışık yaprakları soldurur.

Toprağı daima nemli olmalıdır.Yalnız aşırı sulamayın. Çoğu salon bitkisi gibi ılık ve dinlenmiş su ister.

NEM: Yapraklarına sık sık su püskürtün. Kuru hava yaprak uçlarını kahverengine dönüştürebilir.

Saksısını iki yılda bir ilkbaharda değiştirin. Bu sırada kök ayrıçlarından çoğaltabilirsiniz.