MeyveciLik | Seite 4

Gül Resimleri

Çiçek Resimleri & Çiçek Çeşitleri & Çiçek isimleri & Şifalı Bitkiler & Bitkileri Tanıyalım

gül


Kuşburnu

  KUŞBURNU YETİŞTİRİCİLİĞİ
  GİRİŞ
  Yurdumuzun çeşitli yörelerinde doğal popülasyon halinde
  yaygın olarak bulunan kuşburnu, içerdiği mineral madde
  ve vitaminler yönünden gıda ve ilaç sanayinde aranan bir
  bitki durumundadır. Kuşburnu meyveleri C,P
  (Permeabilite), A, B1, B2, E ve K vitaminleri ile
  mineral maddelerden özellikle P ve K elementleri
  bakımından oldukça zengindir. 100 gr. Kuşburnu da bir
  sandık portakala eş değer C vitamini vardır.
  Kuşburnu meyvesi limon ve domatesten 30-40 defa, elmadan
  ise 300 defa daha fazla vitamin içermektedir. Kuşburnu
  meyveleri marmelat, reçel, meyve suyu, bitkisel çay ve
  bebek mamalarının yapımında; ayrıca C vitamini
  bakımından fakir olan diğer meyve ve sebze sularının da
  vitamince zenginleştirilmesinde kullanılmaktadır. Çiçek
  ve yaprakları da bitkisel çay olarak
  değerlendirilmektedir.
  Halen birçok Avrupa ülkesinde ilaç hammaddesi olarak
  değerlendirilen kuşburnunun halk hekimliğinde böbrek ve
  mesane taşlarına, ishale, diş eti kanamalarına, yan ve
  göğüs ağrılarına karşı kullanıldığı bilinmektedir.
  Kökleri oldukça derine ulaştığından ve kuraklılığa
  dayanıklılığı nedeni ile verimsiz alanların
  değerlendirilmesinde, erozyon kontrolünde, özellikle
  dikenli tipler ise çit bitkisi olarak kullanılmaya çok
  uygundur. Ayrıca, özellikle Rosa rugosa gibi türler park
  ve bahçelerde süs bitkisi olarak değerlendirilebilir.
  Ülkemizde kuşburnu bitkisine duyulan ilginin artmasına
  paralel olarak son yıllarda kuşburnu mamülleri üreten
  gıda sanayi kuruluşlarının sayısı da artmıştır. Bu
  konuda ilk sırayı alan Tokat ilinin merkez ve
  ilçelerinde 4 büyük kuruluş kuşburnu mamülleri üretimi
  yapmaktadır. Ne yazık ki, bu kuruluşlar yeterli hammadde
  bulamamanın sıkıntısını çekmektedirler. Örneğin; Tokat
  Merkez İlçede bulunan Dimes Gıda Sanayi 5 000 tona kadar
  meyve işleme kapasitesine sahip olduğu halde, 1999 yılı
  içerisinde ancak 550 ton meyve temin edebilmiştir. Bu
  rakamlar dahi hammadde konusunda ki acil ihtiyacın
  anlaşılması için yeterince bilgi vermektedir.
  Mevcut sanayi kuruluşlarının ve halkın kuşburnu
  meyvesine olan talebi sonucunda kuşburnu pazarları
  oluşmaktadır. Bu yılda (1999) Tokat ilinde kuşburnu
  meyvesi 120 000 – 200 000 TL/Kg üzerinden alıcı
  bulmuştur. Ekonomik açıdan incelendiğinde gerek satış
  için hazır Pazar imkanları ve gerekse yüksek satış
  fiyatı ile kuşburnu bitkisi dar gelirli çiftçilerimizin
  en önemli gelir kaynağı olacaktır. Gerek iç talebin
  karşılanması, gerekse ihraç imkanlarının arttırılması
  için bol ve kaliteli kuşburnu meyvesine duyulan ihtiyaç
  gün geçtikçe artmaktadır.
  Hali hazırda bazı illerimizde kuşburnu bitkisi tohumla
  üretilerek erozyon kontrolünde kullanırken, bazı
  illerimizde ise doğal popülasyonları, gül
  yetiştiriciliğinde anaç olarak kullanılmak,yakacak temin
  etmek, arazi açmak gibi nedenlerle tahrip
  edilmektedirler. Ayrıca bazı hastalık ve zararlılarda
  doğal kuşburnu popülasyonlarında önemli kayıplara sebep
  olmaktadır. Ülkemizde doğal popülasyon halinde bulunan
  değişik kuşburnu tiplerinin tespiti, bunların muhafaza
  altına alınması, çeşitli kullanım amaçlarına uygunluk
  durumlarının araştırılması, uygun görülen tiplerin
  meyveciliğe kazandırılması ve çoğaltılması ülke
  ekonomisine katkılar sağlayacağı gibi, kırsal kesimde,
  iklim ve toprak şartlarının ekonomik bir kültür tarımına
  uygun olmadığı yörelerimizde ki halkımıza da yeni gelir
  kaynağı olanağı doğuracaktır. Kuşburnu Rosa spp)
  yetiştiriciliğine ilgi duyan çiftçilerimize gerekli olan
  pratik ve teorik bilgilerin aktarımı amacı ile bu broşür
  hazırlanmıştır.
  KUŞBURNU’NUN EKOLOJİK İSTEKLERİ
  2.1. İklim İstekleri Kuşburnu bitkisi deniz seviyesinden
  itibaren, 2 500 metre yükseklikteki yerlere kadar çok
  uzun bir sahada yetişmektedir. Yayılış alanından da
  anlaşılacağı üzere çok değişik extrem iklim şartlarına
  karşı çok dayanıklı bir bitkidir. Soğuğa karşı çok
  mukavimdir. Mayıs – Haziran – Temmuz aylarında çiçek
  açtığı için donlardan zarar görmezler. Yükseklere
  çıkıldıkça çiçeklenme zamanı gecikmekte ve meyve
  kalitesi artmaktadır. Kök sistemleri çok derine
  indiğinden kuraklığa karşı mukavimdirler. En iyi
  gelişmeleri nehir kenarlarında olur. Kış soğuklanma
  ihtiyacı yüksek olduğundan Akdeniz sahil kesiminde pek
  bulunmazlar. Özellikle vegetasyon döneminde ki yeterli
  yağış meyve iriliğini arttırmaktadır. Açık arazide,
  güneşlenmenin yüksek ve bol olduğu yerlerde, güney
  marazlarda meyve rengi ve iriliği ile birlikte meyvede
  ki C vitamini içeriği de artmaktadır.
  2.2. Toprak İsteği
  Toprak konusunda seçici değildirler. Çok farklı
  yapılarda ki topraklarda yetişebilmektedirler.Kumlu
  topraklarda çok iyi gelişir. Besin maddelerince zengin,
  gevşek topraklarda en iyi gelişimi gösterirler.
  DÖLLENME BİYOLOJİSİ ve ÇİÇEK ÖZELLİKLERİ
  DÖLLENME BİYOLOJİSİ ÇİÇEK ÖZELLİKLERİ Kuşburnular da
  haploid kromozom sayısı, n = 7’dir. Türlerin büyük bir
  kısmı poliploittir. Türler arasında kromozom sayısı 2n =
  14 ile 2n = 42 arasında değişmektedir. Kuşburnu
  türlerinin büyük bir kısmı kendine verimlidir.
  Kendilemede meyve tutum oranları genelde % 40’ın
  üzerindedir. Bu oran R. canina’da % 82,2, R.
  rubiginosa’da % 84,9 gibi çok yüksek rakamlara ulaşır.
  Ancak R. pandulina türü kendine kısırdır. Serbest
  tozlamada meyve tutum oranı çok yüksek olduğundan bahçe
  tesisinde karışık türlerin bir arada olması
  istenmektedir.
  Kuşburnu türlerinde çiçekler salkım şeklinde olup tek
  veya 2-15 tanesi bir arada bulunur. Çiçek rengi tür ve
  yetişme şartlarına göre beyaz, pembe, kırmızı ve
  sarıdır. Çiçeklerde 5 çanak, 5 taç yaprak ve çok sayıda
  erkek ve dişi organ bulunur. Çiçeklenme tür ve iklime
  bağlı olarak Nisan-Mayıs-Haziran aylarında olmakta ve
  15-25 gün sürmektedir. Meyveleri yalancı meyve olup,
  receptaculum (çiçek tablası) içeri doğru çökerek
  ovaryumu az veya çok içeri almıştır(Hypanthium). Meyve
  şekli basık yuvarlaktan uzun eliptik şekle kadar
  değişmekte, sarı, turuncu veya kırmızı renktedir.
  Meyveleri tür özelliğine ve bitkinin bulunduğu ekolojik
  şartlara göre Ağustos ortası Ekim başı arasında
  olgunlaşır. Kuşburnu çok uzun ömürlü bir bitkidir. Halen
  Almanya’da bir kilisenin bahçesinde 300 yıllık olduğu
  sanılan kuşburnu bitkisinin bulunduğu belirtilmektedir.
  ÇOĞALTILMASI
  Tohum İle Çoğaltma
  Kuşburnu tohumları yüksek oranda Absisik asit (ABA)
  içerdiklerinden kolay çimlenme göstermezler. Bazı
  kuşburnu türlerinde tohumla çoğaltmada çok az açılım
  ortaya çıkmakta, dolayısı ile bu türlerin
  çoğaltılmasında tohumla çoğaltma yöntemine baş
  vurulmaktadır. Tohumlar ıslak nehir kumu içinde + 5 °C’
  de 90-120 gün bekletilerek katlama işlemine tabi
  tutulduğunda çimlenme oranında artış gösterir.
  Konsantre H2SO4 (Sülfirik Asit) ile 5 dakika aşındırma
  işlemine tabi tutulduğunda çimlenme oranında % 24-60
  oranında artış gözlenmiştir., Yüksek oranda çimlenme
  elde edebilmek için meyveler sarımsı veya hafif
  kırmızıya döndüğü dönemde toplanmalıdır. Meyvelerden
  çıkartılarak doğrudan araziye ekim yapıldığında en uygun
  ekim zamanı Eylül sonu, en uygun ekim derinliği ise 2,5
  cm’ dir. Bir meyve içinde 20-40 adet tohum
bulunmaktadır.
  Özellikle bazı türlerde ana bitkiden çok farklı
  özelliklere sahip tipler ortaya çıktığından tohum ile
  üretim istenmez.
  Tohum ile çoğaltılmış bitkiye fidan değil ancak çöğür
  denilebilir. Bu şekilde elde edilmiş kuşburnu bitkisi
  ile bahçe tesisi ileriye dönük pek çok problemi de
  beraberinde meydana getireceğinden bu tür uygulamalardan
  kaçınılmalıdır. Hollanda menşeili Rosa rugosa türünde
  tohumla çimlenme gücü çok yüksektir. Bu şekilde elde
  edilmiş çöğürler özellikle park ve bahçe tanziminde
  kullanılmaya çok uygundur. Rosa rugosa yöremizde mevcut
  Rosa Canina türüne göre farklı özellikler
  göstermektedir.
  Rosa rugosa Nisan sonunda başlayarak vegetasyon dönemi
  devam ettiği sürece Kasım ayı dahil çiçeklenmeye devam
  etmekte, her yeni sürgünün ucunda çiçeklenme ve tip
  özelliğine göre 1-15 adet meyve oluşturmakta, meyve
  içinde 30-50 adet çekirdek bulunmaktadır.

Çelikle Çoğaltma
  Çelikle üretim için Sonbahar sonunda veya kış
  başlangıcında bir yaşlı 6-9 mm çaplı dallar
  kesilmelidir. 15-20 cm uzunlukta kesilen çelikler demet
  halinde nemli kum veya pist yosunu içinde tutulur. Bu
  çelikler önce nem geçirmeyen kağıda, sonra nemli gazete
  kağıdına, daha sonra da nem geçirmeyen kağıda sarılarak
  buz dolabında muhafaza edilir. Daha sonra ilk baharda
  köklendirmeye alınır. Aynı yıl süren dalların kısmen
  sertleştiği devrede alınan yumuşak odunsu çekirdeklerde
  uygun ortamlarda köklendirilebilir. Kuşburnu türlerinde
  çelikten köklendirmede görülen zorlukların ortadan
  kaldırılması daha doğrusu köklenme oranının arttırılması
  için çeşitli hormonların köklenme üzerine etkisi
  kanıtlanmış ve pratiğe intikal etmiştir. Çeliklerin
  köklendirilmesinde oksin grubunda yer alan IBA, IAA ve
  NAA gibi hormonlar kullanılmıştır. çeliklerin
  köklendirilmesinde en iyi sonucu veren IBA
  (İndole-3-Butyric Acid) olmuştur. Çeliklere hormon
  uygulaması sonucunda köklenme oranı bakımından türler
  arasında olduğu gibi aynı tür içerisine giren farklı
  tipler arasında da önemli farklar ortaya çıkmaktadır.
  Kuşburnular da dikensiz tiplerin köklenme oranları
  dikenlilere göre daha yüksek olmaktadır. Diğer yandan
  çelik üzerinde göz sayısının artması da köklenme oranını
  artırmaktadır. Tokat çevresinde ki doğal floradan alınan
  kuşburnu çeliklerinin köklenmesi üzerinde yapılan bir
  araştırmada, en yüksek köklenme oranı (% 48) 2000
  ppm’lik IBA uygulamasından elde edilmiştir.
  Aşı ile Çoğaltma
  Seleksiyon çalışmalarında bulunan tiplerin
  çoğaltılmasında ortaya çıkan sorunların bertaraf
  edilebilmesi amacıyla, 1995 yılında Tokat Meyvecilik
  Üretme İstasyonu Müdürlüğünde başlatılan “Çeşitli
  Kullanım Amaçlarına Uygun Kuşburnu Tiplerinin
  Çoğaltılması Projesi” kapsamında 4 yıl süren çalışmalar
  sonucunda çok başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Anaç
  materyali olarak gül yetiştiriciliğinde kullanılan
  dikensiz Rosa Multiflora anacı kullanılmıştır. Böylece
  dikensiz tek bir gövde üzerinde, selekte edilen
  tiplerden aldığımız gözlerle yaptığımız yongalı ve “ T “
  göz aşıları tekniği (Ek- 1,2) ile kuşburnu fidanları
  elde edilmiş ve seri üretime geçilmiştir.
  Proje kapsamından 4 yıl boyunca 10 Ocak- 20 Ekim
  tarihleri arasında belirlenen 7 periyotta yaklaşık beş
  bin adet aşı yapılmıştır. 10 Ocak- 20 Nisan tarihleri
  arasında Yongalı Göz Aşısı tekniği ile yapılan sürgün
  göz aşılarında en yüksek aşı tutma oranı %97,9 ile
  10-20-28 Şubat tarihleri içerisine alan ikinci periyotta
  elde edilmiştir.
  10-20 Ocak tarihlerini içine alan 1. Periyotta aşı tutma
  oranı %95,4 10-20-30 Mart tarihlerini içine alan 3.
  Periyotta aşı tutma oranı %74,5 ve 10-20 Nisan
  tarihlerini içine alan 4. Periyotta aşı tutma oranı %
  62,9 olmuştur. Durgun Göz Aşılarında 20 Temmuz – 10 Ekim
  tarihleri arasında 3 ayrı periyotta Yongalı ve “T” Göz
  Aşısı tekniği ile yapılan aşılarda en yüksek aşı tutma
  oranı % 82,0 ile 20-30 Temmuz 10–20-30 Ağustos
  tarihlerini içerisine alan 5. periyotta ve “T” aşı
  tekniği ile yapılan aşılarda olmuştur.
  Durgun göz aşılarında aşı tutma oranında ikinci sırayı %
  74,1 ile 10-20-30 Eylül tarihlerini içine 6. Periyotta
  ve “T” aşı tekniği ile yapılan aşılar almıştır. İlimiz
  ve çevre illerden gelen yoğun taleplerin karşılanması
  amacıyla proje sonuçları da dikkate alınarak 2000 yılı
  sonbaharında çiftçimize intikal ettirilmek üzere, Tokat
  Meyvecilik Üretme İstasyonu Müdürlüğü’nde 16.000 adet
  Kuşburnu fidanı üretimine başlanmıştır.
  Doku Kültürü İle Çoğaltma
  Rosa türleri meristem, anter, koltuk altı, sürgün ucu,
  kallus ve embriyo gibi değişik doku kültürü
  yöntemleriyle çoğaltılabilmektedir. Rosa türlerinde
  yapılan kallus kültüründe yeni meydana gelen bitkilerde
  sürgün özelliği bakımından varyasyon ortaya çıkmış,
  ancak bitkilerin kök yapıları ana bitkiye benzer
  bulunmuştur. türlerinin doku kültürü ile
  çoğaltılmasında, büyümeyi düzenleyici maddelerin değişik
  etkileri vardır. Yapılan çalışmalarda oksinler
  gurubundan en çok NAA ile FAA, gibberellinlerden GA3,
  stokininlerden kinetin ile zeatin ve BA kullanılmıştır.
  Çoğaltmada 2 hormon kombinasyonu kullanıldığında
  köklendirme daha başarılı olmaktadır. Türler ve
  çeşitlerin ortamdaki sitokinin ve oksine karşı farklı
  farklı tepkileri tesbit edilmiştir. Stokininlerce
  zenginleştirilmiş bir gelişme ortamında köklenme
  genellikle mümkün olmamaktadır. Rosa türleri köklenme
  için hormonsuz veya düşük konsantrasyonlu oksin ve
  stokinin içeren bir ortama transfer edilmelidir.


Kivi

  KİVİ YETİŞTİRİCİLİĞİ
  1-) KİVİ ÖZELLİKLERİ ve ÜRETİCİ ÜLKELER :
  Actinidia cinsine ait türlerin kaynağı doğu
  Çin ‘ dir. Çin’ den 1900’lü yılların başında bir
  miktar tohum Yeni Zelanda’ya götürülmüştür. Bu
  tohumlardan elde edilen bitkiler arasından
  yetiştirilen çeşitler elde edilmiştir. Bütün
  Dünyada yetiştirilen çeşitlerin orijini Yeni
  Zelanda’dır. Hayward çeşidi ülkelere göre % 70-98
  oranında üretimde yer almaktadır. Hayward ve diğer
  tüm çeşitler Actinidia deliciosa türüne dahildir.
  Actinidia tür ve çeşitleri, kuvvetli gelişen,
  kışın yaprağını döken sarılıcı asmalardır.
  Yetiştiriciliğinde asmalar direk ve tellerle
  desteklenirler. Çardak şeklinde terbiye
  edilebilmesi, ticari yetiştiricilik yanında ev
  bahçesi yetiştiriciliği için de çok uygun türler
  olduğunu gösterir.
  Dünyada Kivi Meyvesi Yetiştiriciliği:
  Kiwifruit, 1970’li yıllardan sonra da
  Akdeniz’in kuzey ülkeleri, Avustralya,Güney
  Afrika, Şili, Kaliforniya, Japonya gibi birçok
  ülkede yetiştirilmeye başlanmıştır. Yeni bir tür
  olmasına karşılık üretiminde büyük artış hatta
  patlama olmuştur. Öyleki İtalya, Fransa ve
  Kaliforniya gibi bazı üretici ülkelerde 1980-90
  arasında 2 yılda bir üretim alanı ikiye, üretim
  miktarı 3’e katlanmıştır. İtalya’da 1970’lerde
  başlayan üretim 1990’larda yıllık 200.000 tona
  yaklaşarak Yeni Zelanda’yı geçmiştir. Üretim,
  üretici ülkelerin iç tüketimlerinde, çoğunlukla da
  dış satımda değerlendirilmektedir. Üretimin %
  40-70’i dış satımla değerlendirilmektedir. En
  önemli ithalatçı ülkeler ise başta Almanya olmak
  üzere kuzey ve orta Avrupa ülkelerdir.
  Kivi yetiştirme çalışmaları Yalova’da bulunan
  Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma
  Enstitüsünde devam etmekte ve çok olumlu sonuçlar
  alınmaktadır.
  Tüketicide Üretim ve Tüketimi :
  Türkiye’de henüz ticari amaçlı kivi üretimi
  çok yenidir. Bu nedenle tüketilen meyvelerin hemen
  tamamı ithal yoluyla sağlanmaktadır. Ticari amaçla
  kurulan, Orhangazi, Bursa ve Karamürsel
  yörelerindeki ilk bahçelerden birkaç yıldır ürün
  alınmaktadır.
  2-) BİTKİ ÖZELLİKLERİ :
  Kivi asmaları sarılıcı-tırmanıcı
  bitkilerdir. Toprak üstü aksamı çok kuvvetli
  değildir. Kök yüzlek ve saçak kök yapısındadır.
  Çoğunlukla toprağın 0-40 cm derinliğinde bulunur.
  Ancak uygun koşullarda 1-1.5 m derine gidebilir.
  Kılcal kökler hızlı gelişir ve yenilenir.
  Gövde, sarılıcı asma gövdesidir. Genç
  yaşlarda gevşek ve kırılıcıdır. Gövde kendi
  ağırlığını taşıyamaz. Bu yüzden dikimden itibaren
  herekle desteklenmelidir. Şekil budaması ile dik
  ve düzgün gövde oluşturlması önemlidir. Gövde
  derin kış soğuklarından (-13 C ce daha aşağı )
  zararlanır ve çatlar.
  Sürgünler, 1 yaşlı çubukların gözlerinden
  sürerler. Sürgün ucu kırmızı tüylüdür. Sürgünler
  çok kuvvetli büyürler. Yaz ortasına kadar 2-3 m
  uzunluğa ulaşırlar.
  Çiçeklenmeye kadar körpe ve gevşek olan sürgünler
  rüzgarla dipten kırılırlar. Büyümesi yavaşlayan
  sürgünlerin uçları herhangi bir desteğe veya
  kendilerine tutulur ve kıvrılırlar.
  Çiçekler, dekoratif yapılıdır. Taç
  yaprakları beyazdır. Bir asmada yüzlerce çiçek
  bulunur. Tek tek veya 3’lü gruplar halinde
  oluşurlar. Erkek ve dişi çiçekler ayrı bitkilerde
  bulunur. Yapısal olarak bahçe tesisinde dişi
  çiçek-li bitkilere mutlaka tozlayıcı
  (erkek-babalık ) bitkiler gereklidir.
  Normal olarak çiçek ve meyve dökümü olmaz.
  Tozlanan bütün çiçekler meyve tutar. Bu yüzden kış
  budamasında yeterli sayıda göz bırakılmalı veya
  seyreltme ile meyve yükü dengede tutulmalıdır.
  Meyve yıllık sürgünlerde tek tek veya
  3’lü gruplar şeklinde olur. Üst kabuk ince ve
  kahverengi tüylerle kaplıdır. Hasat olumunda
  60-150 gr arası ağırlıkta olur. Meyve eit yeşil
  renkli ve çok çekirdeklidir, yüksek oranda
  (100-300mg/100gr.) C vitamini içerir. Ayrıcı P,
  Fe, K, ve Ca gibi mineraller ve bazı enzimlerce
  zengindir.
  Ticari olarak bütün Dünyada % 80 – 100
  oranında Hayward çeşedi ve Tomuri, Matua veya
  diger tip veya klomlar kullanılır.
  Kivi asmaları Mart sonu- Nisan başında
  uyanır. Mayıs’ın sonu- Haziranın ilk haftasında
  çiçek açarlar. Hasat Ekim’in ikinci – Kasım’ın
  birinci yarısında yapılır. Aralık ortasında yaprak
  dökerler.
  3-) İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ :
  Toprak İstekleri :
  Kivi asmaları saçak ve yüzlek ve köklü
  olduğundan süzek, hafif ve derin topraklarda iyi
  gelişir. Killi, ağır (Su tutan ) ve taban suyu
  yüksek topraklarda sonuç olumsuz olur. Asitli
  topraklarda iyi gelişir. Toprak PH’sı tercihen
  5.5-7.0 arasında olmalıdır. Toprakta en çok % 8
  kireç olmalıdır. Organik maddece zengin
  topraklarda sonuç olumlu olur.
  İklim İstekleri : Actinidia asmaları
  vegestasyon dönemi uzun bitkilerdir. Gözlerinh
  uyanmasında yaprak dökümüne kadar 240-260 gün don
  olmayan gelişme süresi ister. İlkbaharın geç
  donlarında sürgünler zarar görebilir. Bitkiler
  sürekli ve sert rüzgar alan yörelerde gelişemez.
  Verim yaşındaki bitkiler kışın -13 CC’ye kadar
  dayanabilirken genç bitkiler daha yüksek (-4, -6
  C ) sıcaklıklarda zararlanabilir.
  4-) TESİS TEKNİĞİ
  Dikim Planı ve Dikim :
  Kivi tesisinde fidanlar iklim ve toprağa
  bağlı olarak 4×5, 5×2, 4×3 gibi değişik aralıklı
  ve mesafelerle dikilebilir. Kış soğuklarının derin
  olmadığı yörelerde ( Doğu Karadeniz ) sonbahar
  dikimi yapılabilir. Aksi halde ilkbahar dikimi
  yapılmalıdır. Dikimde çukurlar derin açılmalıdır.
  Dikim de tercihen 2 yaşlı fidanlar kullanılma-
  lıdır. Fidanların gövdesi 8-12 mm çapında ve iyi
  olgunlaşmış olmalıdır. Saçak kökler bol ve temiz
  (nematodsuz) olmalıdır. Dikimde fidanlar
  sürgünleri 3-4 gözden kesilir.
  Destek Sistemi :
  Kivi asmalarının gövdesi kendi ağırlıklarını
  taşıyamadıkları için direk ve tellerle
  desteklenerek yetiştirilirler. Direklere yeniden
  1.60-1.80 m yüksekten 1,5 uzunluğunda bir kol
  bağlanır. Bu kol üzerinden 30 cm aralıklı 5 sıra
  tel çekilir. Teller sağlam ( 3 cmO ) ve paslanmaz
  (galvenize ) olmalıdır. Direkler ağacı veya beton
  10-12 cm çapında ve 2.20 – 2.40 m uzunluğunda
  olmalıdır. Çapraz kollar ağaçtan ( 5×8 cm )veya
  demir / 6’lık köşebent veya 3 cmO boru) olabilir.
  Sıralar kuzey ve güney uzanımında olmalıdır.
  5-) BAKIM İŞLEMLERİ
  Su ve Sulama :
  Asmalar yüzlek köklü, buna karşılık çok ve
  büyük yapraklı olduğundan su isteği fazladır. Doğu
  Karadeniz Bölgesi dışında yağış durumuna göre
  Haziran-Eylül arasında sulama gerekebilir. Bu
  dönemde sulama aralığı 2-7 gün arasında değişir.
  Su, çok önemli yörelerde damlama, diğer yörelerde
  minisprik (asma altı yağmurlama ) sistemleri ile
  verilmelidir.
  Toprak İşleme :
  Kökler yüzlek ve toprak sürekli nemli
  olacağından toprak işleme yapılmaz veya çok yüzlek
  yapılır. Birçok bahçede sıra araları otlu (yeşil
  örtü ) dur, sıra üzerlerinde yabancı otlar
  ilaçlarla kontrol edelir.
  Budama :
  Ürün bir yaşlı, ürün çubuklarından
  alındığından budama ve yükleme çok önemlidir.
  Asmalarda 5 yaşından sonra gelişmeye göre kış
  budamasında 100-400 göz bırakılır. Çubuk
  uzunlukları 6-18 gözlü olabilir. Bitkilerde
  sıkışıklığı azaltmak ve güneşlenmeyi artırmak için
  yaz budamaları da uygundur. Kış ve yaz budamaları
  esasları bağcılıktakine benzer.
  Gübreleme :
  Asmlar topraktan her yıl fazlaca makro ve
  mikro besin elementleri kaldırılır. Bunların
  düzenli olarak toprağa verilmesi gerekir. Dikimden
  önce dekara 2-3 ton verilecek çiftlik gübresi 3-4
  yıl aralarla tekrarlanmalıdır. Kivi asmaları
  mineral madde noksanlıklarına duyarlıdır.
  Özellikle K, Mğ,Zn ve Fe noksanlıkları sık
görülür.
  Soğuktan Korunma :
  Genç Kivi asmalarının gövdeleri kış
  soğuklarından saman ot, çuval gibi malzeme ile
  korunabilir. İlkbahar geç donlarından korunmanın
  en etkili yolu ile minisprik ( yağmurlama )
  sistemleridir. Ancak kış soğukları nadir olarak
  bitki kaybına yol açar. Üst aksam donsa da toprak
  içinde ki uyur gözlerle asma tacı yenilenir.
  Arı Kovanı Bulundurulması :
  Etkin bir tozlama ve meyve tutumu için
  çiçeklenme zamanı bahçede arı kovanı
  bulundurlmalıdır. Erkek çiçeklerin polenleri
  arılarla dişi çiçeklere taşınırlar. Rüzgarla
  tozlanma çok az olur.
  Hastalık ve Zararlılarla Mücadele :
  Kivi asmalarının diğer bazı kültür bitkileri
  gibi piriyodik ilaçlamayı gerektirecek
  hastalık ve zararlısı yoktur. Bir çok bahçede çok
  az ilaçlama yapılır veya hiç yapılmaz. Bununla
  birlikte çevredeki konukçu bitkilerden gelecek
  veya toprakta mevcut hastalık
  etmeni veya zararlılara karşı dikkatli
olunmalıdır.
  6-) VERİM VE HASAT
  Tesiste 2 yaşlı fidanların kullanılması
  halinde, dikimin 3. Yılından itibaren verim
  alınmaya başlanır. Doğal olarak ilk yıllar az olan
  verim bitki gelişmesine paralel artar. Asmalar tam
  verim yaşına 6-7 yaşında girerler. Bitki başına
  verim uygun çevre ve bakım koşullarında 40-50 kg’a
  çıkar. Bu durumda dekara verin de 2-3 tonu bulur.
  Ancak bütün bitkilerde olduğu gibi verim ile
  kalite arasında denge korunlamalıdır (Tablo 1).
  ÖZET :
  Kivi son 20 yılda birçok ülkede üretimi
  hızla gelişen bir meyve türüdür. Sarılıcı ve
  tırmanıcı bir asma türüdür. Bu yüzden direk ve
  tellerle desteklenerek yetiştirilir. Ticari
  yetiştiricilikte büyük çoğunlukla Hayward çeşidi
  ve tozlayıcıları (Tomuri, Matua ) kullanılır.
  Actinidia adaptasyonu geniş olan bir
  türdür. Bu yüzden farklı ekolojilerde
  yetiştirilebilir. Yetiştiriciliğini düşük kış
  sıcaklıkları ( 13 C ve aşağı ), ilkbahar geç
  donları ve sürekli rüzgar kısıtlar. Vegatosyon
  dönemi 230-260 gün sürer. Yetiştirileceği
  topraklar derin, süzek, az kireçli olmalıdır.
  Bakım işlemlerinin en önemlisi sulama ve
  budamadır. Bitkiler orta bünyeli topraklarda bile
  susuzluğa ancak 7-10 gün dayanabilir. Budama ise
  meyve yükü ile ürün/yaprak ilişkilerini doğrudan
  etkilediğinden önemlidir.
  Tam çiçeklenmeden 140-160 gün sonra hasat
  edilen kivi meyvesi, ancak olgunlaştıktan sonra
  yenebilir. Pra-tikte genel olarak burada
  belirtilenlerden daha yüksek verimlere ulaşır.
  Hasat olumuna gelen meyvelerde görünür bir
  değişiklik olmaz. Meyve sertliğini korur, renk
  değişmez, tüyler dökülmez. Diğer ülkelerde suda
  çözünür kuru madde en az % 6.2 olunca hasat
  edilir. Bu da refraktometre ile belirlenir.
  Sertlik ise 8-10 kg/cm2 civarındadır. Ancak geç
  hasat edilen meyvelerde kalite daha yüksektir. Bu
  yüzden suda çözünür kuru madde
  ( SÇKM )’nin %8.5-9 da hasat edilmesi önerilir.
  Hasatta meyve sapı dalda kalır, meyve
  sapsız toplanır. Çiçeklenme eli hasat
  arasında 140-160 gün geçer. Hasat edilen meyve
  hemen yenemez. Yeme olumuna
  gelmesi için mutlaka olgunlaştırılması gerekir.
  Olgunlaşma oda sıcaklığında ( 20 C )
  7-15 günde tamamlanır. Yeme olumuna gelen
  meyvelerde sertlik 1 kğ/cm2, SÇKM de % 13.5-15
  arasında bulunmalıdır. Hasattan sonra meyveler
  kolaylıkla ve uzun süre depolanabilirler. Nemli ve
  serin ortamda 2 aya kadar kolaylıkla saklanabilen
  meyveler
  soğuk hava depolarında (0-0.5 C sıcaklık, %90 nem)
  6 aya kadar muhafaza edilebilir.


Kiraz

  KİRAZ YETİŞTİRİCİLİĞİ

İlk kültüre alındığı yer Anadolu olarak
  bilinmektedir.Yaklaşık olarak 1500 civarında kiraz
  çeşidi bulunmaktadır ve ıslah çalışmaları ile günden
  güne çeşit sayısı artmaktadır. Kiraz memleketimizin her
  yöresinde yetiştirilebilmektdir.Kirazda Ülkemiz
  koşullarında ağaç başına alınan verim 25 kg
  civarındadır. Üretimimizin %10 gibi düşük bir miktarı
  ihraç edilebilmektedir. ülkemiz kiraz tarımına uygun
  olmakla birlikte ancak uygun arazi seçimi, araziye uygun
  anaç seçimi çeşit seçimi,ilk yıllarda şekil verme
  terbiye budama, sulama, gübreleme, toprak işleme
  tozlayıcıların dikimde mutlak planlanması,yabancı ot
  kontrolü, hastalık zararlılarla mücadelenin uygun olarak
  yapılması halinde ihraç vasıflı kiraz üretimimizin
  artması mümkündür.
  BAHÇE TESİSİ
  İleriki yıllarda karşılaşılabilecek birçok problem bahçe
  tesis ederken bazı hususlara dikkat edilirse
  önlenebilir. Bu dikkat edilmesi gereken hususlar
  şunlardır:
  * Şiddetli rüzgarlara (özelliklede kuzey ruzgarları)açık
  yerler olmamalıdır.
  * Eğimli ve yamaç yerler seçilmemelidir.
  * Tesis öncesi toprak numunesi alınıp tahlil
  yaptırılmalıdır.
  *Kiraz soğuklama ihtiyacı yüksek bir meyve olduğu için
  yüksek yerlere tesis edilmelidir.
  * Don tabanı oluşturan yerlere kurulmalıdır.
  *Taban suyu yüksek yerlere kurulmamalıdır.
  Kışın -20 C’nin altına düşmeyen bölgeler seçilmelidir.
  önceki bol yağışlar o yılın ürün kalitesine, hasattan
  sonraki yağışlarda gelecek yılın ürün kalitesini
  etkilemektedir. Kiraz, soğuklama ihtiyacı yüksek bir
  meyvedir.
  Anaç Seçimi :
  Kuş Kirazı (Prunus avim ) : Ülkemizde yaygın olarak
  kullanılan bir anaçtır. Dikine ve kuvvetli büyür, büyük
  taç yapar. Uygun şartlarda uzun ömürlüdürler. Geçirgen
  derin, organik maddece zengin topraklarda verimli
  tınlı,daha iyi yetişir. Kirece mukavemeti azdır. Göz
  aşısı ile uyuşması iyidir. Toprak ve arazi yapısı uygun
  olursa 6*6, 6*5 m. aralıklarla
  dikilip ilk yıllardan itibaren şekil verilmeli ve budama
  yapılmalıdır. Terbiye ve budamaya fazla dikkat
  edilemeyecekse biraz daha geniş dikilebilir.
  İdris ( Prunus mahalep ) : Daha az su verilebilen
  arazilerdeki kiraz bahçesi tesisinde uygun bir anaçtır.
  Daha çok
  vişneye anaç olarak kullanılır.
  *Taç küçüktür. Kuş kirazının %75-80’i kadar.
  *Kökler daha derine gider.
  *Süzek ve kumlu toprakları sever. Kuş kirazına göre
  kirece daha dayanıklıdır.
  * Aşı uyuşmazlığı gösterebilir.
  * Yüksek (60-65 cm.) den aşılandığında bodurlaştırıcı
  etki artar, fakat pratik olmadığından pek
  uygulanmamaktadır.
  Genellikle Prunus mahalep ile kurulan kiraz bahçeleri
  için 4×5, 5×5 m. dikim mesafeleri uygundur. Vişne
  bahçeleri
  için ise 4×4, 4×5 m. gibi aralıklar önerilebilir.
  Kiraz yetiştiricilinde problemlerin önemli bir bölümü
  ,henüz bahçe kurulurken yapılan hatalardan
  kaynaklanmaktadır. Bu hatalar:Tek çeşitle bahçe
  kurulması, ilk yıllarda ağaçların terbiye edilmemesi ,
  derin dikim gövde yaralanmalarının önemsenmemesi
  şeklinde sayılabilip bunlar, ileriki yıllarda ağacın
  verim ve sağlığını etkilemektedir. Tek çeşitle bahçe
  kurulması yetersiz döllenmeye veya hiç döllenmemeye
  sebep olmaktadır. Ben düşmeden hasada kadar olan sürede
  yağmur çatlaması zararına karşı tek çeşitle
  bahçekurulmaması gerekmektedir. Her kiraz bahçesinde en
  az 4-5 çeşitbulunmalıdır. Çeşitlerin seçiminde ise
  birbirlerini dölleyebilir nitelikte olmasına dikkat
  edilmelidir.

ÇEŞİT SEÇİMİ
  İyi bir verim için birbirini iyi dölleyebilir çeşitlerin
  bulunması, ekolojik faktörlerden kaynaklanan riskin
  azaltılması,
  1,5 aylık bir süre boyunca pazara kiraz sunulabilmesi,
  hasatta işçilik v.b. gibi yönlerden dolayı sıkışmamak
  için iyi
  bir çeşit planlaması gereklidir.
  Türkiye’nin ihracat şansı en fazla olan ve en popüler
  çeşit 0900 Ziraattir. Fakat yinede 0900 Ziraatın dölleyi
  cilerinin kiraz tarımında planlanması
  zorunludur.Dölleyicileri genellikle Bigerreau
  Gauçher,Nnoble Starks Gold, Lambert
  Vista ,Merton Late,Jübile’dir. 0900 Ziraat değişik bölge
  isimleriyle ülkemizde yaygındır.Uluborlu
  Napolyonu,Dereçine
  Napolyonu,Akşehir Napolyonu,Malatya
  Dalbastı,Allahdiyen,Salihli ve M.Kemal Paşa Napolyonu
  gibi değişik adlarla anılmaktadır.Fakat yapılan
  çalışmada tüm napolyon diye adlandırılan bu
  kirazlarımızın aynı olmadığı yalnız sinonim
  olduğu anlaşılmıştır.
  Dölleyici :Kiraz bahçelerinde temel sorunlardan birisi,
  döllenme problemi ve bunun bir sonucu olarak verim
  azlığı ve verim düzensizliğidir.Verim azlığı ve verim
  düzensizliğinin başka sebepleri de olmakla birlikte en
  önemlisi doğru dölleyici planlamamasıdır.

YER SEÇİMİ
  Kiraz; kulanılan anaç ne olursa olsun taban arazileri
  sevmez. Taban suyu olan bölgelerde kiraz tarımı
  yapılamaz.
  Geçirgen ve organik maddece zengin olan toprakları
  sever. Don çukurlarından zarar görür. Yüksek yerlerde,
  güney bölgelerde
  erken donlardan çiçekler zarar görür. Kışı -20 C’nin
  üstünde olan bölgelerde dallarda ve köklerde don zararı
  olabilir.

TOPRAK HAZIRLIĞI
  Kiraz dikiminden önce arazi tesviye
  edilmeli,Ağustos-Eylül ayında 90 cm. aralıkla dip
  kazanla baklava dilimi şeklinde sürdürülmelidir. Kısmi
  taban suyu veya su birikme gibi problem sözkonusu olursa
  40-50 m. aralıkla hendekler oluşturulmalıdır.
  Anaç Seçimi : sulama imkanı bulunan ve kireç oranı düşük
  topraklarda kuş kirazı anacı kullanmalıdır. Kireç bir
  miktar bulunuyorsa ve sulama imkanı az ise kökü derine
  daha fazla inen idris anacı kullanmalıdır.
  Dikilecek fidanlarda gövde sağlam olmalı yara olmamasına
  dikkat edilmelidir.Kök bölgesi saçak durumu iyi
  olmalıdır. ; İleride fidnla gelebilecek hastalıkların
  sorun teşkil etmemesi ve çeşit ve anaç karmaşasıyla
  karşılaşılmaması için
  Fidanlar ismine doğru ve sertifikalı yerlerden temin
  edilmelidir. Dikim aralığı:Arazi yapısına uygun
  anaçların seçimine müteakip; P.Avium(Kuş kirazı) 6×6
  m.,6×5m. aralıklarda, P.Mahalep (İdris) anacı için ise
  6×5m.,5×5m. ve
  4×5m. gibi aralıklarla dikilmelidir.
  Fidan Dikimi : Fidanların erken temin edilip sonbaharda
  dikimi daha iyi sonuç verir. Fidan dikiminde fidan
  çukurlarına bir kürek yanmış ahır gübresi ve/veya her
  fidan çukuru için 100 gr. Triple Süperfosfat ile 100gr.
  Amonyum Sülfat da dikim toprağına kaıştırılma lıdır.
  Sonbahar dikimlerinde don tehlikesi oluşacak olursa malç
  uygulaması ile korunur. Dikim öncesi yaralı kök
  kısımları ve uzun yan kökler kesilmeli ve köklere
  fungusit uygu laması yapılmalıdır. Bu işlem kök tuvaleti
  diye tanımlanır. Aşı noktaları toprak seviyesi üzerinde
  olmalıdır.Dikimde herek kullanılmalıdır.


Kayısı

KAYISI YETİŞTİRİCİLİĞİ
  GİRİŞ
  Kayısı dünya üzerinde Asya’da iran, Afganistan ve
  Türkistan’da, Avrupa’da özellikle Akdeniz
  kıyılarında; Afrika ve Avusturalya’da Güney
  Amerika, Arjantin ve Şili’de Amerika Birleşik
  Devletlerinde ve burada da özellikle
  Kaliforniya’da geniş ölçüde
  yetiştirilmektedir.Memle ketimizin tabiatı ve
  klimatolojik şartları kayısı ağacının
  yetiştirilmesine e1verişli olduğundan her yıl
  dikim sahasının artışı yanında verim arzu edilen
  seviyeye yükselmemiştir.

Kış aylarında siyahlara bürünmüş gibi bir manzara arz
  eden kayısı ağaçları ilkbaharda yaprak çıkarmadan beyaz
  çiçek açması çok hoş bir görüntü meydana getirmektedir
  .Ancak bütün çeşitler , özellikle Malatya çeşitleri bir
  hafta içerisinde çiçek açıp savdığında bazı seneler
  havaların çok erken ısınması sebebiyle don tahribatına
  maruz kalmaktadır .
  Memleketimizde birim sahadan elde edilen ortalama miktar
  gelişmiş memleketlerle mukayese edilecek olursa çok
  düşük seviyede olduğu anlaşılır. Bu sebeple tekniğin
  icaplarına göre ağaçların yetiştirilmesi, bakımı,
  hastalık ve zararlılarla mücadelesi için çiftçinin geniş
  bilgiye sahip olması gerekmektedir ..
  TOPRAK İSTEKLERİ
  Kayısı .ağacı yarı sıcak ve kurak geçen
  bölgelerde, dağların bol güneş gören Güneye bakan
  eteklerinde derin ve su tutmayan, az meyilli ve
  hafif kireçli olan yamaçlarda çok iyi yetişmekte,
  hastalıksız, parlak, Iezzetli, tatlı, kokulu ve
  kuru maddesi fazla olan ürün elde
  edilmektedir.Kayısı ağacının gövde ve dalları kış
  aylarında -35°C kadar düşen soğuklara
  dayanmaktadır. Kayısı çiçekleri ıslak olmak
  şartıyla -1°C kadar düşen ısı derecesine mukavemet
  ederler.

Bazı yıllar ilkbaharda havalar ılık geçtiğinde
  tomurcuklar patlamak üzere veya çiçekte iken meydana
  gelen don olaylarından çok zarar görürler .Don olayları
  çiftçinin bütün ümit, emek ve hayallerini boşa
  çıkarmakta, sefil ve perişan etmektedir. Meyilli arazide
  soğuk hava alt taraflara çöktüğünden dikilen kayısı
  ağaçları dondan fazla zarar görürler. Fakat yukarılara
  Çıkıldıkça ağaçların dondan zarar görmesi kısmen
  önlenmiş olur .Kayısı ağaçları meyilli arazinin tesviye
  eğrileri üzerinde meydana getirilen teras veya çizgiler
  üzerine dikilirler. Meyilli arazide bu suretle meydana
  getirilen şekilde hem taban suyunun muhafazasına yardım
  ettiği gibi, yukarıdan aşağı inen yağmur sularının akıp
  gitmesini önlemekte ve toprak erezyonunu önlemektedir .
  Kayısı ağaçları ekolojik şartlardan dolayı şiddetli kış
  ve ilkbahar donlarının tesiriyle çiçek tozlarının zarar
  gördüğü ve netice itibariyle çok az meyve vermesine
  sebep olduğu anlaşılmıştır. ilkbahar donlarının çiçek
  zamanına rastladığı yıllar havaların yağışlı ve şiddetli
  gitmesinden başka bu mevsimde kurak ve şiddetli
  rüzgarlar gibi faktörler de mahsulün miktar ve kalitesi
  üzerinde olumsuz tesir göstermektedir .
  Klimatolojik aksaklıklar yanında ağaçlar bazen de yanlış
  budama, gübreleme, sulama ve ilaçlamaya tabi tutulmaları
  mahsül üzerine olumsuz tesir yapmaktadır.
  Beslenme şartları düzelince çiçek tozları muntazam
  şekilde faaliyet gösterdiğinden aksaklıklar ortadan
  kalkınca ağaçlar da bol meyve vermektedirler.
  BAHÇE YERİNİN SEÇİMİ
  İlkbaharın geç donlarından etkilendiği için ova ve Çukur
  yerlerden ziyade yamaç ve sırtlar tercih edilmelidir.
  Irmak kenarlarından, soğuk havaların toplandığı veya
  sislerin oturduğu çukur yerlerden kaçınılmalıdır. Ayrıca
  bol ışık ve güneş istediğinden güney yamaçlar tercih
  edilmelidir. Meyilli arazide soğuk hava alt taraflara
  çöktüğünden dikilen kayısı ağaçları dondan fazla zarar
  görürler .Fakat yukarılara çıkıldıkça ağaçların dondan
  zarar görmesi kısmen önlenmiş olur. Kayısı ağaçları
  meyilli arazinin tesviye eğrileri üzerinde meydana
  getirilen teras ve çizgiler üzerine dikilirler. Meyilli
  arazide bu suretle meydana getirilen şekiller hem taban
  suyunun muhafazasına yardım ettiği gibi. yukarıdan
  aşağıya inen yağmur sularının akıp gitmesini ve toprak
  erezyonunu önlemektedir .
  KAYISI FiDANI YETİŞTİRİLMESİ
  Kayısı ve Zerdali meyvelerinden ,elde edilen çekirdekler
  tohum tavalarına sıra üzerine veya saçma olarak
  Sonbaharda ekilerek üzerine yıllanmış gübre ile
  kapatılır. ilkbaharda çöğürler bir miktar uzayınca
  seyreltme yapılır .Seyreltilen fideler istenilirse başka
  tarafa şaşırtılı.Gerek tohum tava1arından şaşırtılmış ve
  gerekse doğrudan dikilmiş olan tohumlardan yetişmiş olan
  çöğürler ilkbaharda yeşermeden önce 15 -20 cm.
  yüksekliğinden kesilirler. Bu çöğürler Haziran ayı
  içerisinde toprak seviyesine 8 -10 cm. yakın mesafeden
  sürgün göz aşısı yahut Eylül ayında durgun göz aşısı
  yapılır .

1-Göz aşısının yapılışı
  a-Anaçta kabuğun T şeklinde kesilip aralanması
  b-Gözün kabuk altına sokulması
  c-Gözün rafya ile bağlanmış şekli
  Çöğürlere yapılan göz aşılarının tutup tutmadığını
  anlamak için aşıdan 15 -20 gün sonra rafyalar çözülürken
  yaprak saplarına dokunmak suretiyle düşüp düşmediği
  kontrol edilir. Eğer yaprak sapı düşmezse aşının
  tutmadığı anlaşıldığından hemen vakit geçirmeden tamir
  aşısı yapılır. Kışı şiddetli geçen iklim bölgelerinde
  durgun göz aşısı yapıldığında ertesi yılın baharında
  uzayan sürgünler daha önce bırakılan tırnak üzerine bir
  hafta veya 10 günlük ara ile iki yerinden rafya ile
  bağlanırlar. Bütün yaz boyunca çöğürden uzamış olan piç
  sürgünler zaman zaman kesilerek temizlenir. Daha ertesi
  yılın baharında ise, ağaçlara uyanmadan önce tırnak
  kesme ameliyesi yapılarak aşı sürgünlerinin anaçla
  kaynaşması sağlanır .
  ÇEŞİTLİ ŞEKİLLERDE KAYISI BAHÇESİ TESİSİ
  BAHÇE YERİNİN SEÇİMİ
  İlkbaharın geç donlarından etkilendiği için ova ve Çukur
  yerlerden ziyade yamaç ve sırtlar tercih edilmelidir.
  Irmak kenarlarından, soğuk havaların toplandığı veya
  sislerin oturduğu çukur yerlerden kaçınılmalıdır. Ayrıca
  bol ışık ve güneş istediğinden güney yamaçlar tercih
  edilmelidir. Meyilli arazide soğuk hava alt taraflara
  çöktüğünden dikilen kayısı ağaçları dondan fazla zarar
  görürler .Fakat yukarılara çıkıldıkça ağaçların dondan
  zarar görmesi kısmen önlenmiş olur. Kayısı ağaçları
  meyilli arazinin tesviye eğrileri üzerinde meydana
  getirilen teras ve çizgiler üzerine dikilirler. Meyilli
  arazide bu suretle meydana getirilen şekiller hem taban
  suyunun muhafazasına yardım ettiği gibi. yukarıdan
  aşağıya inen yağmur sularının akıp gitmesini ve toprak
  erezyonunu önlemektedir .
  KARE USULÜ BAHÇE TESİSİ
  Kapama şekilde bir bahçe tesisi olup, bu usulde dikilen
  ağaçların sıralar arası ve üzerindeki mesafeler
  birbirine eşittir. Bu şekilde bir bahçe kurmak için
  dikilecek fidanların yerlerini tespit etmek maksadıyla
  ip, şerit, metre, kazık gibi araçlar kullanılır .Kare
  şeklindeki dikim usulü bilhassa geniş taç yapan ve uzun
  ömürlü ağaçlar için tatbik edilir.
  DİKDÖRTGEN USULÜ BAHÇE TESİSİ
  Dikdörtgen şeklinde tesis edilmiş bahçelerde sıralar
  arasındaki mesafeler sıralar üzerindekinden daha
  fazladır . Dikdörtgen usulünde tesis olunan bahçeye
  dikilen ağaçların miktarı diğer usullerinkine nazaran
  daha azdır.
  SATRANÇ USULÜ BAHÇE TESİSİ
  Bu usule beşli dikim usulü de denilir. Satranç usulünde
  kayısı gibi geniş taç teşkil eden ağaçlar kare şeklinde
  dikildikten sonra karelerin kesiştiği boşluklardan
  faydalanmak maksadıyla Şeftali gibi kısa ömürlü ve küçük
  taçlı ağaçlar dikilir. Geniş taçlı ağaçlar yetiştikten
  sonra ve tam mahsule yattıktan sonra ortada kalan kısa
  ömürlü ağaç sökülerek yok edilir.
  ÜÇGEN USULÜ BAHÇE TESİSİ
  Bu usulde bahçe tesis etmek için fidanlar eşkenar olan
  üçgenin köşelerine dikilir. Böylece bahçedeki ağaçların
  her istikametindeki araları birbirine eşit olduğundanher
  taraftaki güneş, hava ve topraktan aynı derecede
  faydalanırlar. Bu usul dikim bilhassa meyilli olan arazi
  için uygun görülmektedir. Diğer taraftan belli bir
  sahaya daha çok ağaç dikmek mümkün olduğundan çoğunlukla
  tercih olunan bir metotdur .