cam | Gül Resimleri

Gül Resimleri

Çiçek Resimleri & Çiçek Çeşitleri & Çiçek isimleri & Şifalı Bitkiler & Bitkileri Tanıyalım

gül


Sedir Çamı

Doğada 3 çeşit sedir çamı bulunur. Cedrus Libani (Lübnan sediri), C. Atlantica (Atlas sediri) ve C. Deodarus (Himalaya sediri). Lübnan sediri geliştiğinde tepesi düzleşen, 30 metre kadar büyüyebilen bir çamdır. Dalları toprağa paralel gelişir. Anavatanı Lübnan’da bile Toroslar’dakinden fazla sedir bulunmaz. İstanbul’da sahil bölümlerinde ılıman ve kuytu alanlarda Lübnan sediri gelişebilir. Kara, dona diğer türlerine göre fazla dayanamaz. Fakat Asya’da bulunan bir tür C. Stenocoma geliştirilip soğuğa dayanıklı hale getirilmiştir. Odunu pembemsi ve güzel kokuludur. Zamanında kutsal merkezlerde iç mekan işçiliğinde kullanılmıştır.

sedir Atlas sediri şeklini en beğendiğimdir. Yumuşak dalları, kısa iğneleriyle çabuk gelişirler. 50 metre kadar büyüyebilen bu çam bana hep Japon Kabuki tiyatrosu figürlerini anımsatır.
C. Atlantica “Glauca” mavi olanıdır. Anavatanı Fas, Cezayir olan bu çam çok değişik topraklarda yetişebilir. Hafif asitli topraklardan özellikle kireçli topraklarda, kayalıklarda, yamaçlarda gelişebilir. Atlas sediri için kışın belli miktar kar yağışlı, yazın sıcak ve kuru geçmesi şarttır. Odunu sarımsı kahverengidir. Mobilya ve inşaat yapımında kullanılır. Kozalakları 40 yaşından sonra oluşmaya başlar.

Deodora ya da Himalaya sediri daha uzun iğneleriyle ve en yumuşak dallarıyla tanınabilir. Diğerlerine göre yavaş gelişir. Küçük bahçelerde yetişmesi daha iyidir. Soğuğu pek sevmez. Ilıman kuşak bitkisidir.

Tüm sedirler, üzerinde oluşan kozalaklardan çıkan kanatlı tohumlardan yetişebilir. Yalnızca mavi ve açık sarı türleri dalından özel yöntemle yetiştirilir. Üçü de deniz kenarında tuzdan etkilenmez. Ufak fideler yetiştirilirken yapmanız gereken, yetişen esas gövdenin tek bir dalda olmasını sağlamanızdır. Yanında dik çıkmış esas dal gibi olanları kesin, tek gövde gelişimi hızlandırır.

Sedirler yılda 30 - 90 santim büyür. Bahçenize sedir dikecekseniz bol güneşli ve açıklık alanları seçin. Etrafındaki fazla miktarda bitki türü, rutubet, gölge kozalak ve tohum gelişimini etkileyebilir.

Sedirleri gruplar halinde ve çok yakın olmayacak şekilde dikin. Asla hayvansal gübre vermeyin. Senede iki kez çam gübresi verin. Bauhaus’da bulabilirsiniz. İlkbaharda gelişim için ve sonbaharda dinlenmesi için… Asla altında çim yetiştirmeye zorlamayın. Yonca dikin yeter. Fazla su ağaçlara zararlı olabilir. Dibini çapalamayın. Piyasada 2.5 milyondan, 5 metrelik 110 milyona kadar değişik sedirler bulabilirsiniz.


camdan gül

http://www.resimhayattir.com/data/media/148/JAR5A.jpg


Çiçeklere yer açın…

Çiçeklere yer açın…

      Evlerde yetiştirilen çiçekler bir türlü bahçelerdeki gibi olmuyor. Nedeni ise bahçenin rüzgar, bakı ve gölge şartlarının balkonlarda oluşmaması. Bu nedenle saksı çiçekleri daha kısa ömürlü oluyor.

Sıcak havalar ile birlikte hemen hemen her köşe rengarenk açan çiçekler ile süslendi. Sardunyalar, yukkalar, begonyalar, laleler. Peki ya siz evinizi ya da balkonlarınızı süslediniz mi? İşte size çiçekler ile ilgili bir kaç küçük ipuçu.

Balkonunuza, güzel kokulu bu çiçekler çok yakışacak
      Ortanca, açelya, kamelya, lavanta, yasemin, kanarya gülü, ağaç minesi, filbahri, zakkum, leylak, kartopu, morsalkım, yasemin, tatar hanımeli (sarılıcı olan türü, güzel bakılırsa balkon demirlerini ve duvarları sarar), meilland gülleri (kokusuz peyzaj gülü), yediveren gülleri.

Ayrıca, kazayağı, buz çiçeği, lale, begonya, aslanağzı, Meryem Ana kandili, gardenya, hazine çiçeği, çuhaçiçeği, camgüzeli, sakız sardunyası, süsen, petunya, ipekçiçeği, ateşçiçeği, kadife çiçeği, hercai menekşe ve lale türleri de balkonunuzu çiçek bahçesine çevirebilir. Camekanlı balkonlara limon ve portakal ağaçları çok yakışır. Ancak yetişmeleri için iyi ışık almaları ve Akdeniz iklimine göre nem ayarının olması gerekir.

Menekşe yetiştirmek gerçekten emek istiyor
      Bitkilerin, nemini kaybetmeyecek şekilde sulanması gerekir. İşte menekşede de bu ince ayara çok dikkat etmek büyük önem taşır. Yazın 3 günde bir sulanması, suyun yaprak ve köküne değmeden doğrudan toprağa konması, güneş alması ve suyunu hiç kaybetmemesi gerekir.

Oturma odanız için çiçeksiz yeşil bitkiler ideal
      Özenle aranje edilmiş, koltuk ve halılarınızın rengiyle uyumlu buketler, odaya farklı bir hava katar. Ama siz sadece yeşil bitkiler seviyorsanız, salon çiçekleri tabir edilen çiçeksiz bitkileri de tercih edebilirsiniz.

Yatak odasına yapma çiçekler
      Çiçekler, geceleri karbondioksit verdikleri için yatak odalarında çiçek bulundurulması pek tavsiye edilmez. Ama ille de sabahları mutlu ve enerjik uyanmam için çiçek şart diyorsanız, o halde siz de yapma çiçekleri kullanabilirsiniz.

Kapıyı açtığınızda mis gibi kokan çiçekler karşılaşın sizi
Misafirlerinizi güleryüzünüzle birlikte çiçeklerle karşılamak için, evinizin girişi eğer aydınlıksa yani güneş alan bir yerse canlı çiçekler, karanlık bir girişi varsa da o zaman yapma çiçekleri kullanabilirsiniz. Koridorların da uygun yerlerine veya duvarlarına yerleştirilmiş çiçekler, evinize neşe ve canlılık katar.

Mutfaklarınız da, banyolarınız da çiçek açsın
      Rengarenk, küçük saksı çiçekleri mutfaklara da neşe getirir. Tezgahta, masada, rafta. Sabah kahvaltınızı, akşam yemeğinizi, komşu muhabbetini şenlendirir, içinizi ısıtır, ruhunuzu tazeler.

Ya banyolar? Düşünün tasarımı gayet modern bir banyonuz var ama bir şeyler eksik. Mesela aynanın önünde, dolaplardan birinde, belki de kapının kenarında. Şık dekore edilmiş banyoları renkli, fazla ışık istemeyen, nemli ortamlara alışık çiçeklerle baştan yaratabilirsiniz.


Ökse Otu

ÖKSE OTU

Latince ismi : Viscum album

Ökseotu (Viscum album L.), yöresel olarak, çekem, purç, gökçe, gevele, güvelek ve gövelek adlarıyla tanınır. Saçak köklerinin yardımıyla yapraklı ağaçlarda (elma, armut, söğüt, kavak), çam ve köknar gibi yumuşak odunlu ağaçlarda asalak (parazit) olarak yaşayan, hayatımızdan ayrı düşünemeyeceğimiz bu bitkiyi kim tanımaz ki! Kendisini barındıran ağacın yüksek dallarının üstünde yuvarlak bir top biçiminde yetişir. Her zaman yeşil olan yaprakları deriyi andırır ve sarımsı yeşildir. Kışın kelebek kanatlarını andıran yapraklarını dökmez. Meyveler bezelye veya nohut büyüklüğünde, parlak, beyaz renkli ve cama benzer, içi kaygan ve yapışkandır. Bu beyaz yapışkan madde insanlar için zehirlidir.Ama onları iştahla yiyen  kuşlara hiçbir zararı dokunmaz. Kuşlar, bitkinin yapışkan tohumunu gagalarına alıp dallara sürterek veya kursaklarında yumuşattıkları meyve çekirdeklerini dalların üstüne dışkılayarak yeni bitkilerin kök salmasını sağlarlar. Bu tohum ne suyun içinde, ne  toprakta ne de başka bir ortamda  filizlenemediği (kök salamadığı) için, bitki ancak bu şekilde üreyebiliyor. Ökseotu bu şekilde çoğalmayı kuşlara borçlu olduğu halde, bazı yörelerde aynı yapışkan madde kuşlar için tuzak olmaktadır .

 

Bu yapışkan madde çubuklar üzerine sürülmekte ve küçük kuşları yakalamak için “ökse” olarak kullanılmaktadır. Bitki rezin, saponinler, organik asitler, alkaloitler, viscotoxin, acetylcholin, lectine, inosit ve müsilaj taşımaktadır. Çok eski çağlardan beri şifalı özelliği bilinir. İnce kıyılarak gölgede kurutulan yapraklar ve küçük saplar, yalnızca ekim başından aralık ortasına kadar ve mart-nisan aylarında toplanır. Bu zamanın dışında şifalı güce sahip değildir. Toplama konusunda bir uyarı daha: Mart ve nisan aylarında bitki daha meyve vermemiştir. Bu durumda, yapışkan meyvelerle uğraşmak gerekmeyeceği için, yaprak ve sapları mart- nisan aylarında toplamak daha kolay olur.

 

Ökseotu, yani yapraklar ve saplar hiçbir biçimde zehirli değildir, ama meyveleri, ağız yoluyla kullanılırsa zehirlidir! İçyağı ile karıştırılarak merhem haline getirildiğinde, donuklarda, dıştan başarıyla kullanılır. Ökseotu, salgı sistemini en iyi biçimde etkileyebildiği için, yetkin bir metabolizma etkileyici bitki olma özelliğine de sahiptir. Hormon dengesinin bozuk olduğu hallerde bitki çok başarılı olur. Bu durumlarda, günde en azından 2 bardak çay, sabahları ve akşamları olmak üzere içilebilir. Atar damar sertliğinde ökseotu oldukça etkili olabilir . Kalp krizi riskine karşı da önerilecek bir şifalı bitkidir ve önceden,  aksatmadan bitki çayı içildiğinde, bu tür bir problemle hiçbir zaman karşılaşılmayabilir. Eğer bir kalp krizi atlatılmışsa, 6 hafta boyunca günde 3 bardak, 3 hafta boyunca günde 2 bardak ve 2 hafta boyunca günde 1 bardak bitki çayı içilebilir. Ama bu kürün uygulanışı, ilk bardak kahvaltıdan önce ve sonra, ikinci bardak öğle yemeğinden önce ve sonra, olmak üzere, hep yarım bardak olarak içilmelidir. Bitki çayı, kan durdurucu olarak da kullanılır. Soğuk olarak buruna çekildiğinde, burun kanamasını durdurur.  Bitkide, bünye düzenini normalleştiren maddeler bulunduğu için, yüksek tansiyon aşağı çekilirken, alçak tansiyon da yükseltiliyor. Böylece, rahatsız olan kalp rahatlar ve görevini rahatça yapabilecek bir ortam oluşur. Kanın kafaya basıncı, kulakların uğuldaması ve görme bozuklukları biçiminde kendini gösteren anormal kan basıncı (yüksek tansiyon) halleri de düzene girebilir.  Kişinin pek çok görevi üstlenmek zorunda olduğu günümüzün hızlı yaşam biçiminde, insanlığın bu tür yardımcılara gerçekten ihtiyacı var. 

 

Günde 2-3 bardak bitki çayını yudumlayarak içtiğinizde, sizin kalbiniz ve kan dolaşımınız da normale dönecek ve çalışma gücünüzü tam anlamıyla kazanabileceksiniz. Ne olursa olsun, yılda bir kere 6 hafta süreli bir ökseotu çay kürü uygulanmalıdır. Kan dolaşımı ve tansiyon, bu 6 hafta içinde normale dönecektir. Bu durumun değişmemesini sağlamak için, yıl boyunca, bir bardak bitki çayı sabahları içilmelidir. Kadınlar da ökseotu çayı içmelidirler! Normale dönen tansiyon sayesinde, dölyatağı (rahim) ve adet görme düzensizlikleri önlenmiş olur. Özellikle aşırı olan adet kanamaları ve loğusalık kanamaları böylece kontrol altına alınmış olur. Menopoz döneminde, kalp çarpıntısı ve düzensizlikleri, duygu coşkunlukları, korku ve soluk alma zorluklarına karşı, birkaç ay boyunca bitki çayı içilmelidir. Böylece tüm bu rahatsızlıklar ve düzensizlikler sona erecek ve kişi, menopoz döneminde olduğunu duyumsamayacaktır bile. Taze bitki özsuyu, kadının kısırlığına da yardımcı olabilir. Taze Ökseotu sap ve yaprakları güzelce yıkanarak, ince kıyılır ve nemli durumdayken mikserde suyu sıkılır. Bu özsudan 25 damla, biraz suyun içinde, kahvaltıdan yarım saat önce ve yatmadan önce alınır. Son zamanlarda, ökseotu, kanserden koruyucu ve kansere karşı etkili ilaçlarda kullanılmaya başlandı. Deneyimler, şifalı bitkilerin her zaman nasıl temizleyici ve hastalıkları iyileştirici özelliklere sahip olduklarını kanıtlıyor.

Ökseotu meyvelerinin yakı sakızı ile ezilmesi sonucu elde edilen karışım,Gaziantep, Şanlıurfa ve Van yöresinde yakı halinde romatizma ağrılarının giderilmesinde kullanılmaktadır. Ayrıca ezilmiş meyveler çıban üzerine konarak; çıbanın açılması ve cerahatın dışarı çıkması sağlanır.

UYARILAR: Ökseotunun meyveleri insanlar için zehirlidir ve kesinlikle içten (dahilen) kullanılmamalıdır.

Kullanım Biçimleri:

Çay hazırlamak: Ökseotu çayı yalnızca soğuk suda hazırlanır. İnce kıyılmış yarım tatlı kaşığı bitki (yaprak ve sap), orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suda gece boyunca bekletilir, sabahleyin hafifçe ısıtılır ve süzülür. Çay gün boyuna yayılarak yemeklerden önce ve yemek aralarında yudumlanarak yavaş yavaş içilir. Eğer gün boyunca fazlaca içilmesi gerekiyorsa, hazırlanan çay  bir termosta saklanabilir. 

Taze Bitki Özsuyu: Taze yapraklar ve ilk saplar yıkanır ve nemliyken mikserde sıkılır.

Merhem Hazırlamak: Taze beyaz meyveler ezilerek, içyağı veya tereyağı ile iyice karıştırılır ( Sadece dıştan kullanılır ).

Viscum album(Ökse otu)

Yayılışı: Vatanı Asya ve Avrupa’dır, yarı parazit bir bitki olarak yurdumuzda çeşitli ağaçların üstünde (çam, söğüt, kavak, meyva ağaçları) yaygın olarak bulunur.


Kullanılan kısımları: Yaprak, çiçek ve meyvalı genç dallar (Visci albi herba).
 

Etken bileşikleri: Toksik polipeptitler (viskotoksinler), lektinler, flavonlar, biyojen aminler, fenilpropan türevleri, lignanlar.
 

Etki ve kullanılışı: Drogda tansiyon düşürücü, sitostatik ve immünostimülan etkiler saptanmıştır; enjeksiyon ile dokuya verildiğinde viskotoksinler nekrotize edici etki gösterirler, tümoral rahatsızlıklar, dejeneratif iltihabi eklem rahatsızlıkları ve yüksek tansiyonda kullanılır.


Dozaj: İlaç prospektüsüne göre.


Kombinasyonları: Bazı durumlarda Crataegus ve Allium sativum ile kombine edilmektedir.
 

Yan etkileri, geçimsizlikleri, kontrendikasyonları: Parenteral uygulamada titreme, üşüme, ateş, baş ağrısı, alerjik reaksiyonlar yapabilir.
 

Katıştırma: Saptanamamıştır.

 

ÖKSE OTU: Eski  bir şifa bitkisi olan ökse otu, Druidler tarafından kutsal bir bitki olarak kabul edilir ve ona saygı gösterilirdi. Büyük bir törenle toplanır ve dalından altın bir bıçakla kesilirdi. Eski hekimler ökse otunu, sara hastalığının etkin bir şifası olarak kullanırlardı.

 

 Ufak sapları ve yaprakları kurutulmak üzere ufak ufak kesilir. Ancak Ekim başlarından, Aralık ayının ortasına kadar, daha sonra da Mart ve Nisan aylarında toplananlarda şifa vardır. Geri kalan zamanlarda toplanan Ökse Otu faydasızdır.

Sapları yaprakları çok kuvvetli şifa aracı olan Ökse Otunun meyveleri zehirlidir, o yüzden satın alırken çok dikkat etmek gerekir.

 

Ökse otunun en yararlı olduğu hastalık, kalp ve dolaşım bozukluklarıdır. Tüm bedenin dengesini düzenleme konusunda çok faydalıdır; yüksek tansiyonu düşürür, düşük tansiyonu yükseltir. Başa kan hücum etmesi, kulak uğultusu, görme bozuklukları, baş dönmesini tedavi eder. Tüm kalp hastalıklarına iyi gelir, her çeşit dolaşım bozukluklarında ve kalp hastalığında çok yardımcıdır.Ökse  Otu, salgı bezi sistemine çok faydalı olduğu için harika bir metabolizma ilacıdır. Aynı şekilde pankreası da etkiler ve şeker hastaları için de çok faydalı bir bitkidir.