Gübre | Gül Resimleri

Gül Resimleri

Çiçek Resimleri & Çiçek Çeşitleri & Çiçek isimleri & Şifalı Bitkiler & Bitkileri Tanıyalım

gül


Meyve Ağaçlarında Gübreleme

GÜBRELEMENİN ÖNEMİ

A. Gübreleme nin Önemi Bitkiler toprağa bağlı canlılardır. Hayatlarını sürdürmeleri bulundukları ortamda yeteri kadar besin elementi olmasına bağlıdır. Toprak tabi olarak çok sayıda mineral maddeyi yapısında bulundurur. Ancak bunların miktarları her zaman yeterli seviyede değildir. Özellikle üzerinde bitki yetiştirilen topraklar zamanla besin elementleri yönünden fakirleşir. İşte üretimini yaptığımız bitkilerden yeterli miktar ve kalitede ürün alabilmemiz toprakta eksilen mineral besin elementlerinin takviye edilmesine bağlıdır. Bitki beslemenin önemi burada başlar.

Meyve ağaçları topraktan yıllık önemli miktarlarda besin elementi kaldırırlar. Bu kaldırılan besin elementleri ikame edilemez ise ağaçlarda bir takım beslenme bozuklukları ve verim düşüşleri görülür. Bu durumun önlenebilmesi için gerekli besin elementlerinden yeteri kadar takviye yapılmalıdır.

B. Bitki Besin Elementlerinin Alımı Ve Taşınması

Bitkilerin besin elementlerini alım organları birinci derecede kökleridir. Sınırlı da olsa toprak üstü aksamlarından da besin elementi girişi olabilmektedir. Ancak bu toprak üstü organlardan besin alımı bitkinin ihtiyacını karşılamaktan uzaktır (özellikle makro besin elementlerinde ve bitkinin çok ihtiyaç duyduğu besinlerde). Devamını Okumak için Tıklayınız…


Tritikale

KIRAÇ ARAZİLERE UYGUN ALTERNATİF BİR TAHIL

“TRİTİKALE YETİŞTİRİCİLİĞİ”

Dr. Sami SÜZER

1.      Tritikalenin Önemi :

Tritikale bitkisi, buğday x çavdar melezinden ABD, Polonya, Kanada ve Meksika gibi bir çok ülkede uzun süre devam eden ıslah çalışmaları sonucu marjinal, fakir tarım alanlarından dekardan alınan verimi artırmak suretiyle, hızla artan Dünya nüfusunun gıda ihtiyacını karşılamak amacıyla geliştirilmiştir. Tritikale elde edilmesinde yapılan melezlemede ana bitki olarak buğday ve baba bitki olarak çavdar kullanılmaktadır. Bu melezleme sonucu elde dilen döller, kromozom sayılarına göre tetrapoloid, hekzoploid veya oktoploid yapıda olabilir. Bugün başarılı olan tritikale tipleri, makarnalık buğday ile çavdar melezinden elde edilen hekzoploid (2n=42) genotipe sahip olan sekonder amfidiploidlerdir. Tritikalenin kıraç, marjinal alanlara adaptasyonu ve verim potansiyeli A ve B genomuna sahip makarnalık buğday ebeveyninden, soğuk, asitli, tuzlu topraklarda yetişebilme özelliği R genomuna sahip çavdardan gelmektedir. Buğday ile arpanın verimli ve kaliteli yetişmediği tarla koşullarında tritikale yüksek verim potansiyeline sahiptir. Tritikale buğday ile arpaya göre biotik ve abiotik stress koşullarına daha fazla dayanıklıdır (Süzer, 2003).

Tritikale tane ürünü olarak çoğunlukla hayvan beslenmesinde, bazen de hasıl olarak kaba yem üretimi ve otlatma için de yetiştirilmektedir. Özellikle tanesi kanatlıların beslenmesinde yaygın olarak kullanılmaktadır(Belaid, 1994). Tanesinin yemlik kalitesi mısır, buğday ve arpa ile eşit kalitededir (Azman, 1997; Preiffer, 1992). Dünyadaki toplam 2.9 milyon ha tritikale ekim alanın % 80’ni kışlık, %20’si yazlık olarak yapılmaktadır (Bağcı ve Ekiz, 1993).

Tritikale son yıllarda kaliteli buğday unuyla karıştırılarak pasta, bisküvi, ekmek, kek ve makarna yapımında da kullanılabilmektedir(Elgün vd., 1996; Bağcı, 2001).

2. Tritikale Çeşitleri:

Tritikalenin buğdayda olduğu gibi kışlık, fakültatif ve yazlık tipleri bulunmaktadır. Türkiye’de Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca üretim izinli olan tritikale çeşitleri ve tohumluğunun temin edilebileceği Enstitü isimleri aşağıda verilmiştir. Tritikale tohumlarında azda olsa yabancı tozlaşma olduğundan iki-üç yılda bir üreticiler tarafından tohumlukları yenilenmelidir. Başlıca tritikale tohumlukları şunlardır:

·         Tatlıcak-97, Konya, Bahri Dağdaş Milletlerarası Kışlık Hububat Araştırma Merkezince geliştirilip, üretim izni alınmıştır, kışlık ve fakültatiftir.

·         Melez-2001, Konya, Bahri Dağdaş Milletlerarası Kışlık Hububat Araştırma Merkezince geliştirilip, üretim izni alınmıştır, kışlık ve fakültatiftir.

·         Karma-2000, Eskişehir, Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsünce geliştirilip, üretim izni alınmıştır, kışlık ve fakültatifitir.

·         Presto, Eskişehir, Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsünce geliştirilip, üretim izni alınmıştır, kışlık ve fakültatiftir.

·         Tacettinbey,  Adana, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesince geliştirilip, üretim izni alınmıştır, yazlıktır, Akdeniz ve Ege sahil kuşağı için uygundur.

3.      Tritikalenin Bitkisel Özellikleri:

·         Tritikale, makarnalık baba ebeveynden gelen özellikler ile yetersiz yağış alan kurak tarım alanlarına iyi uyum gösterir ve diğer tahıllara göre birim alandan daha yüksek tane verimi vermektedir.

·         Tritikale, baba ebeveyn çavdar bitkisinden kötü yetişme koşullarına mukavemet özelliklerini aldığı için;

¨       Tuzlu tarım alanlarında,

¨       Bor fazlalılığı yani toksitesi olan arazilerde,

¨       Molibden, çinko gibi mikro besin maddesi noksanlığı görülen tarlalarda,

¨       Bazı hastalıkların görüldüğü problemli tarım alanlarında buğday ve arpadan daha iyi sonuç vermektedir.

·         Bu gibi problemli alanlarda buğday ve arpa ancak 200-250 kg/da tane verimi verirken, tritikaleden 400 ile 500 kg/da arasında tane verimi alınmaktadır.

·         Tritikale bitkisinin boyu yetişme koşullarına da bağlı olarak 110-120 cm, başak renkleri fizyolojik olumda çeşide göre açık sarıdan, kahverengiye kadar değişir.

·         Üretimi Ülkemizde her geçen yıl artmaktadır.

·         Hayvan yemi olarak  dane, kaba yem üretiminde büyük potansiyele sahiptir.

·         Otlatma amacıyla triticale ekilebilir.

·         Dane amber renkli, uzun orta büyüklükte ve unsu yapıdadır.

·         Hazmolur protein ve lisin miktarı buğday ve arpadan daha yüksektir.

·         Danede protein oranı %12-14,

·         Hektolitre ağırlığı 70-75 kg/Hl,

·         Bin dane ağırlığı 34-39 gr,

·         Erken hasat olumuna gelir,

·         Dane dökmez,

·         Harman olma kabiliyeti iyidir,

·         Demir, çinko, molibden gibi mikro besin maddeleri noksanlığına karşı arpa ve buğdaydan daha toleranslıdır.

·         Kışa ve kurak koşullara toleransı iyidir.

·         Yaprak hastalıklarına tarla koşullarında toleranslıdır.

4.      Tritikalenin Yetiştirilmesi:

Tritikale her tür toprak koşulunda yetişmesine rağmen, özellikle kıraç koşullarda buğdaya ve arpaya göre daha verimli olmaktadır. Tritikale tarımında toprak hazırlığı buğday bitkisinde olduğu gibidir. Azaltılmış toprak işlemesi ve sürdürülebilir tarım ilkeleri doğrultusunda pamuk, mısır, ayçiçeği, gibi yazlık ürünlerin hasadından sonra bitki artıkları tarlada goble disk ile iyice parçalanıp toprağa karıştırılarak 10-12 cm derinlikte yüzeysel işlenmiş bir tohum yatağı hazırlanır. Gerekirse tarla yüzeyi tırmık yardımıyla düzgün hale getirilir. Tritikale, Anadolu’nun iç bölgelerde ve Trakya’da ekim ayında, Akdeniz-Ege sahil kuşağı ile Güneydoğu Anadolu’da kasım ve aralık aylarında ekilebilir. Dekara 20 kg civarında tohum yeterli olmaktadır. Normal hububat mibzeri ile 5-6 cm derinliğe ekim yapılabilir. Ekim öncesi tohumluklar sistemik ilaçlarla sürme gibi hastalıklara karşı ilaçlanmalıdır.

4.1. Gübreleme:

            Tritikale tarımında en doğru gübreleme önerisi, toprak analizi sonuçlarına göre yapılabilir. Genel bir gübreleme önerisi olarak dekardan 600 kg ve üzeri dane verimi hedeflendiğinde, kuru koşullarda 12 kg/da, sulu koşullarda 14 kg/da saf azot yeterli olmaktadır.

           

 4.2. Tritikale Tarımında Kuruda ve Suluda Kullanılacak Gübre Dozları:

Tritikale tarımında yeterli ve dengeli bir gübreleme için kuru ve sulu şartlarda uygulanabilecek gübre form ve dozlarının çeşitli seçenekleri aşağıda Çizelge 1’ de belirtilmiştir. Fosforlu gübrelerin ekimden önce toprağa verilmesi, bitkiler tarafından  ileri ki gelişme dönemlerinde kolay ve yeterli alınmasını sağlar. Azotlu gübrelerin tiritikale üretiminde ideal uygulanması üçe bölünerek yapılır. Kuruda birinci uygulamada üçte biri ekimden önce veya ekimle birlikte Amonyum sülfat (%21) veya 18-46-0 ile 20-20-0 kompoze gübrelerinden birini kullanarak dekara 20-23 kg, ikinci uygulamada diğer üçte biri Şubat ayı sonunda üre formunda 8-10 kg/da , son üçte birlik kısımda Mart ayı sonu veya Nisan ayı başında Amonyum nitrat (%26) formunda olmak üzere 16-18 kg/da hesabıyla tarlaya verilmesi uygundur. Sulu koşullarda ise dekardan alınması hedeflenen verim daha yüksek olduğundan kuru koşullarda kullanılan gübre miktarların üzerine 2-3 kg/da daha ilave edilebilir.

Çizelge 1. Tritikale tarımında kuru ve sulu şartlarda toprağa uygulanabilecek gübre form ve dozlarından bazı seçenekler.

Uygulama

No

Uygulama

Zamanı

Gübre

Formları

Dekara

Uygulanacak Gübre Miktarları (kg/da)

1

Ekimde

A.Sülfat (%21 N) ,

18-46  veya 20-20

 

20-23

 

23-26

2

Şubat sonu

Üre (% 46 N)

8-10

10-12

3

Mart sonu

A.Nitrat (% 26 N)

16-18

18-20

4.3. Tritikale Tarımında Yabancı Ot Mücadelesi:

            Tritikale tarımında yabancı ot mücadelesi özellikle yabancı otların 2-4 yaprak olduğu erken devrede yapılması çok önem taşır ve yapılması % 20-30 oranında daha fazla verim alınmasını sağlar. Hızlı gelişme yeteneğine sahip yabancı otlar özellikle Mart ayının ikinci yarısında faydalı tarla alanını hızla kaplar ve tritikale bitkisinin gelişmesini engelleyerek ve bitki besin maddelerine ortak olarak önemli oranda zarar yaparlar.

            Tritikale tarımında yabancı ot mücadelesi aynı buğday tarımında olduğu gibi kültürel tedbirlerle  ve kimyasal yöntemlerle yapılmaktadır. Kimyasal yol ile yabancı ot kontrolünde  tarlada bulunan yabancı ot türüne göre seçilecek herbisitler, ekim sonrası veya çıkış sonrası ilkbaharda otların 2-4 yaprak devresinde kullanılabilir.

4.4. Hasat ve Depolama:

                Tritikale hasadı, normal buğday hasadı için ayarlı biçer döğer ile yapılabilir. Bitkiler hasat olumuna geldiğinde gündüzleri sabah çiğ kalkınca saat 10′dan sonra buğday gibi normal yükseklikten hasadı yapılır.  Buğdayla yaklaşık aynı zamanda hasat yapılmaktadır. Hasatta danelerdeki rutubet %12’nin altında olması, emniyetli bir depolama için gereklidir.  Tahılların tümünde olduğu gibi ürün depoları temiz olmalı, depo içi sıcaklık 28 oC altında ve ürün rutubeti %12’nin altında olmalıdır.

5. Sonuç:

                Tritikale tarımında yüksek verim alabilmek için iyi bir toprak hazırlığı, zamanında ekim, toprak analizine dayalı bir gübreleme, doğru bir yabancı ot mücadelesi ve zamanında hasat yapılmalıdır. Tritikale tarımı konusunda karşılaşacağınız sorunların çözümü konusunda Araştırma Enstitüleri ile Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerine danışılması önerilir. ÜRÜNÜNÜZ BOL VE KAZANCINIZ BEREKETLİ OLSUN.

Yararlanılan Kaynaklar:

Azman, M.A., Çoşkun, B., Tekik, H. Ve Aral, S. 1997. Tritikalenin yumurta tavuğu

rasyonlarında kullanılabilirliği. Hayvancılık Araştırma Dergisi, 7,1:11-14.

Bağcı, S.A. ve Ekiz, H. 1993. Tritikale’nin insan ve hayvan beslenmesinde önemi. 1.

Konya’da Hububat Tarımının Sorunları ve Çözüm Yolları Sempozyumu. Sayfa: 135-

156. 12-14 Mayıs 1993. Konya.

Bağcı, S.A. 2001. Alternatif Bir Tahıl Tritikale. Konya Ticaret Borsası Dergisi. 10:22-29.

Belaid, A. 1994. Nutritive and economic value of triticale as a feed grain for poultry.

CIMMYT Economics Working Paper, 94-01. CIMMYT, Mexico, D.F.

Elgün, A., Türker, S. Ve Bağcı, S.A. 1996. Paçal yapımında tritikalenin yumuşak buğday

yerine kullanılması. Un Mamülleri Dünyası, 4-10.

Pfeiffer, W.H. 1992. Triticale improvement strategies at CIMMYT: Exploting adaptive

patterns and end-use orientation. In:Proceedins, 7th Regional Wheat Workshop for

Eastern, Central and Sothern Africa.



Begonia Rex- Yaprak Begonya


Begonia Rex- Yaprak Begonya

Adı: Begonia Rex
Türkçe Adı: Yaprak Begonya
Familyası: Begoniaceae
Vatanı: Kuzeydoğu Hindistan’ın Assam Bölgesi
Tanımı: Yaprakları büyük, asimetrik, kalp veya yumurta şeklinde ya da yuvarlak, göz alıcı renklerde; boyları kısa, çiçekleri gösterişsizdir.

Türleri: Doğada 900 türü bulunan Begonia’lar başlıca üç grup altında toplanabilir. Her bir grubun çiçekleri karakteristik olup, yalnıza büyüklükleri değişir. Bu grupları oluşturan önemli türler şu şekilde sıralanabilir.
1. Yumrulu Begonia’lar: B.evansiana, B. socotrana, B. x tuberhybrida
2. Rizomlu Begonia’lar: B. boweri, B. x feastii, B. manicata, B. masoniana, B. rex
3. Lifliköklü Begonia’lar: B. albo-picta, B. coccinea, B. coccinea, B. metallica

Yetişme İstekleri:

Sıcaklık: En iyi gelişmeyi 15-18 dereceler arasında gösterir. Kışın sıcaklık 13 derecenin altına düşmemelidir.
Orantılı Nem: Yüksek orantılı nem (% 75-80) ister.
Işık: Yarı gölge veya gölge yerlerde yerleştirilir. Ancak bitkide fazla miktarda yaprak dökülmesi görüldüğünde saksıların daha aydınlık, ama doğrudan güneş ışığı almayan bir yere alınmaları uygundur.
Saksı Harcı: Hacim olarak 2 kısım tınlı toprak, 1 kısım turba, 1 kısım yanmış ahır gübresi ve 1 kısım kumun karışımıyla elde edilen harç da kullanılabilir.
Üretim Tekniği: Üretimi genel olarak yaprak çelikleri ile Mayıs-Haziran aylarında yapılır. Bunun için olgun yaprakların alt yüzündeki ana damarların kesişme noktaları keskin bir bıçakla çizilir. Daha sonra yaprak hacim olarak eşit miktarlarda turba ve kumun karışımından oluşan kompost iyice temas edecek şekilde yatırılır. Köklenme yastıklarının üzeri cam veya naylon örtü ile kapatılır. Ortam sıcaklığı 18-21 derece dolayında tutulduğu takdirde, çelikler 5-6 hafta içerisinde köklenir. Yeni çıkan bitkicikler 2-3 yapraklı olunca, ana yapraktan ayrılarak içerisinde büyüme kompostu bulunan küçük saksılara dikilir. Başka bir yöntem, yapraklar 2.5 x 2.5 cm. olacak şekilde karelere veya yaprak damarları ortada kalacak şekilde üçgen parçalara ayrılarak komposta dikilir ve aynı koşullarda köklendirilirler.

Bakım Önlemleri:

Saksı Değiştirme: Her 2-3 yılda bir Mart- Nisan aylarında yapılır.
Gübreleme: Mayıs - Eylül ayları arası 2 haftada bir kez 2 g/l kompoze gübre verilir.
Sulama: Mart’tan Eylül’e kadar kireçsiz su ile bolca sulanmalı, orantılı nemin düşük olduğu kuru havalarda yapraklara su püskürtülmelidir. Kışın Ekim’den Ocak’a kadar dinlenme döneminde saksı toprağının kurumasına izin vermeyecek şekilde su miktarının azaltılması gerekir.
Hastalık ve Zararlılar: Önemli zararlıları Nematodlar, Kırmızı Örümcekler, Yaprak Bitleri ve Unlu Bitler’dir.


Ayçiçeği

Ayçiçeği (Helianthus annuus), Asteraceae familyasından çekirdekleri ve yağı için yetiştirilen sarı çiçekli bir tarım bitkisi.

Ayçiçeği dünyada ve Türkiye’de en önemli yağ bitkilerinden biri olup, Türkiye’de genelde yağlık olarak yetiştirilir. Yağlık olarak ekiminin % 70′inden fazlası Trakya ve Marmara bölgesindedir.

Ayçiçeği, yetişme periyodu boyunca (100-150 gün) 2600-2850 °C civarında toplam sıcaklık ister. Derin ve kazık kök sistemine sahip olması nedeniyle, kuraklığa dayanımı fazladır. Her türlü toprakta yetişmesine rağmen, iyi drenajlı, nötr PH (6,5 - 7,5)’a sahip ve su tutması yüksek toprakları daha fazla sever. Taban suyu yüksek, asitli topraklardan hoşlanmaz. Tuzluluğa dayanması ortadır.

Ayçiçeğinin çimlenmesi için en az toprak sıcaklığı 8-10 °C olmalıdır. Bu nedenle genelde Nisan ayı başı-Mayıs ortası arasında ekimi yapılır. Erken ekim, verimi önemli ölçüde arttırır. Ayçiçeği soğuğa dayanıklı olup, genelde ilk donlardan 4-6 yapraklı devreye kadar zarar görmez. Ancak ısının -4 °C nin altına düşmesiyle oluşan dondan oldukça fazla etkilenir.

Optimum verim için bölge koşullarında yapılan araştırmalarda 7-8 kg. saf azot (N) ve aynı miktarda fosfor yeterli olur. Ancak sulu koşullarda bu miktarları arttırmak gerekir. Toprak analizi yapılıp tarlanın besin maddesi içeriği belirtildikten sonra gübre uygulamak son derece önemlidir. Eğer toprakta yeterli miktarda fosfor varsa 7-8 kg. saf azotu içeren 15-16 kg. üre (% 46 N) veya 25-30 kg. Amonyum Nitrat (%26 N) gübresi serpilerek karıştırılır ve ardından ekim yapılır. Eğer toprakta genelde potasyumca zengin olması nedeniyle, bu besin maddesine içeren gübre tavsiye edilmez. Ancak toprak tahlil sonucu bu besin maddesinin eksikliği belirtiliyorsa, topraktaki mevcut duruma da bağlı olarak, yeterli miktarda 15-15-15 gübresi uygulamak gerekir. Çünkü kompoze gübrelerin üzerindeki üç rakam sırasıyla N-P-K yani Azot - Fosfor - Potasyum besin madde oranına göre ucuz olan gübre tercih edilmelidir.

İyi bir tohum yatağı hazırladıktan sonra, ayçiçeğinde pnömatik mibzerlerle ekim yapılır. Yapılan araştırmalar sonucunda; sonbaharda soklu pulluk ile sürüm, ilkbaharda kazayağı ve ardından tırmık ile yapılan tohum yatağı hazırlığı en ekonomik toprak işleme yöntemi olarak belirlenmiştir. Yabancı ot ilacı icin genelde trifluarin terkipli ilaçlar ekim öncesi uygulanır. Ancak ilaç uygulandıktan sonra mutlaka tırmık veya benzeri bir ikinci sınıf toprak işleme aletiyle karıştırılmalıdır. Ayrıca yabancı ot mücadelesi için bitkiler 25 - 30 cm. olduğu zaman çapa makinesi ile ara çapası yapılır.

Yapılan araştırmalar, sırı arası 70 cm. ve sıra üzerinin 30-35 cm. olduğu bir ekim sıklığıyla sağlanan 4500-5000/ca/da civarında bir bitki populasyonunun en yüksek verimi verdiğini ortaya koşmuştur. Hibrit tohumluklar yüksek verim potansiyeline sahip, aynı günlerde çiçeklenip, olgunlaşır ve aynı kalitede ürün veririler. Piyasada değişik firmalara ait birçok yağlık hibrit ayçiçeği çeşidi bulunmaktadır. Tohum iriliği arttıkça dekara atılacak tohum miktarı da artar. Aslında iri tohumun, özellikle uygun olmayan iklim ve toprak koşullarında, çimlenme gücünün biraz daha fazla olmasından başka bir avantaja sahip değildir. Dekara atılan tohum miktarı tohum iriliğine bağlı olarak 400 gr/da civarındadır.

Ayçiçeği topraktan fazla miktarda besin maddesi kaldırır. Bu nedenle üst üste ayçiçeği ekiminden kaçınılmalıdır. Bundan dolayı, genelde Buğday-Ayçiçeği ekim nöbeti uygulanır.

Tablanın biraz eğik olması, yani yere doğru bakması, kuş zararını ve güneşten kaynaklanan tabla yanıklığını azaltır. Bu nedenle, bu tip hibrit çeşitler kuş zararının yoğun olarak hissedildiği yerlerde tercih edilmelidir.

Ayçiçeği bitkisinin su ihtiyacı, yetişme periyodu boyunca yaklaşık 700-800 mm. civarındadır. Bu nedenle yüksek ve arzulanan verimi alabilmek için yağışın az olduğu yıllarda aradaki farkın, sulamaya uygun yerlerde, mutlaka sulama suyuyla verilmesi gerekir. Toprakta bitkilerin su ihtiyaçları toprak tansiyonemetresiyle ölçülür. Ayçiçeğinde en hassas devre, çiçeklenme öncesi tablaların oluşmaya başladığı devre ile süt olum devresi arasıdır. Bu devrede oluşan, suya olan stres, verimde geri gelmeyecek kayıplar ortaya çıkarır. Özellikle suya duyulan bu ihtiyaç çiçeklenme zamanında en üst seviyeye çıkar. Bundan dolayı bu devrelerde yağış yoksa, yüksek verim için ayçiçeği mutlaka sulanmadır.20′şer gün arayla yapılan sulamaların verimi arttırdığı Denizli Baklan Ovası’ndaki Dağallı çiftçiler tarafından denenmiş ve görülmüştür. 40 cm olduktan sonra her 2 günde bir sulama yapılmalıdır.Eğer sulama yapılacaksa, bitkiler 45-50 cm. boyunda bir sulama, tabla teşekkül ettiği devrede süt ve olum devresinde yapılacak olan birer sulama ile toplam üç defa su verilmesi verimi %100 oranında arttırır. Özellikle sulanan alanlarda dekara atılan bitki sayısını ve verilecek gübre miktarını bir miktarı arttırmak verim artışı için gerekli diğer faktörlerdir.

Ayçiçeğinin en önemli zararlısı orobanş parazitidir. Ancak bu parazite dayanıklı hibritler piyasada mevcuttur. Bunun yanında diğer hastalıklar ayçiçeği mildiyösü, sap, kök ve tabla çürüklükleridir. Ayçiçeği mildiyösüne karşı hibrit tohumlar ilaçlı olup, ancak özellikle sulu alanlarda ortaya çıkan Slerotinia’ya karşı dayanıklı çeşit olmayıp, ilaçlı mücadelesi de yoktur. Ülkemizde ekonomik zarar eşiğini aşan ayçiçeği zararlıları şu an için mevcut değildir.

Ayçiçeği tablasının arkası ve brakte yapraklarının % 50’si kahverengi renge dönüştüğünde ayçiçeği fizyolojik olgunluğa erişmiş olur. Ancak hasadın yapılabilmesi için ablanın, gövdenin ve yaprakların tamamen kahverengi renge dönüşmüş olması ve tanedeki nem oranının % 9-10′a düşmesi gereklidir. Çünkü ayçiçeği yağlı tohuma sahip olduğu için yüksek nemde depolandığında, taneler kısa zamanda kızışır ve bozulur. Bu nedenle hasatta tane neminin % 10′un altında olması son derece önemlidir. Zamanında yapılmayan hasat özellikle bazı çeşitlerde tane dökmeye sebep olacağından, ayçiçeği hasadı fazla geciktirilmemelidir.