MUZ TARIMI
1. ANAVATANI, YAYILIŞI, DÜNYA VE TÜRKİYE’DE
ÜRETİMİ
Muz, Güneydoğu Asya’dan çıkmıştır. Anavatanı Güney
Çin, Hindistan ve Hindistan ile Avustralya
arasında kalan adalardır.[1] Muzu ilk kültüre
alanların balıkçılar olduğu sanılmaktadır.
Balıkçılar ağ yapmak için muzun yapraklarından
yararlanmışlar ve bu şekilde tarımı
başlamıştır.[2] Muzla ilgili ilk eser M.Ö. 600-500
yıllarına aittir ve Hindistan’da bulunmuştur. Muz
bitkisi ülkemize ilk defa 1750 yıllarında Mısır’la
ilgisi olan zengin bir aile tarafından süs bitkisi
olarak, Mısır’dan Alanya’ya getirilmiştir. O
yıllarda daha çok süs bitkisi olarak yetiştirilen
Muzun meyve verdiğinin görülmesi üzerine, 1930′lu
yıllardan sonra meyvesi için ticari amaçla
yetiştirilmeye başlanmıştır. Bugün ülkemizde
sadece Anamur, Bozyazı, Gazipaşa ve Alanya
ilçeleri ile çevresinde Musa Cavendish dediğimiz
bodur muz üretimi yapılmaktadır.
Dünya Üretimi : Dünyadaki muz üretimi en fazla
Asya kıtası ülkelerinde yapılmakta, bu kıtayı
sırasıyla Güney Amerika, Orta Kuzey Amerika,
Afrika, Okyanusya ve Avrupa Ülkeleri izlemektedir.
Dünya muz üretimi 1975 yılı istatistiklerine göre
37 milyon tondur. Ekiliş alanı ise 29.150.000
dekardır.
Türkiye Üretimi ve Tüketimi: Muz ülkemizde Anamur,
Bozyazı, Alanya, Gazipaşa ve çevresinde, Toros
dağlarının koruduğu mikroklimalarda, çok sınırlı
alanlarda yetiştirilmektedir. Bu nedenle üretim
miktarı azdır. 1994 de 12.000 dekar alanda 30.000
ton iken 2000 yılında 20.000 dekar alan ve 80.000
ton üretime ulaşmıştır. Ülkemizin yıllık muz
tüketimi ise 400.000 ton civarındadır.
MUZUN BAZI ÖZELLİKLERİ
2.1. Tüketim Alanları
Muz yukarda anılan özellikleri yanında çiğ olarak
yenebilen en güzel meyvelerden biridir. Meyve
salataları arasında da yer alır. Muz yeşil iken
pişirerek de yenilir.
2.2. Diğer Özellikleri
Muz, şifalı bitki, beyin gıdası veya afrodiziyak
olarak ünlenmiştir. Gövdeler bir ay suda
ıslatılıp, özel tarakla tarandığında ortaya çıkan
elyafdan ilkel usullerle saç örgüsü gibi halat
örüldüğü biliniyor. Muz liflerini Afrika’daki
yerli halk, şapka, hasır ve hediyelik eşya yapım
ında kullanıyor. Avrupa’da gemi halatı, oto
döşemeleri yapımında kullanılıyor. Muz gövde
sinin, yaprak sapının veya salkımın suyu çok güçlü
bir kan kesicidir.
MUZUN SİSTEMATİĞİ VE ÖNEMLİ ÇEŞİTLERİ
3.1. Muzun Sistematiği
Kültürü yapılan muz, Scitamineae takımı, Musaceae
ailesi, Musa cinsine girer. Bu cinste çok sayıda
partenokarp meyve veren klonlar vardır. Tek
Çeneklidir.
3.2. Muzun Önemli Çeşitleri
3.2.3. Ticari Olarak Yetiştirilen Önemli Klonlar
3.2.3.1. Gross Michel (AAA)
Ticari önemi en fazla olan muz çeşidi Gross Michel
‘dır. 5,4 - 6 metreye kadar boylanabilen bu muzun
meyveleri çok lezzetlidir. Dona ve ulaşıma diğer
muz çeşitlerine göre daha dayanıklıdır. Ülkemizde
azman muz veya çikita olarak adlandırdığımız
muzlar bu gruptaki muzlardır.
3.2.3.2. Cavendish Grubu (AAA)
Ticari muzların en bodur olanıdır. 2,5 - 3 metre
boyunda olan bu muzun meyveleri ince kabuklu ve
lezzetlidir. Çin kökenli olan bu muz ülkemizdeki
en yaygın muz çeşididir.
BOTANİK ÖZELLİKLERİ
4.1. Kök
Muz kökleri toprak altında bulunan ve esas gövdeyi
oluşturan yumrudan ve yumrunun daha çok üst
taraflarından çıkar. Bu çıkış dörder adetlik
gruplar halindedir. Muz kökleri 5-8 mm. çapında ve
uzunlukları boyunca aynı kalınlıktadırlar. Bu
kökler yumrudan biraz uzaklaşınca kendilerinden
daha ince yan kökler meydana getirirler. Bunlar da
4-5 mm. çapa ulaşır ve aynı kalınlıkta kalırlar.
Kılcal kökler bu yan kökler üzerinde bulunur. Muz
köklerinin dış kısmı koyu kahverengi, siyaha
yakın, iç kısmı ise beyazımtrak krem rengindedir.
Kılcal köklerin ise görünüşü beyazdır.
Muzda meydana gelen kök sayısı bitkinin sağlık
durumuna bağlıdır. Bir yumru 200-300 ve daha fazla
kök meydana getirebilir. Ülkemizde kökler en fazla
ilkbahar mevsiminde meydana gelir. Uygun şartlarda
kökler, 5 m. yanlara ve 75 cm. derinliğe kadar
gidebilir. Köklerin çoğunluğu 15-40 cm.
derinliktedir. Bununla birlikte 140 cm. derinliğe
kadar inen köklere de rastlanmıştır. Muzun kökleri
kısa ömürlüdür.
4.2. Gövde
4.2.1. Gerçek Gövde
Toprak altı gövdesi veya yumru da denir. Çok
yıllıktır. Gerçek gövde aslında bir rizomdur. Yani
toprak altındaki gövdedir. Yedek besin deposu
görevini de görür. Kuru madde miktarı fazladır.
4.2.2. Yalancı Gövde
Buna toprak üstü gövdesi de denir. Yalancı gövde
toprak üzerinde sanki yaprak saplarının
birleşmesinden meydana gelmiş bir kütük gibidir.
Bodur muzlarda gövdenin boyu 1,5-2,25 m.ye kadar
çıkar. Üst kısmında dört bir tarafa açılmış
yapraklar bulunur. Yeni yapraklar gövdenin orta
kısmından meydana gelirler. Yalancı gövde
yeşilimtrak görünüşlü ve yaşlandıkça unumsu bir
örtü ile kaplanır. Elle dokunulduğu zaman bu
beyazlık ele bulaşır.
Yalancı gövde, yapraklarını tamamladıktan sonra
meyve salkımını andıran bir tomurcuk (hevenk, dal)
oluşturur. Bu olaya muz üreticileri “muz doğurdu”
demektedirler. Tomurcuk olayı bir defa
gerçekleşmekte ve daha sonra görevini
bitirmektedir. Meyvesini vermiş olan yalancı
gövde, muzun hasadından sonra, yanında bırakılacak
olan fidenin beslenmesi için kesilmemeli, yerinde
bırakılmalıdır. Sadece tepesinden (yaprakların
ayrıldığı bölgeden) vurulmalı, kesilen kısım da
toprakta organik gübre olarak bırakılmalıdır.
Yerinde bırakılan yalancı gövde, yanındaki fideyi
besleyecek, zaman içinde pörsüyerek, çökecektir.
Bir sonraki onarma döneminde bu kısım toprak
altına gömülerek, ayrışması hızlandırılarak,
toprağın organik madde içeriğinin zenginleşmesi
sağlanmalıdır.
4.2.3. Yapraklar
Muzun yaprakları ilk çıkışta boru şeklindedir.
Sonra uç kısmı yavaş yavaş açılarak karakteristik
muz yaprağını oluştururlar. Muzun yaprakları
büyüktür. Yaprak uzunluğu 2 m. ve genişlik de
genellikle 60-90 cm. olabilir. Yaprak sapı
daralmış kanal görüntüsünde ve alt tarafı
yuvarlaktır. Yaprak ayasında ortada toprağa bakan
kısmı bükey, yukarı bakan kısmı ise yalancı
gövdeye doğru oluklu bir ana damar vardır. Ana
damara dike yakın bir açı ile ve birbirine paralel
olan yan damarlarla bağlıdır. Bu yan damarların
arası yaprak yüzeyini meydana getirir. Rüzgarlı
havalarda bu yan damarlar ana damara kadar
yırtılır ve yaprak dilim dilim olur. Yapraklar
yeşil görünüşlü ve yaşlandıkça unumsu bir madde
ile örtülürler. Yaprağın uç kısmında, yaprak ucu
denen bir kısım vardır. Bu yaprak uzama olanakları
ararken yaprak ayasının gideceği yolu açmak için
kullanılan bir organdır. Yaprak oluşumu
tamamlanınca düşer.
Yaprak üzerinde, damar aralarında, sapında ve
kınında stoma dediğimiz gözenekler bulunur. Sap ve
kında milimetrekarede 6-7 tane, ayada 160-170 tane
stoma (gözenek) vardır. Ayanın alt kısmında üste
göre 4-5 misli fazla stoma vardır.
4.2.4. Tomurcuk ve Çiçekler
Muzda tomurcuk, çiçekler ve meyve salkım
şeklindedir. Meyve salkımının gelişmesi bir çok
haftayı bulur. Ticari çeşitlerde bir yandan
çiçekler topluluğu meydana gelirken, bunları örten
mor renkli brahtelerin oluşturduğu konik kitle
yere doğru eğilir. Çiçekler topluluğundan oluşan
konik kitlenin aşağı doğru eğilmesi ve altındaki
çiçek tomurcuklarının farklılaşma düzenine göre,
eğilme olayından bir iki gün sonra brahteler
kalkmaya, geriye doğru kıvrılarak kuruyup düşmeye
başlarlar. Bu farklılaşma düzeni içinde meyve
elleri (taraklar) ortaya çıkar.[1]
Bir fide büyüyüp bütün yaprakları açıldıktan sonra
(ortalama 14-20 ay) topu andıran. Mor renkli
yaprakçıkların (Brahte) örttüğü tomurcuk (muz
çiçeği) meydana gelir. Tomurcuk hızlı büyür ve
brahteler sırayla açılarak altlarında ikişerli
sırayla (tarak) çiçekler görülür. Muz
salkımlarında 3 çeşit çiçek bulunur. İlk açılan
brahtelerin altlarında çıkan çiçekler dişi çiçek
olup daha sonra muza dönüşürler. Dişi çiçeklerin
muza dönüşmesi için döllenme olması gerekmez. Bu
nedenle muzlara bu özelliklerinden dolayı
partenokarpi denir. Kuruyan stigmalar hasada kadar
dökülmeden meyve ucunda kalabilirler. Salkımdaki
çiçek sayısı ne kadar fazla olursa, salkım
ağırlığı da o kadar fazla olacaktır. Salkımdaki
dişi çiçek sayısı sıcaklığa bağlı olup, sıcak
aylarda artar, soğuk ve ılık aylarda azalır.
Dişi çiçeklerin hemen altında çift organlı
çiçekler bulunur. Bu çiçeklerden oluşan meyveler
küçük ve kalitesizdir. Çift organlı çiçeklerin
hemen altında ise erkek çiçekler bulunur. Bodur
muzlarda erkek çiçekleri örten brahteler meyve
sapına bağlı kalır ve genellikle açılmazlar.
Salkımdaki tarak sayısı kaynağı yalancı gövdede
olan dişi çiçek sayısına bağlıdır. Dişi çiçek
sayısı da sıcaklıkla ilgilidir. Dişi çiçeğin
oluştuğu anda iklim ne kadar soğuk olursa tarak
sayısı da o kadar az olur. Parmak büyüklüğüne ise
toprak verimliliği, kullanışlı su ve fotosentez
derecesi gibi etmenler etkili olmaktadır.
4.2.4.1. Salkımların yetişme süresi: Haziran
ayında çiçeklenen muzların hasadı en kısa 76 gün,
en uzun ise 110 gün sonra olmuştur. Temmuz ayının
ilk haftasında çiçeklenen muzlar ortalama 124 gün,
son haftasında çiçeklenen muzlar ise ortalama 138
gün sonra hasat olgunluğuna gelmiştir. Ağustos
ayının ilk haftasında oluşan çiçekler 27 aralık
ile 18 ocak tarihleri arasında hasat olgunluğuna
(ortalama 153 gün) erişmiştir. Bu süre ağustosun
2., 3. ve 4. Haftalarında oluşan çiçeklerde sıra
ile 162, 164 ve 173 gün olmuştur.
Ortalama 13 tarak yöre için optimal bir rakamdır.
Diğer ülkelerde Musa cavendishii muzunun optimal
tarak sayısı hakkında bir literatür bulunmamıştır.
Salkım başına ortalama 262-266 adet parmak sayısı
tesbit edilmiştir.
4.2.5. Meyve
4.2.5.1. Meyve Gelişmesi
Taraklar üzerinde bulunan meyveler karşıdan
bakıldığında sağdan sola doğru gelişirler ve çift
sıralı, satranç şeklinde dizilmişlerdir. Bu
nedenle gelişme devresi sonunda parmaklar 5 köşeli
ve sağdaki meyveler daha iri olur. Her tarakta
10-26 parmak bulunur. İlk taraklarda parmak sayısı
fazla ve meyveler iridir. Uca doğru gidildikçe
meyveler sayıca azalır ve küçülürler.
4.2.5.3. Meyve Bileşimi ve Değişimi
Muz meyvesi % 70 oranında su, önemli miktarda
karbonhidratlar ve az miktarda protein ve yağ
içerir.[6]
Olgun muz meyvesi şekerce zengindir ve kolay
sindirilir. Çocukların beslenmesinde fazla
kullanılır. Bağırsak bozukluklarında ve özellikle
çocuklara verildiğinde içerdiği şekerler
kolaylıkla ve hastalığı kötüleştirmeden
sindirilir. Oysa diğer kaynaklardan gelen şekerler
hastalığı şiddetlendirirler. Muz ayrıca karaciğer
gelişmesi için de çok yararlıdır. Yapısında
bulunan fenol aminler muzun sindiriminde olumlu
durumu sağlayan bileşiklerdir. Bunlar mide
salgısını azaltır ve düz kasları uyarırlar
(Seratonin), damarları büzücü etki yaparlar.[7]
MUZUN İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ
5.1. İklim İstekleri
Muz, nemli, tropik iklimlerin bitkisidir. 30°
Kuzey ve 30° Güney enlemleri arasında kalan
bölgenin uygun alanlarında, tarımı rahatlıkla
yapıldığı halde, bunun dışında kalan yerlerde
istediği sıcaklığı bulamaz. Denize
yakınlık-uzaklık ve denizden yüksekliğe göre bu
enlemler dışında kalan bazı yerlerde de
yetiştirilmektedir. Akdeniz bölgesinde muz yetişen
yerlerimiz 36-37 enlem derecelerinde Toros dağları
tarafından korunmuş, dağların eteklerindeki
mikroklima yerlerdir. Buna rağmen muz bahçeleri
zaman zaman soğuktan zarar görmektedir. Muz
yetiştiriciliği bakımından önemli iklim faktörleri
sıcaklık, yağış, rüzgar ve doludur.
5.1.1. Işık
Muzun doğal ortamı tropikal bölgelerde yüksek
boylu ağaçların altıdır. Yarı gölgede bulunurlar.
5.1.2. Sıcaklık
Yıl boyunca aylık ortalama 26-27 sıcaklık ister.
15-16 °C’nin altında gelişme gerilemekte, 2-3
°C.de zararlı olmaktadır. O°C ve hemen altındaki
sıcaklıklarda üst kısım ölmekte, -4 °C’nin altında
tatlı gövde zarar görmektedir. Sıcaklık 10-15
dakika süre ile -1,5 ile -2 °C dereceye düşerse
şiddetli zararlanmaya neden olur.
5.1.3. Nem
Muz yüksek sıcaklık yanında, yüksek neme de
ihtiyaç duyar. Oransal nem % 60’dan aşağı
düşmemelidir. Ancak bazı hastalıkların yayılmaması
ve muzda gelişmenin devam etmesi açısından % 90
‘ın üzerindeki doygun nemin de ortamda olmaması
gereklidir.
5.1.4. Yağış
Aylık yağışın 120-150 mm. olduğu yerlerde muz
sulanmaya ihtiyaç duymayabilir. Muz
yetiştiriciliğinde hava nemi de önemli olup % 60’
ın altına düşmemelidir. Yıllık ortalama 2.500
mm’lik bir yağış bütün aylara dağılmış olmalıdır.
Aksi halde sulama yapılması gerekmektedir.
5.1.5. Rüzgar
Çok büyük yapraklara sahip muz bitkileri şiddetli
rüzgardan zarar görmektedir. Daha şiddetli
rüzgarlar yalancı gövdenin kırılmasına yani
ağaçların yıkılmasına neden olur.
5.2. Toprak İstekleri
Muz yetiştiriciliği için en iyi topraklar; derin,
besin maddelerince ve humusça zengin, geçirgen,
iyi havalanan, hafif bünyeli (Kumlu-Tınlı) ve
hafif alkali, killi Tınlı, Kumlu karakterdeki,
derin topraklardır. Toprak taşsız, iyi işlenmiş
olmalıdır.
Muz bitkileri toprak ve su tuzluluğuna çok
hassastır. Bu nedenle bahçe tesisi yapılacak yerin
toprağı ve kullanılacak suyun tuzluluğu mutlaka
analiz ettirilmelidir. Ancak yine de organik
maddece zengin, orta bünyeli, drenaj sorunu
olmayan ve hafif asidik (pH=6) olan topraklarda
daha iyi gelişir.
MUZ BAHÇESİ KURULMASI, SULAMA, GÜBRELEME, BAKIM,
BUDAMA
6.2. Fide Sağlanması
Muz doku kültürü ile, tohumla, yumru parçasıyla ve
dip sürgünleri ile üretilmektedir.
Ülkemizde yaygın şekilde yapılan fide sağlanması,
muzların toprakaltı yumrusundan çıkan dip
sürgünleriyle yapılmaktadır.
6.3. Bahçe Yerinin Dikime Hazırlanması
Muz bahçesi yeri olarak genellikle kuzeyi kapalı,
soğuktan korunmuş yerler seçilir. Muz bitkileri,
genel olarak güneye bakan, hafif eğimli yerlerde
iyi gelişmektedir.
6.4. Dikim Zamanı, Fidan Seçimi ve Dikim
Aralıkları
6.4.1. Dikim Zamanı: Ülkemizde muz dikimi iklim
durumuna göre Mart-Mayıs ayları arasında yapılır.
Örtü altında Eylül dikimi güzel sonuçlar
vermektedir.
6.4.2. Dikim Aralıkları: Tek sıra dikim için genel
olarak 3 * 1,7 m. aralıkları önerilebilir.
Bütün dikimlerde sıraların kuzey-güney
doğrultusunda yapılması en iyi güneşlenmeyi
sağlayacaktır. Kuzey-güney doğrultusundaki dikim,
doğu-batı doğrultusundaki dikime göre en az % 10
verim artışı sağlamaktadır.
6.5. Dikim
6.5.1. Normal Dikimler: Fidanlar yeni kurulacak
muz bahçesine sokulmadan önce bahçe girişinde
yapılacak olan ilaçlı su havuzunda en az bir saat
kadar bekletilerek, kök bölgesindeki nematodların
ölmesi sağlanmalı, ayrıca anadan ayrıldığı yara
yerlerinin hastalık yapmaması, çürümemesi için
uygun bir sistemik fungusitle ilaçlanması, yeni
tesise nematod bulaştırmama ve sağlıklı fidan
dikme yönlerinden yararlı olacaktır. Tesisin
girişinde bir yere geçici olarak yapılacak yarım
metre derinlikte, 2 metreye 1 metre boyutlarında,
dikdörtgen şeklinde bir çukurun yüzeyine döşenecek
bir plastik örtü ile bu havuz yapılabilir.
İçerisine sistemik kök çürüklüğü ilaçlarından ve
nematod ilaçlarından eklenerek ilaçlı su sağlanmış
olacaktır. Hazırlanan ilaçlı su, daha sonra can
suyu olarak, yeni dikilen fidelerin diplerine
dökülebilir.
Dikim çukurlarına toprak analizi sonucu önerilen
miktarlarda gübre konmalıdır. Toprakta organik
madde, N,P,K gibi elementler yeterli bulunmuşsa
uygulanacak ortalama miktarlar aşağıda
verilmiştir.
Dekara ortalama 10.000 kg. meyve verimi alınacağı
göz önüne alınarak, dekara 8.000 kg iyi yanmış
kaliteli çiftlik gübresi, 58 kg. Azot, 30 kg.
Fosfor ve 130 kg. Potasyum sağlayacak şekilde
kimyasal gübre, sezona dağıtılarak verilmelidir.
6.6. Sulama
Muz yapraklarının geniş olması dolayısıyla terleme
yoluyla çok miktarda su tüketir, sürekli nemli
toprak ister. Bitki besin maddelerini bol miktarda
almak için toprağın nemli olması gerekir. Bir çok
meyve ağacı ile karşılaştırıldığında daha yüzeysel
bir kök sistemine sahiptir. Topraktaki su miktarı
tarla kapasitesine düştüğü zamanlarda, topraktan
su alma yeteneği azalır. Topraktaki su eksikliğine
çok çabuk fizyolojik tepki gösterir. Aşırı sulama
muz köklerine zarar verir. Toprağı çoraklaştırır
ve bazı yerlerde toprağın taşınmasına neden olur.
Bütün bu nedenlerden dolayı muz bahçeleri azar
azar, fakat sık sık sulanarak, su sıkıntısı
çekmeleri önlenmelidir. Mümkün olduğunca haftada
3-4 sulama yapılmalıdır.
6.6.2. Damlama Sulama:
Özellikle sulama suyunun yetersiz olduğu yerlerde
meyve kalitesi üzerindeki olumlu etkileri
nedeniyle damla sulama yöntemi kullanılmalıdır.[1]
Suyun, ağacın etrafındaki belirli noktalara
damlatılmak suretiyle verilmesine damlama sulama
denir. Sulama ile gübrelemenin birlikte
yapılabildiği (fertigasyon) bu sulama sistemi,
tarımda verimi ve kaliteyi artıran en önemli
sistemlerden biridir. Bu arada bu sistemde, sulama
suyu içerisine istenen gübre miktarını ayarlayan
aletler de geliştirilmiştir. Bu sulama sisteminde
sulama, tarlanın her tarafına eşit bir şekilde
uygulanır. Sulama ve gübreleme tek noktadan
kontrol edilebilir. Böylece işçilik masrafları
düşer. Etkili kök bölgesi daima ıslak tutulabilir
ve gerekli su miktarı ayarlanabilir.
6.6.3. Sprink Sulama
Son dönemlerde örtü altı muz üreticiliğinde
önerilen bir sulama sistemidir. Muz bitkileri
arasına tek sıra halinde serilen damlama hortumu
kalınlığında bir hortum ve bu hortum üzerine
belirli aralıklarla yerleştirilmiş 30-40 cm.
yükseklikte toprağa gömülü çubuklar ve çubukların
üzerinde mini fıskiyeler şeklinde yapılan sulama
şeklidir. Toprağa gömülen çubukların üzerindeki
mini fıskiyeler 1,5 - 2 metre yarıçapında bir
alanı (3 metre genişlik) eşit bir şekilde
sulamaktadır. Bu da muzların kök bölgesinin geniş
bir şekilde sulanması demektir. Damlama sulama
sisteminde damlama hortumu çevresinde yayılan
kökler, sprink sistemde çok daha geniş bir yüzeye
yayıldıkları için, ağacın gelişmesi çok daha güçlü
olabilmektedir. Yine damlamada olduğu gibi, sprink
sistemde de sıvı veya eritilmiş mineral gübreler
rahatlıkla uygulanabilir. Kök gelişmesini çok daha
geniş bir yüzeye teşvik ettiği için, damlama
sulamadan daha cazip olan sprink sulama sistemi,
kuru havalarda ortam nemini de yükselterek olumlu
katkıda bulunacaktır. Ayrıca toprak yüzeyine
serilen bitki artıklarının ayrışma sürecini de
hızlandıracaktır.
6.6.4. Sisleme
Örtü altı muz üretiminde, sera çatısına, içten,
belli aralıklarla yerleştirilen sulama boruları ve
bu borulara yerleştirilen sisleme veya fog
(dumanlama) memeleri ile yapılan bir sulama
biçimidir. Bu sistemin asıl amacı sulama değildir.
Ama sulama ihtiyacının karşılanmasına destek
vermektedir. Bu sistem, uygulandığı bahçelerde
kışın don zararına karşı korunma amacıyla
kullanılabilir. Ortalama 15-16 oC sıcaklıkta olan
yer altı suyu, memelerden sis şeklinde bahçe
içerisine verilince, ortam sıcaklığını da kendi
sıcaklığına yaklaştırarak don zararının meydana
gelmesini önleyecektir. Bu uygulama aynı şekilde
yazın meydana gelen yüksek sıcaklıkların zararını
da önlemektedir. Zaman zaman 40-45 oC’ye kadar
çıkan yaz sıcaklarının yakıcı etkisi, yine 15-16
oC olan yer altı suyunun memelerden sis şeklinde
verilmesiyle ortadan kaldırılabilmektedir. Öğle
saatlerinde ortalama 2 saat süreyle
uygulanabilecek sislemeyle, aynı zamanda ortam
nemi yükselmekte ve bitkilerin istediği uygun
ortam sağlanmaktadır.
Ayrıca sislemeyi belli bir sıcaklık ayarına bağlı
termostat takılarak çalışacak otomatik bir sistem
geliştirilmiştir.
6.7. Gübreleme
6.7.1. Organik Gübreleme
Muz bitkisi topraktaki organik maddeyi oldukça
yüksek oranlarda ister. Bunun nedeni doğal
ortamdaki muzun, yüksek boylu ağaçların altında,
dağınık güneş altında, çürümüş yaprakların
üzerinde yetişmesidir.
Organik gübre toprak sıcaklığını yüksek tutarak,
salkım oluşumundan hasada kadar geçen süreyi
kısaltmakta ve fidelerin kışın soğuktan zarar
görmesini engellemektedir.
Çiftlik gübresi kullanımında gübrenin iyi yanmış
olmasına dikkat edilmelidir. Çiftlik gübresinin
taze olması, iyi yanmaması sonucu, içinde bulunan
yabancı ot tohumları, nematodlar ve tuz, bahçe
içine taşınacaktır. İyi yanmış çiftlik gübresinde
yabancı ot tohumu, nematod bulunmaz. Bu arada
üzerinden 1-2 yağmur veya su geçirilirse toprak
için zararlı olan tuzu da yıkanmış olacaktır. Bu
nedenle, çiftlik gübresinin zararlı etkilerinden
kurtulmak için, üretici, kullanacağı çiftlik
gübresini en az 3 ay öncesinden alarak, bahçesinin
bir kenarında yanmasını ve yıkanmasını sağlaması
yararlı olacaktır. Ayrıca, organik gübre seraya
sokulmadan önce yığın haline getirilip methil
bromid veya benzeri bir fümigant ile ilaçlanırsa
(tüp patlatma) çok iyi bir dezenfeksiyon yapılmış
olacaktır.
Organik gübre muzlarda bakım zamanı (Şubat-Mart
aylarında) ve kışa girmeden (Kasım ayında)
verilmelidir. Onarma zamanı verilen organik gübre
mutlaka toprakla iyi bir şekilde karıştırılmalı,
kışa girmeden verilen organik gübre ise toprak
yüzeyine yorgan gibi serilmelidir.
6.7.2. Mineral Gübreleme
Muz bitkisi hem yeşil aksamın gelişme döneminde,
hem de meyve gelişme döneminde yoğun şekilde besin
isteyen bir bitkidir. Bu besinler genellikle en
iyi topraktan muzlara verilebilir. Muz
yetiştiriciliğinde sadece organik gübre uygulaması
yeterli değildir. Ek olarak mineral gübre
uygulaması da yapılmalıdır. Mineral gübre olarak
özellikle Azot, Fosfor, Potasyum, Kalsiyum ve
Mağnezyum gübrelemesinin yapılması gereklidir.
6.7.2.1. Azot (N)
Muzun azot ihtiyacı da fazladır. Özellikle yeşil
aksam gelişmesi için azot gereklidir.[2] Yavru
bitkilerin gözüktüğü ve büyümenin başladığı ilk üç
ay içerisinde azot çok önemlidir. Gelişmenin
başladığı ve atak haline geçtiği ilkbaharın ilk
aylarında çok fazla azot kullanır. Bu dönemde
hayat dönemi boyunca kullanacağı azotun büyük bir
kısmını kullanır. Azot kullanımı ile kuru madde
miktarı arasında doğrusal bir ilişki vardır. Azot
kullanımı arttıkça kuru madde miktarı azalır.
6.7.2.2. Fosfor (P)
Muzun fosfor ihtiyacı, azot ve potasyuma göre daha
az olmakla birlikte, kök gelişimi ve bitki besin
maddesi alım kapasitesini artırarak salkım
oluşumunu güçlendirmesi, tarak sayısını artırması
yönünden çok önemlidir. Subtropik iklim
koşullarında fosforun alımı, oldukça geniş zaman
aralığında gerçekleşir. Fosforun topraktan iyi bir
şekilde alınabilmesi için ortamda yeteri kadar
suyun bulunması gerekir. Ayrıca doğumdan tahminen
bir ay kadar önce uyguladığımız fosfor
takviyesinin (2 sefer MAP) tarak sayısını
artırdığı tesbit edilmiştir. Fosfor muz bitkisi
için çok önemli değildir. Uygulamada bu elementin
eksikliğine kolaylıkla rastlanmaz. Eksiklik
belirtisinde yaprak kenarları ölerek testere dişi
görünümü alır. Fosfor yeteri kadar ortamda varsa
tarak sayısı ve dolayısıyla her taraktaki parmak
sayısı artmaktadır. Ama fazla miktardaki fosfor
uygulamaları da parmakların oluşmasına ters etki
yapmaktadır. Ortamdaki fosfor fazlalığı, hem tarak
sayısını azaltmakta, hem de taraktaki parmak
sayısını azaltmaktadır.
Sağlıklı bitki kökleri de beslenme ortamındaki
fosfatı önemli ölçüde tüketebilme
yeteneğindedirler.[3] Yine Fosfor meyve verimini
artırmakta, ancak aşırı fosfor gübrelemesinde ise
verim azalmaktadır.[4] Fosfor uygulanan
topraklarda çinkonun demir ve alüminyum
oksitlerince bağlanması ile bitkinin gelişmesini
artırması sonucu, bitkinin çinko konsantrasyonu
kritik düzeyin altına düşerken, bitkide fosfor
toksisitesi görülebilmektedir, öte yandan
bitkilerin çinko noksanlığı gösterdiği durumlarda,
ortama fosfor katılması, bitkide fosfor
toksisitesi gösterdiği gibi çinko noksanlığının da
şiddetini de artırmaktadır.[5]
Bitkilerin fosfor alımını, mağnezyum düzeyi de
önemli ölçüde etkilemektedir. Düşük düzeyde
mağnezyum, fosforun kökten alımını önemli ölçüde
azaltarak, fosforun yukarı taşınmasını
engeller.[6]
Bitkinin fosfor ihtiyacının en fazla olduğu
doğumdan bir, bir buçuk ay önceki döneminde,
bitkinin fosfor ihtiyacının yeterince
karşılanması, tarak ve parmak sayısının artmasını
sağlayacaktır. Bölgemizde genellikle 11-12 olan
tarak sayısını 15-16’ya çıkartmak, fosfor
ihtiyacını zamanında ve yeterince karşılayarak
mümkün olabilir.
6.7.2.3. Potasyum (K)
Potasyum, muz bitkileri için çok önemlidir.
Özellikle salkım oluşumu ve gelişimi için gerekli
bir besin maddesidir. Potasyum bitki büyümesini
çabuklaştırır ve verimini artırır. Yeterli
potasyum ile beslenen bitkilerde salkım ağırlığı
artar, parmaklar daha büyük olur ve meyvenin
pazarda daha uzun süre dayanması, hastalık ve
zararlılara dayanıklılık artar. Potasyum, bitki
metabolizmasında fotosentez sonucu elde edilen
ürünlerin, faydalı olacağı bölgelere taşınmasını
sağlar. Su dengesini ayarlar. Potasyum, azot ile
birlikte ürünü artırır ve düzenli meyve tutumu ve
olgunlaşmasında önemlidir.[7]
Potasyum eksikliğinde uçlardan başlamak üzere
yapraklar sararır. Bu sararma o kadar hızla
gelişir ki, çoğu zaman uçtan başlayarak yaprağın
2/3 ‘ü ölür. Çok az potasyum alan bir bitkinin
meyveleri şekilsiz olur. Böyle bir salkımda çok az
sayıda parmak oluşur. Çiçeklenme zamanında iklim
koşulları uygun olmaz ise yine bu gibi salkımlar
oluşur.
Meyvede yüksek düzeyde potasyum alımı sadece
düzgün meyve şekli ve olgunlaşma ile meyveye tad
ve lezzet sağlamasından başka, meyve lezzet ve
çeşnisinde ana öğe olan toplam asitlik üzerinde de
olumlu rol oynayıp, çeşniyi önemli derecede
etkilemektedir. Düşük potasyum seviyesi ise,
lezzetsiz ve yavan meyve tadına neden
olmaktadır.[8]
6.7.2.4. Çinko (Zn)
Muz bahçelerinde en çok görülen bitki besin
elementi eksikliklerinden biri de Çinko’dur. Bu
element eksikliğinin nedeni genellikle Fosfor
fazlalığından kaynaklanır. (Ek Resim 26. Muzda
Yaşlı Yapraklarda Çinko Eksikliği), (Ek Resim 27.
Muzda Genç Yapraklarda Çinko Eksikliği)
Muz bitkisinde en çok eksikliği görülen
mikroelement çinkodur. Çinko eksikliğinde bitki
bodurlaşır. Yapraklar küçük ve dar olup, ikinci
damarlar arası sarı-beyaz şeritler halindedir. Bu
görünüm daha sonra sarı-yeşil şeritlere dönüşür.
İkincil damarlara paralel olan sarı şeritlerde
uzun, kahverengi ölü benekler belirir. Bu gibi
bitkilerde oluşan salkımların parmakları küçük ve
normal kıvrık şeklinden daha kıvrık olup, en
belirli özellik de parmak uçlarının açık yeşil
olmasıdır. Fazla miktarda kireçleme veya toprakta
fosfor fazlalığı çinko eksikliğine neden olabilir.
Fazla derecede nematod salgınına uğramış
bahçelerde çinko eksikliği benzeri belirtiler
görülebilir. Çinko eksikliğinde bitki bodur kalır,
yapraklar küçük ve dar kalırlar.
6.7.2.5. Bakır (Cu)
Bakır bitkilerde özellikle dokularda ligninleşme
prosesine katılmakta ve bitkilerin generatif
büyümesinde önemli rol üstlenmekte, polen oluşumu
ve döllenme prosesleri ve dolayısıyla tohum ve
meyve oluşumunu sağlamakta ve bitkiler bakır
beslenmesinden doğrudan etkilenmektedir.
6.7.2.6. Mangan (Mn)
Mangan, bitkide fotoliz olayını, dolayısıyla
fotosentezi etkileyerek protein ve lipid
sentezlerine katılır ve böylece birçok enzim
faaliyetlerini etkiler. Özellikle hücreleri toksik
oksijen radikallere karşı koruyan superoksit
dismutez enzim yapısında rol oynar ve sonuçta
bitkilerin büyüme ve gelişmelerini etkiler. (Ek
Resim 29. Muzda Mangan Fazlalığı-Yaprakta)
6.7.2.7. Demir (Fe)
Demir, bitki dokularında genellikle 50-200 ppm.
arasında bulunur. Sayısız redoks reaksiyonları,
enzim faaliyetleri, klorofil sentezi ve klorofil
oluşum unu dolayısıyla protein ile fotosentezi
etkileyen önemli bir mikroelementtir
Genellikle topraklardaki kalsiyum fazlalığı demir
alımını engeller. Demir eksikliği olan yapraklarda
damarlar yeşil kalır, ancak damar araları sarı
dır. Eksikliğin ilerlemesi halinde tam sararma ve
sonra da kuruma görü lür.
6.7.2.8. Kalsiyum (Ca)
Ca eksikliği gösteren bitkilerin Ca içeriği azdır.
Çoğunlukla kuru madde de % 0.5′in altında
bulunur.[10] Kalsiyum, mağnezyum ve potasyum içe
rikleri, topraktaki kil ve organik madde ile
ilişkilidir. Bu nitrat, sülfat ve klor ile
ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Kalsiyum
eksikliğinde önce genç yapraklar aşağıya veya
yukarıya doğru kırılır ve yaprak oluşması azalır.
6.7.2.9. Mağnezyum (Mg)
Mağnezyum eksikliğinde yapraklar uçlarından ve
kenarlarından başla mak üzere yavaş yavaş
sararmakla beraber orta kısımları yeşil kalır.
Etki altında kalan dört ve beşinci yapraklardır.
Yaprak sapları ana gövdeden koparak yaprağın
ömrünün kısalmasına neden olur. Fosforun aksine
genç piçler yaşlı rizomlardan kalsiyum ve
mağnezyum absorbe ettikleri için yaşlı rizomlar bu
elementlerce fakirdirler. Bu nedenle eğer yaşlı
piçler dikimde kullanılacak ise kalsiyum ve
mağnezyum için önlem alınmalıdır.
6.7.2.10. Kükürt
Kükürt eksikliği başta Natal olmak üzere diğer
ülkelerde de görülmektedir. Çok eksik olursa
kalite bozulur. Bu eksiklik süper fosfat, potasyum
klorür yerine potasyum sülfat veya azot kaynağı
olarak da amonyum sülfat uygulamak ile
giderilebilir.
6.7.2.11. Bor
Muzda ender görülen eksikliklerden biri de Bor
eksikliğidir. Özellikle yaşlı bahçelerde görülür.
(Ek Resim 30. Muzda Yaprakta Bor Eksikliği), (Ek
Diğer mikro element eksiklikleri muz
yetiştiriciliğinde pek önemli değil dir.
Diğer mikro elementlerden bakır, manganez, demir,
bor ve molibden eksikliği muz bahçelerinde pek
görülmemektedir. Analizler göstermiştir ki muz
bitkisi manganezi de topraktan fazla miktarda
almaktadır. Bu da bitkiye ve kök oluşumuna zararlı
olabilir. Uygun miktarda kireçleme manganezin daha
fazla alınmasını önler.
6.7.2.12. Bitki Besin Elementleri Arasındaki
İlişkiler
Bitki besin maddeleri arasında toprak içinde
bitkilerin besin alımı yönünden çok ciddi
rekabetler veya teşvikler vardır. Bu nedenle
gübreleme proğramlarının hazırlanması ve
uygulanmasına çok dikkat edilmelidir. Bitki Besin
Maddesi yığılmalarının en çok söz konusu olduğu
sera alanlarında, toprak analizi yaptırmaksızın,
sağlıklı bir gübreleme proğramı uygulamak mümkün
değildir.
muz tarımı muz tek çenekli anamur muzu