kaz | Gül Resimleri

Gül Resimleri

Çiçek Resimleri & Çiçek Çeşitleri & Çiçek isimleri & Şifalı Bitkiler & Bitkileri Tanıyalım

gül


Çiçeklere yer açın…

Çiçeklere yer açın…

      Evlerde yetiştirilen çiçekler bir türlü bahçelerdeki gibi olmuyor. Nedeni ise bahçenin rüzgar, bakı ve gölge şartlarının balkonlarda oluşmaması. Bu nedenle saksı çiçekleri daha kısa ömürlü oluyor.

Sıcak havalar ile birlikte hemen hemen her köşe rengarenk açan çiçekler ile süslendi. Sardunyalar, yukkalar, begonyalar, laleler. Peki ya siz evinizi ya da balkonlarınızı süslediniz mi? İşte size çiçekler ile ilgili bir kaç küçük ipuçu.

Balkonunuza, güzel kokulu bu çiçekler çok yakışacak
      Ortanca, açelya, kamelya, lavanta, yasemin, kanarya gülü, ağaç minesi, filbahri, zakkum, leylak, kartopu, morsalkım, yasemin, tatar hanımeli (sarılıcı olan türü, güzel bakılırsa balkon demirlerini ve duvarları sarar), meilland gülleri (kokusuz peyzaj gülü), yediveren gülleri.

Ayrıca, kazayağı, buz çiçeği, lale, begonya, aslanağzı, Meryem Ana kandili, gardenya, hazine çiçeği, çuhaçiçeği, camgüzeli, sakız sardunyası, süsen, petunya, ipekçiçeği, ateşçiçeği, kadife çiçeği, hercai menekşe ve lale türleri de balkonunuzu çiçek bahçesine çevirebilir. Camekanlı balkonlara limon ve portakal ağaçları çok yakışır. Ancak yetişmeleri için iyi ışık almaları ve Akdeniz iklimine göre nem ayarının olması gerekir.

Menekşe yetiştirmek gerçekten emek istiyor
      Bitkilerin, nemini kaybetmeyecek şekilde sulanması gerekir. İşte menekşede de bu ince ayara çok dikkat etmek büyük önem taşır. Yazın 3 günde bir sulanması, suyun yaprak ve köküne değmeden doğrudan toprağa konması, güneş alması ve suyunu hiç kaybetmemesi gerekir.

Oturma odanız için çiçeksiz yeşil bitkiler ideal
      Özenle aranje edilmiş, koltuk ve halılarınızın rengiyle uyumlu buketler, odaya farklı bir hava katar. Ama siz sadece yeşil bitkiler seviyorsanız, salon çiçekleri tabir edilen çiçeksiz bitkileri de tercih edebilirsiniz.

Yatak odasına yapma çiçekler
      Çiçekler, geceleri karbondioksit verdikleri için yatak odalarında çiçek bulundurulması pek tavsiye edilmez. Ama ille de sabahları mutlu ve enerjik uyanmam için çiçek şart diyorsanız, o halde siz de yapma çiçekleri kullanabilirsiniz.

Kapıyı açtığınızda mis gibi kokan çiçekler karşılaşın sizi
Misafirlerinizi güleryüzünüzle birlikte çiçeklerle karşılamak için, evinizin girişi eğer aydınlıksa yani güneş alan bir yerse canlı çiçekler, karanlık bir girişi varsa da o zaman yapma çiçekleri kullanabilirsiniz. Koridorların da uygun yerlerine veya duvarlarına yerleştirilmiş çiçekler, evinize neşe ve canlılık katar.

Mutfaklarınız da, banyolarınız da çiçek açsın
      Rengarenk, küçük saksı çiçekleri mutfaklara da neşe getirir. Tezgahta, masada, rafta. Sabah kahvaltınızı, akşam yemeğinizi, komşu muhabbetini şenlendirir, içinizi ısıtır, ruhunuzu tazeler.

Ya banyolar? Düşünün tasarımı gayet modern bir banyonuz var ama bir şeyler eksik. Mesela aynanın önünde, dolaplardan birinde, belki de kapının kenarında. Şık dekore edilmiş banyoları renkli, fazla ışık istemeyen, nemli ortamlara alışık çiçeklerle baştan yaratabilirsiniz.


Ayçiçeği

Ayçiçeği (Helianthus annuus), Asteraceae familyasından çekirdekleri ve yağı için yetiştirilen sarı çiçekli bir tarım bitkisi.

Ayçiçeği dünyada ve Türkiye’de en önemli yağ bitkilerinden biri olup, Türkiye’de genelde yağlık olarak yetiştirilir. Yağlık olarak ekiminin % 70′inden fazlası Trakya ve Marmara bölgesindedir.

Ayçiçeği, yetişme periyodu boyunca (100-150 gün) 2600-2850 °C civarında toplam sıcaklık ister. Derin ve kazık kök sistemine sahip olması nedeniyle, kuraklığa dayanımı fazladır. Her türlü toprakta yetişmesine rağmen, iyi drenajlı, nötr PH (6,5 - 7,5)’a sahip ve su tutması yüksek toprakları daha fazla sever. Taban suyu yüksek, asitli topraklardan hoşlanmaz. Tuzluluğa dayanması ortadır.

Ayçiçeğinin çimlenmesi için en az toprak sıcaklığı 8-10 °C olmalıdır. Bu nedenle genelde Nisan ayı başı-Mayıs ortası arasında ekimi yapılır. Erken ekim, verimi önemli ölçüde arttırır. Ayçiçeği soğuğa dayanıklı olup, genelde ilk donlardan 4-6 yapraklı devreye kadar zarar görmez. Ancak ısının -4 °C nin altına düşmesiyle oluşan dondan oldukça fazla etkilenir.

Optimum verim için bölge koşullarında yapılan araştırmalarda 7-8 kg. saf azot (N) ve aynı miktarda fosfor yeterli olur. Ancak sulu koşullarda bu miktarları arttırmak gerekir. Toprak analizi yapılıp tarlanın besin maddesi içeriği belirtildikten sonra gübre uygulamak son derece önemlidir. Eğer toprakta yeterli miktarda fosfor varsa 7-8 kg. saf azotu içeren 15-16 kg. üre (% 46 N) veya 25-30 kg. Amonyum Nitrat (%26 N) gübresi serpilerek karıştırılır ve ardından ekim yapılır. Eğer toprakta genelde potasyumca zengin olması nedeniyle, bu besin maddesine içeren gübre tavsiye edilmez. Ancak toprak tahlil sonucu bu besin maddesinin eksikliği belirtiliyorsa, topraktaki mevcut duruma da bağlı olarak, yeterli miktarda 15-15-15 gübresi uygulamak gerekir. Çünkü kompoze gübrelerin üzerindeki üç rakam sırasıyla N-P-K yani Azot - Fosfor - Potasyum besin madde oranına göre ucuz olan gübre tercih edilmelidir.

İyi bir tohum yatağı hazırladıktan sonra, ayçiçeğinde pnömatik mibzerlerle ekim yapılır. Yapılan araştırmalar sonucunda; sonbaharda soklu pulluk ile sürüm, ilkbaharda kazayağı ve ardından tırmık ile yapılan tohum yatağı hazırlığı en ekonomik toprak işleme yöntemi olarak belirlenmiştir. Yabancı ot ilacı icin genelde trifluarin terkipli ilaçlar ekim öncesi uygulanır. Ancak ilaç uygulandıktan sonra mutlaka tırmık veya benzeri bir ikinci sınıf toprak işleme aletiyle karıştırılmalıdır. Ayrıca yabancı ot mücadelesi için bitkiler 25 - 30 cm. olduğu zaman çapa makinesi ile ara çapası yapılır.

Yapılan araştırmalar, sırı arası 70 cm. ve sıra üzerinin 30-35 cm. olduğu bir ekim sıklığıyla sağlanan 4500-5000/ca/da civarında bir bitki populasyonunun en yüksek verimi verdiğini ortaya koşmuştur. Hibrit tohumluklar yüksek verim potansiyeline sahip, aynı günlerde çiçeklenip, olgunlaşır ve aynı kalitede ürün veririler. Piyasada değişik firmalara ait birçok yağlık hibrit ayçiçeği çeşidi bulunmaktadır. Tohum iriliği arttıkça dekara atılacak tohum miktarı da artar. Aslında iri tohumun, özellikle uygun olmayan iklim ve toprak koşullarında, çimlenme gücünün biraz daha fazla olmasından başka bir avantaja sahip değildir. Dekara atılan tohum miktarı tohum iriliğine bağlı olarak 400 gr/da civarındadır.

Ayçiçeği topraktan fazla miktarda besin maddesi kaldırır. Bu nedenle üst üste ayçiçeği ekiminden kaçınılmalıdır. Bundan dolayı, genelde Buğday-Ayçiçeği ekim nöbeti uygulanır.

Tablanın biraz eğik olması, yani yere doğru bakması, kuş zararını ve güneşten kaynaklanan tabla yanıklığını azaltır. Bu nedenle, bu tip hibrit çeşitler kuş zararının yoğun olarak hissedildiği yerlerde tercih edilmelidir.

Ayçiçeği bitkisinin su ihtiyacı, yetişme periyodu boyunca yaklaşık 700-800 mm. civarındadır. Bu nedenle yüksek ve arzulanan verimi alabilmek için yağışın az olduğu yıllarda aradaki farkın, sulamaya uygun yerlerde, mutlaka sulama suyuyla verilmesi gerekir. Toprakta bitkilerin su ihtiyaçları toprak tansiyonemetresiyle ölçülür. Ayçiçeğinde en hassas devre, çiçeklenme öncesi tablaların oluşmaya başladığı devre ile süt olum devresi arasıdır. Bu devrede oluşan, suya olan stres, verimde geri gelmeyecek kayıplar ortaya çıkarır. Özellikle suya duyulan bu ihtiyaç çiçeklenme zamanında en üst seviyeye çıkar. Bundan dolayı bu devrelerde yağış yoksa, yüksek verim için ayçiçeği mutlaka sulanmadır.20′şer gün arayla yapılan sulamaların verimi arttırdığı Denizli Baklan Ovası’ndaki Dağallı çiftçiler tarafından denenmiş ve görülmüştür. 40 cm olduktan sonra her 2 günde bir sulama yapılmalıdır.Eğer sulama yapılacaksa, bitkiler 45-50 cm. boyunda bir sulama, tabla teşekkül ettiği devrede süt ve olum devresinde yapılacak olan birer sulama ile toplam üç defa su verilmesi verimi %100 oranında arttırır. Özellikle sulanan alanlarda dekara atılan bitki sayısını ve verilecek gübre miktarını bir miktarı arttırmak verim artışı için gerekli diğer faktörlerdir.

Ayçiçeğinin en önemli zararlısı orobanş parazitidir. Ancak bu parazite dayanıklı hibritler piyasada mevcuttur. Bunun yanında diğer hastalıklar ayçiçeği mildiyösü, sap, kök ve tabla çürüklükleridir. Ayçiçeği mildiyösüne karşı hibrit tohumlar ilaçlı olup, ancak özellikle sulu alanlarda ortaya çıkan Slerotinia’ya karşı dayanıklı çeşit olmayıp, ilaçlı mücadelesi de yoktur. Ülkemizde ekonomik zarar eşiğini aşan ayçiçeği zararlıları şu an için mevcut değildir.

Ayçiçeği tablasının arkası ve brakte yapraklarının % 50’si kahverengi renge dönüştüğünde ayçiçeği fizyolojik olgunluğa erişmiş olur. Ancak hasadın yapılabilmesi için ablanın, gövdenin ve yaprakların tamamen kahverengi renge dönüşmüş olması ve tanedeki nem oranının % 9-10′a düşmesi gereklidir. Çünkü ayçiçeği yağlı tohuma sahip olduğu için yüksek nemde depolandığında, taneler kısa zamanda kızışır ve bozulur. Bu nedenle hasatta tane neminin % 10′un altında olması son derece önemlidir. Zamanında yapılmayan hasat özellikle bazı çeşitlerde tane dökmeye sebep olacağından, ayçiçeği hasadı fazla geciktirilmemelidir.


ÇAY HAZIRLAMAK

ÇAY HAZIRLAMAK
1- Haşlayarak Demleme
Belirtilmiş oranda taze veya kurutulmuş bitki bir cam kaba veya metal olmayan bir başka kaba konur, kaynamaya başlayan su ocaktan alınır ve hazırlanmış olan bitkilerin üzerine dökülür. Taze bitkilerin demlenmesi için fazla beklemeye gerek yoktur (Bir buçuk-iki dakika yeterlidir).

Çay açık renkli olmalıdır; açık sarı veya açık yeşil. Kurutulmuş bitkilerin demlenmesi ise biraz daha uzun sürer (3-6 dakika kadar). Bu yöntemle hazırlanmış bir çay hem daha yararlıdır hem de daha güzel görünür.
Belirtilmiş oranda kök, gerekli görülen süre boyunca soğuk suda bekletildikten sonra, kısa süre kaynatılır ve 3 dakika kadar demlenmeye bırakılır. Günlük çay miktarı bir termosa konur ve gün boyunca ağır ağır yudumlayarak içilir.

Genel olarak, dolu bir çay kaşığı (yarım tatlı kaşığı) ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı (200 cc) dolusu suya yeterlidir. Değişik durumlarda ve bitkilerde, bu miktarlar reçetelere göre değişebilirler.

2- Soğuk Suda Yumuşatma
Bazı bitkiler (Örneğin ebegümeci, ökseotu ve eğir kökü), sıcaklığın etkisi ile şifalı güçlerini yitirebilecekleri için, kaynatılmamalı ve haşlanmamalıdır. Bu tür bitkilerden elde edilen çaylar soğuk su ile hazırlanır. Belirtilen ölçüde bitki,soğuk suda 8-12 saat süre ile bekletilir (Genellikle geceleri).
Süre dolduktan sonra içilebilecek derecede ısıtılarak, önceden kaynar suyla çalkalanmış bir termosa doldurulur.
Soğuk suda bekletme ve haşlama karışımından oluşan çay türü ise, şifalı bitkilerden en iyi yararlanma biçimi olarak belirtilebilir. Bitkiler belirtilmiş su miktarının yarısının içinde gece boyunca bekletilir ve sabahleyin süzülür. Suyu süzülmüş olan bitkiler, belirli su miktarının öbür yarısı ile haşlanır (kaynatılmaz) ve yeniden süzüldükten sonra, soğuk ve sıcak çay karıştırılır.
Bu yöntemle hazırlanan çaylarla, yalnızca soğuk veya sıcak suda eriyebilen maddeleri kazanabilme olanağını elde edebiliriz.

B) TENTÜR HAZIRLAMAK
Tentürler, 35-40 derece alkol içerikli damıtılmış içkilerin veya aynı derecede etil alkol, kanyak veya elma sirkesi kullanımı ile elde edilirler. Bir şişe veya ağzı kapanabilir bir kavanoz, ince kıyılmış bitkilerle gevşekçe doldurulur (Kuru bitkiler için kavanozun 1/5′ i, taze bitkiler için kavanozun 2/5′ i) ve üstüne etil alkol, kanyak veya elma sirkesi eklenir.

Sıvı, bitkilerin üstüne çıkmalı ve kavanozun çalkalanacak kadar bir kısmı boş kalmalıdır. Ağzı iyice kapatılan şişe veya kavanoz, 14 gün güneşte bekletilir ve her gün 2-3 kez çalkalanır. Süre sonunda ince delikli bir süzgeç veya tülbentle birkaç kez süzülür ve bitki posasının suyu sıkılır. 1-2 gün bekledikten sonra bir kez daha süzülür ve koyu renkli şişelere aktarılır.

Elde edilen bu başlangıç tentürü, serin bir ortamda saklandığında, kullanım süresi 2-3 yıl civarındadır. Tentürler, içten doğrudan veya çaya ve suya eklenerek, dıştan da kompres veya friksiyon (sürülme) biçiminde kullanılırlar.

Tentürün İnceltilerek Güçlendirilmesi
Bazı bitki tentürlerinin kullanımında yukarıda açıklanan başlangıç tentürü tercih edilir. Ama tentürler genellikle inceltilip-güçlendirilerek kullanılır.

İnceltme-Güçlendirme Yöntemi
1 ölçü başlangıç tentürü, 9 ölçü 30-35 derecelik etil alkol-su karışımı, kanyak veya elma sirkesi ile koyu renkli küçük bir şişede inceltilir ve iyice çalkalanır. Elde edilen tentür, desimal ölçüye göre; D1′ dir ve şişenin üstüne, kullanılan bitkinin adı, tentür yapımının tarihi ve incelti derecesi (D1) bilgilerini içeren bir etiket yapıştırılır. D1 inceltisinden alınan 1 ölçü, aynen yukarıdaki gibi 9 ölçü etil alkol-su, kanyak veya elma sirkesi karışımıyla inceltilirse D2 inceltisi elde edilir.

Böylece devam edilerek, kullanımı önerilen incelti derecesine ulaşılır. (D3, D4, D5, D6… gibi)
Homeopaty biliminde (tentür ile tedavi) 2 yüzyıl boyunca yapılan sürekli araştırmalar ve insan üzerinde yapılan deneylerle, hangi hastalıklara karşı hangi bitkisel, hayvansal veya mineral tentürün, hangi incelti derecesinde, hiç bir yan etki yapmadan başarılı olabileceği kesinlikle saptanmıştır. Homeopaty (Homeopathic- Homeopathie-Homöopathi) yöntemleriyle yapılacak tedavilerde, konu literatüründe yerini almış olan bu incelti derecelerine ve kullanım dozajlarına mutlaka uyulmalıdır.

Bazı hastalıklara karşı çok yüksek incelti dereceleri (Örnek: D30 gibi) önerildiğinde, konunun yabancısı olan kişiler şaşkınlığa kapılabilirler, ama bu tespitler kesinlikle doğrudur çünkü tentürlerin etkinlikleri genelde inceldikçe artar!
Tentürler, kullanım miktarları göz önüne alındığında, bitki çaylarından çok daha etkilidirler. Alkol almak istemeyen veya kesin alkol yasağı altında olan kişiler için sıcak su karışımı idealdir, çünkü alkol sıcak suyun içerinde kısa bir sürede uçar ve geriye yalnızca bitkisel etken maddeler kalır. Tentürler ayrıca, tam veya yarım banyolara eklenerek de kullanılabilir.


C) ÖZSU ÇIKARMAK

Bitkilerin taze özsuları, damla biçiminde kullanılmaya veya hasta organları nemlendirmeye uygundur. Bu özsular, evlerde kullanılan meyve sıkma aleti ile de elde edilebilirler. Bitkilerin özsuyu her gün taze olarak sıkılabilir. Ağzı iyice kapalı küçük renkli şişelerin içinde, buzdolabında bir kaç gün saklanabilir.

D) BİTKİ LAPASI
Saplar ve yapraklar, bir tahta tabla üstünde, bir bitki lapası haline gelene kadar merdane ile ezilir. Elde edilen lapa, bir keten bezin üstüne yayılarak, hasta organın üstüne yatırılır, sargı bezi ile sarılır ve sıcak tutulur. Bu lapa kompresi gece boyunca etkilemeye bırakılabilir.

E) BİTKİ-BUHAR KOMPRESİ
İçinde su kaynayan bir kabın üstüne yerleştirilen süzgecin içine taze veya kurutulmuş bitkiler konduktan sonra, süzgecin üstü kapanır. Bir süre sonra , yumuşamış olan bu sıcak bitkiler bir bezin üstüne yerleştirilerek, hasta organın üstüne yatırılır. Hepsi, bir yünlü kumaşla örtülür ve başka bezlerle sıkıca sarılır. Hasta kişi üşümemelidir.Örneğin: Atkuyruğu buğu kompresleri çok etkilidir. Buğu kompresleri, iki saat veya gece boyunca hasta organın üstünde kalabilirler.

F) MERHEM VE YAĞ HAZIRLAMAK
İki avuç taze bitki ince kıyılır. 500 gr içyağı veya bir doğal margarin, sanki kızartma yapılacakmış gibi, bir kabın içinde kızdırılır. Bitkiler bu kızgın yağın içine atılarak karıştırılır, 1-2 dakika sonra ateş söndürülür, kabın kapağı kapatılır ve soğumaya bırakılır. Soğuduktan sonra buzdolabına koyulur. Ertesi gün, kap yine ısıtılır (kızartılmaz) ve bir tülbentten geçirilerek süzülür ve hazırlanmış olan merhem kaplarına dağıtılır.
Bitki yağı hazırlamak için, çiçekler veya yapraklar gevşek biçimde bir şişeye doldurulur ve bitkilerin iki parmak üstüne çıkacak miktarda, sızma zeytinyağı eklenir. 14 gün boyunca güneşte veya sıcak bir ortamda bekletildikten sonra tülbentten geçirilerek süzülür.

G) OTURMA BANYOSU
Tam banyo için, gerekli bitkiler geceden soğuk suya koyulur. Bir banyo için bir kova dolusu (6-8 litre) taze bitki veya 200 gr kurutulmuş bitki gereklidir. Ertesi gün bu miktar ısıtılır (kaynatılmaz) ve süzüldükten sonra banyo suyuna eklenir (küvet). Banyo süresi 20 dakikadır. Kalp ve göğüs bölgesi suyun dışında kalmalıdır. Ilık ya da sıcak su ile belirtilen sınırları aşmayacak şekilde doldurulmuş küvete bitki suyunu süzüp boşalttıktan sonra 20 dakika süreyle oturmalısınız. Bu esnada ilgili sayfalarda belirtilen bitki çayını da yudum yudum içebilirsiniz. Banyodan sonra kurulanılmaz ve durulanılmaz. Bir bornozun içinde, sıcak yatakta bir saat kadar yatarak dinlenilir.

Yarım banyo için, yarım kova (3-4 litre) taze bitki veya 100 gr kurutulmuş bitki gereklidir. Yarım banyonun hazırlanışı ve uygulanışı da aynı tam banyo gibidir. Ancak, banyo suyu böbreklerin üstüne kadar çıkmalıdır. Yarım banyo süresi de 20 dakikadır. Banyodan sonra kurulanılmaz ve bir bornozun içinde, sıcak yatakta bir saat kadar yatarak dinlenilir. İlgili sayfalardaki bitki özelliklerine uygun önerilere dikkat edilmesi gerekir.


ŞİFALI BİTKİLERİN TOPLANMASI

ŞİFALI BİTKİLERİN TOPLANMASI

Şifalı Bitkilerin Toplama Kuralları
Dünya üzerindeki bitkilerin, yaklaşık 20.000 türü tıbbi amaçlarla kullanılır. Türkiye’de yetişen 8.500 türden, sadece 500 kadarı tedavide kullanılıyor.

* Bitkisel droglar, serin, karanlık ve rutubetsiz yerlerde saklanmalıdır.

* Drogların plastik torbalarda muhafazası uygun değildir.

* Droglar, tedavi edici özelliklerini genellikle 1 yıl muhafaza ederler.

* Yapraklar, bitki çiçek açmaya başladığı zaman toplanmalıdır.

* Çiçekler, tamamen açılmadan evvel veya tomurcuk halinde iken toplanır.

* Kökler, bitkinin toprak üstündeki kısımları kuruduktan sonra toplanır.

* Kabuklar, bitki yapraklarını döktükten sonra toplanmalıdır.

* Meyveler, olgunlaştıktan sonra toplanır.

* Şifalı bitkileri toplama sırasında genel olarak özen gösterilmesi gereken konuların başında, doğayı koruma kavramı yer almalıdır. Bitkileri planlı bir biçimde toplayınız. Rastladığınız bir bitki kümesinin tümünü toplamayınız ki, bir sonraki mevsimde orada aynı bitkileri yine bulabilesiniz. Çiçeklerini, yapraklarını veya meyvelerini topladığınız ağaçları veya çalı türü bodur bitkileri hırpalamayınız, dallarını kırmayınız. Çayırlara, çimenliklere, çiğneyip ezmeden dikkatle giriniz. İhtiyacınızdan fazla bitkiyi toplamamaya özen gösteriniz. Drog olarak köklerinden yararlanılan bitkilerin soylarının tükenmesine olumsuz katkıda bulunabileceğinizi hiçbir zaman unutmayınız.

* Şifalı bitkileri kendisi toplamak isteyen kişi, bilgisizlik veya yanlışlıkla zehirli bitki kullanarak büyük bir sorumluluk altına girebileceğinin bilincinde olmalıdır. Bitki toplamaya yardım eden çocukların sürekli kontrol altında tutulmaları gerekir. Kesin olarak teşhis edemediğiniz bitkileri toplamayınız. Onları, eğer rastlayabilirseniz, güvenebileceğiniz bir şifalı bitki satıcısından, belki de kullanıma çok daha elverişli durumda satın alabilirsiniz!

* Şifalı bitkileri toplayabilmek için, onları tanımak gerekir. Eğer onları tanıyorsanız, dikkat etmeniz gereken konular, doğru zamanda, uygun yerde ve gerektiği biçimde toplamaya özen göstermektir. Kazanılmış deneyimlere göre, en başarılı tedavileri, yeni toplanmış taze bitkiler sağlar. Taze bitkiler Şubat sonundan başlayarak Kasım sonuna kadar toplanabilir. Kış için kurutulmuş bitkilerden, pek büyük olmayan bir stok hazırlamak yeterlidir. Bunun için onları en etkili oldukları zamanda toplamaya özen göstermelisiniz.

* Yalnızca sağlıklı, temiz ve haşaratsız (larvasız, kurtsuz ve böceksiz) bitkiler toplanmalıdır. Güneşli günlerde bitkiler sabah erken saatte toplanmalıdır.

Şifalı Bitkilerin Toplanmayacağı Yerler
* Kimyasal gübre kullanılmış veya ilaçlama yapılan bahçeler, tarlalar, çayırlar
* Kirli ve mikroplu suların kıyıları, tren yolları, karayolları ve endüstri alanları civarları

Şifalı Bitkileri Kurutma ve Saklama
Bitkiler, kurutulmadan önce yıkanmazlar (Kökler hariç).Bunun için toplama bölümündeki özelliklere uyulması bir zorunluluktur. Eğer bitkileri kendiniz toplamıyor ve hazır kurutulmuş olarak bir yerlerden alıyorsanız yukarıdaki koşullarda toplanarak kurutulup kurutulmadığından emin olmalısınız. Kurallara uygun olarak toplanan bitkiler ince ince kıyılır temiz bezlerin veya baskısız ve boyasız kağıtların üzerine serpiştirilir ve gölgeli, havadar ve sıcak yerlerde elden geldiğince çabuk kurumaya bırakılır. Köklerde, kabuklarda ve çok sulu bitki bölümlerinde, kurutma için zaman zaman yapay sıcaklık da kullanılabilir. Fakat sıcaklığın 35 dereceyi aşmaması gerekir. Dikkatle yıkanan köklerin kurutulmaya bırakılmadan önce kıyılmaları daha doğru olur.

Ancak, tam anlamı ile kurutulmuş bitkiler kış için saklanabilir. Bu görev için cam kaplar veya ağzı kapanabilir karton kutular idealdir. Plastik kaplar ve teneke kutular kullanılmamalıdır. Kurutulmuş bitkiler ışıktan korunmalıdır. Renkli cam kaplar, örneğin yeşil renkliler en uygun olanlarıdır. Hazırladığınız stok yalnızca bir kış için olmalıdır. Kurutulmuş bitkiler şifalı güçlerini zamanla yitirirler. Her yeni yıl, bize taze bitkiler armağan edecektir.

Tıbbi Bitkilerin Gelişimi
Glikozitler
Organik asitler
Tanenler
Alkaloitler
Sabit yağlar
Uçucu yağlar
Reçineli bileşikler
Vitaminler
Antibiyotikler

Bitkisel Drogların Etkileri ve Kullanılışı
* Drogların tedavi edici etkisi miktarına, kişinin fiziksel yapısına, kullandığı droga karşı olan tepkisine, ilacın verilme şekline vs. bağlıdır.

* Bitkisel droglar ile hazırlanan ilaçlardan, mucizevi bir etki beklenmemelidir.

* Tıbbi bitkilerin tedavi edici etkileri yavaş, fakat kalıcıdır.

* Beklenen faydayı görebilmek için, tedaviye uzun süre devam etmek gerekir.

* Drogların kullanılmasında en yaygın usul, “İnfusyon” (demleme) yöntemidir.

* Çiçek ve ince yaprak taşıyan droglar, infusyon yöntemiyle hazırlanmalıdır.

* İnfusyonlar, her defasında taze olarak hazırlanmalıdır.

* Kök, kabuk, sert meyve ve tohum drogları, “Dekoksiyon” (kaynatma) yöntemiyle hazırlanmalıdır.