KUŞBURNU YETİŞTİRİCİLİĞİ
  GİRİŞ
  Yurdumuzun çeşitli yörelerinde doğal popülasyon halinde
  yaygın olarak bulunan kuşburnu, içerdiği mineral madde
  ve vitaminler yönünden gıda ve ilaç sanayinde aranan bir
  bitki durumundadır. Kuşburnu meyveleri C,P
  (Permeabilite), A, B1, B2, E ve K vitaminleri ile
  mineral maddelerden özellikle P ve K elementleri
  bakımından oldukça zengindir. 100 gr. Kuşburnu da bir
  sandık portakala eş değer C vitamini vardır.
  Kuşburnu meyvesi limon ve domatesten 30-40 defa, elmadan
  ise 300 defa daha fazla vitamin içermektedir. Kuşburnu
  meyveleri marmelat, reçel, meyve suyu, bitkisel çay ve
  bebek mamalarının yapımında; ayrıca C vitamini
  bakımından fakir olan diğer meyve ve sebze sularının da
  vitamince zenginleştirilmesinde kullanılmaktadır. Çiçek
  ve yaprakları da bitkisel çay olarak
  değerlendirilmektedir.
  Halen birçok Avrupa ülkesinde ilaç hammaddesi olarak
  değerlendirilen kuşburnunun halk hekimliğinde böbrek ve
  mesane taşlarına, ishale, diş eti kanamalarına, yan ve
  göğüs ağrılarına karşı kullanıldığı bilinmektedir.
  Kökleri oldukça derine ulaştığından ve kuraklılığa
  dayanıklılığı nedeni ile verimsiz alanların
  değerlendirilmesinde, erozyon kontrolünde, özellikle
  dikenli tipler ise çit bitkisi olarak kullanılmaya çok
  uygundur. Ayrıca, özellikle Rosa rugosa gibi türler park
  ve bahçelerde süs bitkisi olarak değerlendirilebilir.
  Ülkemizde kuşburnu bitkisine duyulan ilginin artmasına
  paralel olarak son yıllarda kuşburnu mamülleri üreten
  gıda sanayi kuruluşlarının sayısı da artmıştır. Bu
  konuda ilk sırayı alan Tokat ilinin merkez ve
  ilçelerinde 4 büyük kuruluş kuşburnu mamülleri üretimi
  yapmaktadır. Ne yazık ki, bu kuruluşlar yeterli hammadde
  bulamamanın sıkıntısını çekmektedirler. Örneğin; Tokat
  Merkez İlçede bulunan Dimes Gıda Sanayi 5 000 tona kadar
  meyve işleme kapasitesine sahip olduğu halde, 1999 yılı
  içerisinde ancak 550 ton meyve temin edebilmiştir. Bu
  rakamlar dahi hammadde konusunda ki acil ihtiyacın
  anlaşılması için yeterince bilgi vermektedir.
  Mevcut sanayi kuruluşlarının ve halkın kuşburnu
  meyvesine olan talebi sonucunda kuşburnu pazarları
  oluşmaktadır. Bu yılda (1999) Tokat ilinde kuşburnu
  meyvesi 120 000 – 200 000 TL/Kg üzerinden alıcı
  bulmuştur. Ekonomik açıdan incelendiğinde gerek satış
  için hazır Pazar imkanları ve gerekse yüksek satış
  fiyatı ile kuşburnu bitkisi dar gelirli çiftçilerimizin
  en önemli gelir kaynağı olacaktır. Gerek iç talebin
  karşılanması, gerekse ihraç imkanlarının arttırılması
  için bol ve kaliteli kuşburnu meyvesine duyulan ihtiyaç
  gün geçtikçe artmaktadır.
  Hali hazırda bazı illerimizde kuşburnu bitkisi tohumla
  üretilerek erozyon kontrolünde kullanırken, bazı
  illerimizde ise doğal popülasyonları, gül
  yetiştiriciliğinde anaç olarak kullanılmak,yakacak temin
  etmek, arazi açmak gibi nedenlerle tahrip
  edilmektedirler. Ayrıca bazı hastalık ve zararlılarda
  doğal kuşburnu popülasyonlarında önemli kayıplara sebep
  olmaktadır. Ülkemizde doğal popülasyon halinde bulunan
  değişik kuşburnu tiplerinin tespiti, bunların muhafaza
  altına alınması, çeşitli kullanım amaçlarına uygunluk
  durumlarının araştırılması, uygun görülen tiplerin
  meyveciliğe kazandırılması ve çoğaltılması ülke
  ekonomisine katkılar sağlayacağı gibi, kırsal kesimde,
  iklim ve toprak şartlarının ekonomik bir kültür tarımına
  uygun olmadığı yörelerimizde ki halkımıza da yeni gelir
  kaynağı olanağı doğuracaktır. Kuşburnu Rosa spp)
  yetiştiriciliğine ilgi duyan çiftçilerimize gerekli olan
  pratik ve teorik bilgilerin aktarımı amacı ile bu broşür
  hazırlanmıştır.
  KUŞBURNU’NUN EKOLOJİK İSTEKLERİ
  2.1. İklim İstekleri Kuşburnu bitkisi deniz seviyesinden
  itibaren, 2 500 metre yükseklikteki yerlere kadar çok
  uzun bir sahada yetişmektedir. Yayılış alanından da
  anlaşılacağı üzere çok değişik extrem iklim şartlarına
  karşı çok dayanıklı bir bitkidir. Soğuğa karşı çok
  mukavimdir. Mayıs – Haziran – Temmuz aylarında çiçek
  açtığı için donlardan zarar görmezler. Yükseklere
  çıkıldıkça çiçeklenme zamanı gecikmekte ve meyve
  kalitesi artmaktadır. Kök sistemleri çok derine
  indiğinden kuraklığa karşı mukavimdirler. En iyi
  gelişmeleri nehir kenarlarında olur. Kış soğuklanma
  ihtiyacı yüksek olduğundan Akdeniz sahil kesiminde pek
  bulunmazlar. Özellikle vegetasyon döneminde ki yeterli
  yağış meyve iriliğini arttırmaktadır. Açık arazide,
  güneşlenmenin yüksek ve bol olduğu yerlerde, güney
  marazlarda meyve rengi ve iriliği ile birlikte meyvede
  ki C vitamini içeriği de artmaktadır.
  2.2. Toprak İsteği
  Toprak konusunda seçici değildirler. Çok farklı
  yapılarda ki topraklarda yetişebilmektedirler.Kumlu
  topraklarda çok iyi gelişir. Besin maddelerince zengin,
  gevşek topraklarda en iyi gelişimi gösterirler.
  DÖLLENME BİYOLOJİSİ ve ÇİÇEK ÖZELLİKLERİ
  DÖLLENME BİYOLOJİSİ ÇİÇEK ÖZELLİKLERİ Kuşburnular da
  haploid kromozom sayısı, n = 7’dir. Türlerin büyük bir
  kısmı poliploittir. Türler arasında kromozom sayısı 2n =
  14 ile 2n = 42 arasında değişmektedir. Kuşburnu
  türlerinin büyük bir kısmı kendine verimlidir.
  Kendilemede meyve tutum oranları genelde % 40’ın
  üzerindedir. Bu oran R. canina’da % 82,2, R.
  rubiginosa’da % 84,9 gibi çok yüksek rakamlara ulaşır.
  Ancak R. pandulina türü kendine kısırdır. Serbest
  tozlamada meyve tutum oranı çok yüksek olduğundan bahçe
  tesisinde karışık türlerin bir arada olması
  istenmektedir.
  Kuşburnu türlerinde çiçekler salkım şeklinde olup tek
  veya 2-15 tanesi bir arada bulunur. Çiçek rengi tür ve
  yetişme şartlarına göre beyaz, pembe, kırmızı ve
  sarıdır. Çiçeklerde 5 çanak, 5 taç yaprak ve çok sayıda
  erkek ve dişi organ bulunur. Çiçeklenme tür ve iklime
  bağlı olarak Nisan-Mayıs-Haziran aylarında olmakta ve
  15-25 gün sürmektedir. Meyveleri yalancı meyve olup,
  receptaculum (çiçek tablası) içeri doğru çökerek
  ovaryumu az veya çok içeri almıştır(Hypanthium). Meyve
  şekli basık yuvarlaktan uzun eliptik şekle kadar
  değişmekte, sarı, turuncu veya kırmızı renktedir.
  Meyveleri tür özelliğine ve bitkinin bulunduğu ekolojik
  şartlara göre Ağustos ortası Ekim başı arasında
  olgunlaşır. Kuşburnu çok uzun ömürlü bir bitkidir. Halen
  Almanya’da bir kilisenin bahçesinde 300 yıllık olduğu
  sanılan kuşburnu bitkisinin bulunduğu belirtilmektedir.
  ÇOĞALTILMASI
  Tohum İle Çoğaltma
  Kuşburnu tohumları yüksek oranda Absisik asit (ABA)
  içerdiklerinden kolay çimlenme göstermezler. Bazı
  kuşburnu türlerinde tohumla çoğaltmada çok az açılım
  ortaya çıkmakta, dolayısı ile bu türlerin
  çoğaltılmasında tohumla çoğaltma yöntemine baş
  vurulmaktadır. Tohumlar ıslak nehir kumu içinde + 5 °C’
  de 90-120 gün bekletilerek katlama işlemine tabi
  tutulduğunda çimlenme oranında artış gösterir.
  Konsantre H2SO4 (Sülfirik Asit) ile 5 dakika aşındırma
  işlemine tabi tutulduğunda çimlenme oranında % 24-60
  oranında artış gözlenmiştir., Yüksek oranda çimlenme
  elde edebilmek için meyveler sarımsı veya hafif
  kırmızıya döndüğü dönemde toplanmalıdır. Meyvelerden
  çıkartılarak doğrudan araziye ekim yapıldığında en uygun
  ekim zamanı Eylül sonu, en uygun ekim derinliği ise 2,5
  cm’ dir. Bir meyve içinde 20-40 adet tohum
bulunmaktadır.
  Özellikle bazı türlerde ana bitkiden çok farklı
  özelliklere sahip tipler ortaya çıktığından tohum ile
  üretim istenmez.
  Tohum ile çoğaltılmış bitkiye fidan değil ancak çöğür
  denilebilir. Bu şekilde elde edilmiş kuşburnu bitkisi
  ile bahçe tesisi ileriye dönük pek çok problemi de
  beraberinde meydana getireceğinden bu tür uygulamalardan
  kaçınılmalıdır. Hollanda menşeili Rosa rugosa türünde
  tohumla çimlenme gücü çok yüksektir. Bu şekilde elde
  edilmiş çöğürler özellikle park ve bahçe tanziminde
  kullanılmaya çok uygundur. Rosa rugosa yöremizde mevcut
  Rosa Canina türüne göre farklı özellikler
  göstermektedir.
  Rosa rugosa Nisan sonunda başlayarak vegetasyon dönemi
  devam ettiği sürece Kasım ayı dahil çiçeklenmeye devam
  etmekte, her yeni sürgünün ucunda çiçeklenme ve tip
  özelliğine göre 1-15 adet meyve oluşturmakta, meyve
  içinde 30-50 adet çekirdek bulunmaktadır.

Çelikle Çoğaltma
  Çelikle üretim için Sonbahar sonunda veya kış
  başlangıcında bir yaşlı 6-9 mm çaplı dallar
  kesilmelidir. 15-20 cm uzunlukta kesilen çelikler demet
  halinde nemli kum veya pist yosunu içinde tutulur. Bu
  çelikler önce nem geçirmeyen kağıda, sonra nemli gazete
  kağıdına, daha sonra da nem geçirmeyen kağıda sarılarak
  buz dolabında muhafaza edilir. Daha sonra ilk baharda
  köklendirmeye alınır. Aynı yıl süren dalların kısmen
  sertleştiği devrede alınan yumuşak odunsu çekirdeklerde
  uygun ortamlarda köklendirilebilir. Kuşburnu türlerinde
  çelikten köklendirmede görülen zorlukların ortadan
  kaldırılması daha doğrusu köklenme oranının arttırılması
  için çeşitli hormonların köklenme üzerine etkisi
  kanıtlanmış ve pratiğe intikal etmiştir. Çeliklerin
  köklendirilmesinde oksin grubunda yer alan IBA, IAA ve
  NAA gibi hormonlar kullanılmıştır. çeliklerin
  köklendirilmesinde en iyi sonucu veren IBA
  (İndole-3-Butyric Acid) olmuştur. Çeliklere hormon
  uygulaması sonucunda köklenme oranı bakımından türler
  arasında olduğu gibi aynı tür içerisine giren farklı
  tipler arasında da önemli farklar ortaya çıkmaktadır.
  Kuşburnular da dikensiz tiplerin köklenme oranları
  dikenlilere göre daha yüksek olmaktadır. Diğer yandan
  çelik üzerinde göz sayısının artması da köklenme oranını
  artırmaktadır. Tokat çevresinde ki doğal floradan alınan
  kuşburnu çeliklerinin köklenmesi üzerinde yapılan bir
  araştırmada, en yüksek köklenme oranı (% 48) 2000
  ppm’lik IBA uygulamasından elde edilmiştir.
  Aşı ile Çoğaltma
  Seleksiyon çalışmalarında bulunan tiplerin
  çoğaltılmasında ortaya çıkan sorunların bertaraf
  edilebilmesi amacıyla, 1995 yılında Tokat Meyvecilik
  Üretme İstasyonu Müdürlüğünde başlatılan “Çeşitli
  Kullanım Amaçlarına Uygun Kuşburnu Tiplerinin
  Çoğaltılması Projesi” kapsamında 4 yıl süren çalışmalar
  sonucunda çok başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Anaç
  materyali olarak gül yetiştiriciliğinde kullanılan
  dikensiz Rosa Multiflora anacı kullanılmıştır. Böylece
  dikensiz tek bir gövde üzerinde, selekte edilen
  tiplerden aldığımız gözlerle yaptığımız yongalı ve “ T “
  göz aşıları tekniği (Ek- 1,2) ile kuşburnu fidanları
  elde edilmiş ve seri üretime geçilmiştir.
  Proje kapsamından 4 yıl boyunca 10 Ocak- 20 Ekim
  tarihleri arasında belirlenen 7 periyotta yaklaşık beş
  bin adet aşı yapılmıştır. 10 Ocak- 20 Nisan tarihleri
  arasında Yongalı Göz Aşısı tekniği ile yapılan sürgün
  göz aşılarında en yüksek aşı tutma oranı %97,9 ile
  10-20-28 Şubat tarihleri içerisine alan ikinci periyotta
  elde edilmiştir.
  10-20 Ocak tarihlerini içine alan 1. Periyotta aşı tutma
  oranı %95,4 10-20-30 Mart tarihlerini içine alan 3.
  Periyotta aşı tutma oranı %74,5 ve 10-20 Nisan
  tarihlerini içine alan 4. Periyotta aşı tutma oranı %
  62,9 olmuştur. Durgun Göz Aşılarında 20 Temmuz – 10 Ekim
  tarihleri arasında 3 ayrı periyotta Yongalı ve “T” Göz
  Aşısı tekniği ile yapılan aşılarda en yüksek aşı tutma
  oranı % 82,0 ile 20-30 Temmuz 10–20-30 Ağustos
  tarihlerini içerisine alan 5. periyotta ve “T” aşı
  tekniği ile yapılan aşılarda olmuştur.
  Durgun göz aşılarında aşı tutma oranında ikinci sırayı %
  74,1 ile 10-20-30 Eylül tarihlerini içine 6. Periyotta
  ve “T” aşı tekniği ile yapılan aşılar almıştır. İlimiz
  ve çevre illerden gelen yoğun taleplerin karşılanması
  amacıyla proje sonuçları da dikkate alınarak 2000 yılı
  sonbaharında çiftçimize intikal ettirilmek üzere, Tokat
  Meyvecilik Üretme İstasyonu Müdürlüğü’nde 16.000 adet
  Kuşburnu fidanı üretimine başlanmıştır.
  Doku Kültürü İle Çoğaltma
  Rosa türleri meristem, anter, koltuk altı, sürgün ucu,
  kallus ve embriyo gibi değişik doku kültürü
  yöntemleriyle çoğaltılabilmektedir. Rosa türlerinde
  yapılan kallus kültüründe yeni meydana gelen bitkilerde
  sürgün özelliği bakımından varyasyon ortaya çıkmış,
  ancak bitkilerin kök yapıları ana bitkiye benzer
  bulunmuştur. türlerinin doku kültürü ile
  çoğaltılmasında, büyümeyi düzenleyici maddelerin değişik
  etkileri vardır. Yapılan çalışmalarda oksinler
  gurubundan en çok NAA ile FAA, gibberellinlerden GA3,
  stokininlerden kinetin ile zeatin ve BA kullanılmıştır.
  Çoğaltmada 2 hormon kombinasyonu kullanıldığında
  köklendirme daha başarılı olmaktadır. Türler ve
  çeşitlerin ortamdaki sitokinin ve oksine karşı farklı
  farklı tepkileri tesbit edilmiştir. Stokininlerce
  zenginleştirilmiş bir gelişme ortamında köklenme
  genellikle mümkün olmamaktadır. Rosa türleri köklenme
  için hormonsuz veya düşük konsantrasyonlu oksin ve
  stokinin içeren bir ortama transfer edilmelidir.