meyve | Gül Resimleri

Gül Resimleri

Çiçek Resimleri & Çiçek Çeşitleri & Çiçek isimleri & Şifalı Bitkiler & Bitkileri Tanıyalım

gül
Kapat !


Meyve Veren Bitkiler

ARMUT
Armut ağacının tatlı, suluca yumuşak ve ufak çekirdekli meyvesi. Rengi sarıdan yeşile kadar değişir. Armut ağacı, kurağa en çok dayanan meyve çeşitlerindendir. Dağ armudu denen türü, Orta ve Doğu Avrupa ile Batı Asya’da ve memleketimizde Karadeniz kıyılarında ve Trakya’da yetişir. Memleketimizde bulunan başlıca çeşitleri �Ankara, Mis-îabey, Çengel, Kumla� dır.

AYVA
Gülgillerden, çiçekleri iri pembe yapraklarının altı tüylü ,orta yükseklikte bir ağaç ve bunun çoğu yumruktan büyük sarı renkte, tüylü mayhoş, kokusu sertçe ufak çekirdekli yemişi.

CEVİZ
Ceviz ağacının meyvesi. �Koz� da denmektedir. Ceviz ağacı, bileşik yapraklı büyük bir ağaçtır. Bir kısmı tek tırtılımsı (erkek), bir kısmı başak usu şeklinde (dişi) iki çeşit çiçek açar. Meyvesi yeşil ve yuvarlak bir kabuk içindedir. Meyve tam olmadan önce yeşil kabuk ikiye yarılarak ceviz bıçak ucu ile çıkarılır ve taze olarak yenir. Bu devrede iç kabuk henüz sertleşmemiştir. Zaman geçtikçe iç kabuk sertleşir ve üzerinde çizgiler belirir. Bu kabuk, uzunlamasına yapılmış iki bölmeden meydana gelmiştir. Ceviz, bunun içindedir ve ince kuvvetli bir zarla dört bölüme ayrılmıştır.

ÇAĞLA
Sert çekirdekli meyvelerini yeşil ve körpe şekillerine verilen ad; fakat çoklukla badem için kullanılır. En erken yenebilen bir meyve olduğu için badem, bu halinde, özellikle büyük şehirlerde piyasaya çıkarılır.

ÇİLEK
Güzel kokulu, mayhoş, lezzetli ufacık çekirdekleri etinin içine gömülü bir meyve ve bunu veren bitki. Çilek bitkisi, gülgillerden, ılıman iklim bölgelerinde yetişen bir bitkidir. Üç yaprakçıktan meydana gelmiş bileşik yapraklı, beyaz çiçeklidir.

HİNDİSTAN CEVİZİ
Tropikal iklimlerde yetişen bir ağaç ve meyvesi. Ağaç, bu iklimlerin daha çok denize yakın yerlerinde yetişir. Boyu 20 - 30 metreye kadar yükselen zarif bir palmiye görünüşündedir. Meyvesi iri bir portakaldan biraz büyük, sert kabukludur. İçi kestane gibi beyaz ve besleyici, hafif kokuludur. İçine “Kobra” adı da verilir, biraz sütü de bulunur. Şekerleme ve pasta yapılmakta kullanılır. Rendelenerek keşkül gibi tatlılara lezzet vermek için serpilir. Meyvesinin ser kabuğundan da düğme yapılır.

HURMA
Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaç ve meyvesi. Palmiye gibi uzun bir gövde üzerinde yapraklı dalları vardır. Meyveleri salkım halinde ve etlidir. Sıcak iklim halkının en önemli yiyeceği arasında yer alır. Özellikle Afrika ve Arabistan’da yetişir.

İNCİR
Isırgangillerden bir ağaç ve meyvesi. Asıl vatanı Akdeniz kıyıları ve Türkiye’dir. Dallan eğri büğrü, yapraklan geniş ve dilimli bir ağaçtır. Meyvesi armut biçiminde yumuşak, ince kabuklu, çekirdekleri darı şeklinde ve tatlıdır. Taze olarak yendiği gibi, kurutulmuşu da yenir.

KARPUZ
Kabakgiller familyasından yerde sürünen bir bitki, Yaz aylarında yetişir, İri, yuvarlak, çok defa dışı yeşilimtırak, içi kırmızı olan pek sulu bir meyvedir. Kavunla birlikte ikisine �bostan� denir. Yurdumuzda bol miktarda yetiştirilir. Özellikle Diyarbakır’da pek irileri yetiştirilmektedir. Küre biçiminde olanları olduğu gibi uzun olanları, içleri sarı ve beyaz olduğu halde lezzetli olanları vardır.

KAYISI
Gülgillerden, cevizden büyük, açık turuncu renkte, ince derili, eti sulu ve lezzetli, güzel kokulu, tek ve sert çekirdekli yemiş ve bunun ağacı. Çok yenen meyvelerdendir. Yaş olarak yendiği gibi kuru halde yenir ve reçeli yapılır. Ülkemizde çeşitli kayısı tiplerinden en ünlüsü �Malatya kayısısı� adı ile anılır.

KESTANE
Kayıngillerden bir orman ağacı ve bunun meyvesi. Kerestesi sağlam olduğu için doğramacılıkta çok kullanılır. Bazı cinslerinin meyveleri yenmez. Bu cinsten kestanelere �at kestanesi� adı verilir. Meyvesi, iki ya da üç tanesi bir arada yeşil ve dikenli bir dış kabuk içinde bulunur. Her birinin kendi kabuğu da açık kahverengindedir. Memleketimizde bol miktarda kestane ağacı bulunmaktadır.

KIZILCIK
Kızılcıkgillerden, orta büyüklükte bir ağaççık şeklinde, kerestesi sert ve sağlam bir ağaç. Zeytin büyüklüğünde meyvesi vardır. Kırmızı renkli, tek çekirdekli, lezzeti burucu olan bu meyve sonbaharda yetişir. Şerbet ve reçel yapımında kullanılır. Bu ağaçtan yapılan değnekler sağlam ve gevrek olduğu için eskiden kamçı gibi dayak atmada kullanılırdı. Bu sebeple �kızılcık sopası� dayağın bir adı olmuştur.

KİRAZ
Gülgillerden bir ağaç ve bunun yemişi. Yemişi tek ve sert çekirdeklidir. Derisi ince, rengi kırmızı, beyaz ya da koyu kırmızı olur, sapı ince ve uzundur, eti sulu ve tatlıdır. Kirazın yurdumuzda bilinen cinsleri şunlardır: Yarımcanın Dalbastı, Altıparmak, Amasya’nın Tabanıyarak, İsparta’nın Ballı’sı.

NAR
Parlak kırmızı renkte iri çiçekli, yapraklan karşılıklı bir ağaç. Meyvesi sertçe bir kabukla örtülüdür. içinde kırmızı renkte ve sulu pek çok taneleri vardır. Meyvesinin kendisi bol miktarda yenildiği gibi, şerbeti de içilir.

MEYVE
Bitkilerde çiçeğin yerini alan tohumlu ürüne verilen genel ad. Her bitki, çiçekten sonra genel olarak meyve verir. Bir meyve, genellikle üç bölümden meydana gelmiştir. Meyvedışı, meyve ortası ve meyve içi. Meyvedışı, meyvenin kabuğunu meydana getiren bölümdür. Meyve ortası, asıl yenen bölümdür. Meyve içi de meyvenin tohumunun bulunduğu bölümdür.

PORTAKAL
Turunçgillerden bir ağaç ve onun yemişi. Sıcak ülkelerde yetişir. Meyve kırmızıya yakın koyu sarı renkte, toparlak, güzel kokulu mayhoş lezzetli şekerlidir, Özellikle C vitamini bakımından zengindir.

ŞEFTALİ
Ilıman iklim bölgelerinde yetişen bir bitki ve onun çok lezzetli meyvesi. Meyveler, tek ve iri çekirdekli, çoğu zaman elma büyüklüğünde olur ve etlidir. İnce bir kabuğu vardır. Kabuklarının üstü hafif tüylüdür. Eti çekirdeğine yapışık olan ve olmayan çeşitleri vardır. Taze meyve olarak yendiği gibi, komposto ve reçeli yapılarak da yenir.

ÜZÜM
Asmanın glikozca zengin, taze ya da kuru halde yenen ve salkım halinde bulunan meyvesi. Akdeniz iklim bölgesinde bulunan yerlerde yetişir. Çeşitleri çoktur. Suyu ile şıra pekmez, sirke, şarap, rakı gibi içilecek maddeler yapılır. Yurdumuzun belli başlı ihraç maddelerinden biridir. Frenk üzümü, çekirdeksiz, yapıncak, çavuş, öküzgözü, altın taş, papazkarası, misket tanınmış cinsleridir.

VİŞNE
Vişne ağacının kiraza benzeyen kırmızı renkte ve ekşimtırak meyvesi. Bu halde yendiği gibi, kompostosu, hoşafı ve reçeli yapılır.

ZEYTİN
Zeytin ağacının taze iken yeşil olduğu halde sonradan esmerleşen ve yüksek besin değeri olan yağlı meyvesi. Ağacının kökleri derinlere kadar gittiğinden, kurak iklim bölgelerinde yetişir. Ağaçlarının yüksekliği en fazla dört metre kadardır. Uzun ömürlü bir ağaçtır. Meyvesi, altı ayda olgunlaşır. îlk önceleri yeşil olan meyve, zamanla esmerleşir. İçindeki yağın fazla olması sebebi ile ya yeşil olduğu zaman, ya da esmerleşmeğe başladığı zaman toplanır. Siyah zeytin tanesi halinde yendiği gibi, bu tanelerden sıkılma suretiyle elde edilen (zeytinyağı) yenmek suretiyle kullanılır.


BİTKİLER YÜZYILLARDIR TEDAVİ AMAÇLI KULLANILIYOR

 


BİTKİLER YÜZYILLARDIR TEDAVİ AMAÇLI KULLANILIYOR


Bitkiler yüzyıllardır tedavi amaçlı
kullanılmakta idi. Son yıllarda özellikle
yurtdışında büyük ilgi gören bitkilerler tedavi (fitoterapi) yöntemi yurdumuzda da önem kazanmıştır. Ancak her derde deva olarak görülen bitkilerin bilinçli, yerinde ve doğru olarak kullanılması gerekmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Allium Sativum

Sarmısak

Kullanılan Kısmı:Çiçek Soğanları

Kullanım Alanları:Antibiyotik, antiseptik, expektoran (balgam söktürücü), diüretik (İdrar söktürücü ), tansiyon düşürücü, kanı sulandırıcı, kolesterol düşürücü, parazit düşürücü, bakteri öldürücü, teri arttırıcı özellikleri vardır.

Nefes darlığı, yüksek tansiyon, varis, bronşit, grip, astım, barsak parazitlerinde kullanılır.Antibiyotiğe dirençli bakterileride yokettiği, mesane kanserinde etkili olduğu bildirilmiştir

Camellia Sinensis

Yeşil Çay , Green tea

Kullanılan Kısmı:Yaprakları

Kullanım Alanları:Bütün çaylar(yeşil ve siyah çaylar) bu bitkidenelde edilir.4000 yıldır Çin’de tıbbi amaçlarla kullanılmaktadır. Başağrısı, vücut ağrıları, hazımsızlık, depresyon, immun sistem destekleyicisi, toksinleri uzaklaştırıcı, enerji verici ve yaşam uzatıcı olarak kullanılmaktadır.

· Modern tıpda şu özellikleri gözlemlenmiştir:

· En önemli özelliği kanser riskini azaltmasıdır.İçerdiği polifenollerin kanser riskini azalttığı ileri sürülmektedir.

· İmmun sistem hücrelerini uyarır.

· Total kolesterol seviyesini azaltır; HDL ve LDL dengesini düzenler.

· Kan basıncını azaltıcı özelliği ile hipertansiyonda etkilidir.

· Pıhtılaşmayı engelleyici özelliği vardır.

· Antibakteriyel özelliktedir; bakterilerce oluşturulan diş plaklarının oluşumunu engeller.

· Yüksek oranda C vitamini içerir.

Kullanılışı:Yurt dışında Yeşil Çay Extractları mevcuttur

FOENİCULUM VULGARE(UMBELLİFERAE):

Rezene,Raziyane,Sincibil,Boklukotu,Mayana,Arapsaçı

Kullanılan Kısmı: Kökü,meyveleri,tohumları

Özellikleri:Balgam söktürücü, diüretik(idrar söktürücü), süt gelişini arttırıcı, hazmettirici, gaz söktürücü, yatıştırıcıdır. Ayrıca ağrı kesici, ateş düşürücü ve antimikrobial etkileri de rapor edilmiştir.Östrojen benzeri etkileri saptanmıştır.

Kullanım Alanları: Bronşit, öksürük nöbetleri,mide-barsak gazlarında, çocuklardaki kolik tarzı gaz sancılarında,irritabl kolon sendromunda kullanılır.Özellikle tohumlarının süt gelişini arttırıcı etkisi çok kuvvetlidir.

Kullanım Şekli:Çay şeklinde kullanımı yaygındır( 250 ml.kaynamış suya 2-3 gr ezilmiş tohumu konulup 10-15 dk. bekletildikten sonra günde 3 kez içilir. Yemeklere ve salatalara lezzet vermek için kullanılır.Bazı sert içkilerin içine konulup bekletildiğinde hoş bir koku verir.

Bilinen bir yan etkisi bildirilmemekle birlikte hamilelikte kullanımı önerilmez.

Gingko Biloba:

Mabedağacı , Bakiresaçı Ağacı

Kullanılan Kısmı: Yapraklarının kuru extresi

Kullanım Alanları: Kan akımının düzelmesi, kanın akışkanlık özelliklerinin iyileşmesi , antioksidan , hücrelerin oksijenlenmesini sağlayıcı , Hücre ve organ harabiyetini önleyici , gözü koruyucu ve katarakt oluşumu engelleyicidir.Organik beyin sendromuna bağlı olarak gelişen serebral performans bozukluklarının semptomatik tedavisinde ; (Hafıza zayıflığı , konsantrasyon bozukluğu , depresyon ,anxiyete (huzursuzluk) , baş dönmesi , kulak çınlaması , başağrısı) , allerjik enflamasyonlar , periferik arteriyel tıkanmalarda kullanılır.Eczanelerde tablet ve damla şeklinde hazır preparatları mevcuttur.Gebelerde kullanılması önerilmez.

Ginseng:

Panax Ginseng

Kullanılan Kısmı: Kökü

Kullanım Alanları: B1 ve B2 vitaminleri içeriyor. Seksüel hormonlar için kimyasal bir madde, cinsel istekleri arttırıcı. Sinir sistemi ve endokrin sistem düzenleyicisi.Kalp damar sistemi düzenleyici , akciğer ve kalbi koruyucu , ateş düşürücü , iştah açıcı , mide ağrılarını giderici ,canlandırıcı , uyandırıcı , kan şekerini düşürücüdür. Menşei Kore ,Mançurya , Sibirya , Amerika , Kanada’dır. Ülkemizde hazır preparatları mevcuttur. Akciğer enfeksiyonları , psikosomatik hastalıklar , ateşli enfeksiyonlar , damar tıkanıklıkları , gastrit ve ülser , iştahsızlık , yorgunluk ve nkahat dönemleri , cinsel yetersizliklerde kullanılır. Hipertansiyon hastalarında ve östrojen hormon bozukluğu olan hastalarda kullanılması önerilmez


Matricaria Chamomille:

Tıbbi Papatya, Mayıs Papatyası

Kullanılan Kısmı: Çiçekleri

Kullanım Alanları: Aftlar (ağızdaki küçük ülserler), gingivitis, hazımsızlık, mide ekşimelei, kolikler (gaz sancıları), mide ve barsak ülserleri, irritabl kolon sendromu, ülseratif kolit gibi hastalıklarda, ishallerde, konjonktivit, blepharid gibi göz hastalıklarında, ruhsal çöküntü ve uykusuzlukta, egzema ve cilt irritasyonlarında kullanılır.

Antienflamatuar (iltihabı önleyici), antispazmotik(spazmı önleyici) ve mide barsak sistemindeki düz kasları gevşetici özellikleri vardır.

Çay şeklinde içilerek, yağıyla masaj yapılarak, buğu şeklinde , suyuyla saçlara friksiyon yapılarak, banyo suyuna katılarak kullanılabilir.

Dahili kullanımında bronşiyal spazmlar, haricen kullanımında allerjik deri reaksiyonları görülebildiği bildirilmiştir.

Yurdumuzda hazır çay şeklinde preperatları mevcuttur.Yurt dışında tablet, kapsül ve tentür şeklinde preparatları vardır.

PRUNUS AVİUM:

Kiraz

Kullanılan Kısmı: Meyve sapları,meyveleri, gövde kabukları, çiçekleri

Özellikleri:Diüretik (idrar söktürücü), kan ve idrar yolları temizleyicisi, safra akımını sağlayıcı, barsak düzenleyicisi. Kabuklarının öksürük giderici, ateş düşürücü, ishal kesici özellikleri olduğu bilinir. Koyu renk meyveleri zengin demir içerikleri ile iyi bir kan yapıcıdır.İyi görmeyi sağladığı ve dişleri çürümekten koruduğu bildirilmiştir.

Protein, karbonhidrat, Vitaminler (A, B1, B2, B3, B6, C), Mineraller ( Fosfor, kalsiyum, demir, sodyum, potasyum) içerir.

Kullanım Şekli:Kurutulup saklanan sapları yıl boyunca etkinliğini korur.1 lt. soğuk suya konulan 40 gr. kurutulmuş kiraz sapı 30 dk. kaynatılarak elde edilen dekoksiyon günde 3 kez birer bardak içilir.

4 bardak suda kaynatılan 50 gr. ağaç kabuğu veya yaprağı günde 3 kez birer bardak içilir.


Rosa Canina:

Kuşburnu , Yabanigül , Gülburnu , İtburnu ,Köpekgülü

Kullanılan Kısmı: Meyveleri ve meyve tozu

Kullanım Alanları:Diüretik (idrar söktürücü) , gaz giderici , hazmettirici ,vücut direncini arttırıcı , kabız yapıcı , Hemoroidi (basur) iyileştirici , salgıyı azaltıcı.A ,B , C , E , K vitaminleri içerir.Soğuk algınlığı , nezle ,grip , baş ağrısı , ateş , gut ve romatizmada kullanılır.

Kullanım Şekli: Bir fincan kaynamış suya bir tatlı kaşığı meyve tozu konur ; 3-5 dakika demlenmesi beklenerek içilir.

SALVİA OFFİCİNALİS:

Ada Çayı,Meryemiye, Dişotu

Kullanılan Kısmı: Çiçekleri, yaprakları

Özellikleri:Kuvvet verici, iştah açıcı, gaz giderici, sindirim düzenleyici, kanı temizleyici, iltihap giderici, gece terlemelerini önleyici, kan şekerini düşürücü, kramp giderici, nefes açıcı.

Kullanım Alanları: Gece terlemelerinde, ağız,boğaz, bademcik ve diş iltihaplarında, menapoz dönemindeki kadınlarda, balgamlı öksürüklerde, kramplarda kullanılır.

Kullanım Şekli:Çay şeklinde; bir çay kaşığı bitki bir su bardağı kaynamış suda beş dakika bekletilerek hazırlanır.

Gargara olarak; çay şeklinde hazırlanır, ılıdıktan sonra gargara yapılır, iki saatte bir tekrarlanır.

Bu şekilde hazırlanan su ile derideki yaralara pansumanda yapılabilir.


Çileklerde dondan korunma yöntemleri

Çileklerde dondan korunma yöntemleri

 
 
 
 

Yıl boyunca sıcaklığın etkisi kontrol altında tutulabilirse çilek üretimi en iyi düzeylerde gerçekleşir. Sıcaklık kontrolünün uzun özellikle, kış ve çiçeklerin soğuk zararına hassas oldukları erken ilkbahar süresince, önemli olduğu bilinmektedir. Çilek üretimini olumsuz yönde etkileyen tüm unsurların içerisinde en ciddi etkiye sahip olanı dondur. Don bir anda tüm ürünü ortadan kaldırabilir. Çilek çiçekleri genellikle, son don tarihinden önce çiçeklerini açar. Şayet bu çiçekler oluştuktan sonra bir don oluşursa önemli verim kayıpları ortaya çıkabilir. Çilek çiçekleri gökyüzüne doğru açık olarak bulunması, radyasyon kaynaklı soğuk zararının oluşmasını teşvik eder. Böyle durumlarda çiçeklerin ortası, sarıdan ziyade siyah bir renge dönerek, soğuk zararına uğradığını gösterir.

Çilek yetiştiricilerinin ilkbahar döneminde bazen saman maçlını kaldırmakta gecikmeleri, çiçeklenmenin geç oluşumuna ve dolayısıyla dondan etkilenmemelerine neden olmaktadır. Araştırmalar uygulamanın verimde, her nasılsa, düşüşlere yol açtığını göstermektedir. Çiçeklenmeden hemen önce sıralar arasına malç uygulaması da hava ile toprak arasındaki izolasyonu sağlar. Bu don zararının oluşumunu artırır. Çünkü güneş radyasyonu toprak tarafından absorbe edilemeyecek ve geceleyin oluşacak radyasyona zemin hazırlayacaktır. Şayet ilkbaharda sıralar arasına ilave saman uygulaması yapılacaksa, bu uygulama meyve tutumundan önce mümkün olduğunca uzun bir süre için geciktirilmelidir.

Yağmurlama sulama, düşük sıcaklık oluştuğu sürece, çiçeklerin korunması için ıslak tutulmasını sağlaması nedeniyle don kontrolü için sıklıkla uygulanan bir işlemdir. Çiçek üzerinde bulunan su buz oluşumunu engeller. Sürekli sağlanan su, verdiği ısıyla çiçek üzerinde buz oluşumunu engelleyecektir. Çilek çiçekleri -2oC den daha düşük sıcaklık olmadığı sürece zarar görmez. 0oC ve -2oC arasındaki fark, çilek yetiştiricilerinin dondan zarar görmemesi için müdahale etme fırsatı verecektir. Bununla beraber, donma esnasında sulamada yeteri kadar su sağlanamazsa, hiç su uygulanmamış bitkilere göre daha büyük zararın oluşumuna neden olunabilir.

Çilek çiçeklerinin zarar görmemesi için buz oluşumunu engellemeye dönük bazı temel prensiplere dikkat edilmelidir. Birincisi, her ne kadar saf su 0oC de donsa da, çilek bitkisindeki sıvı, gerçekte şeker ve su solüsyonudur. Bu donma noktasını 0oC altına düşmesine yol açar. Ayrıca buz oluşumu başlatıcı özelliği olan bir çekirdek oluşumuna ihtiyaç duyar. Bazı belirli bakteriler çekirdek gibi iş görürler. Bazı zamanlar, çilek çiçeklerinde buz oluşumuna izin veren bakteriler mevcut olmaz. Uygulanan suyun sıcaklığı, genellikle bitki sıcaklığında daha büyük olur. Böylece çiçeklerde ısı kaybı oluşumundan önce ısınması sağlanmış olur. Bitkilere sürekli sıvı su uygulandığında sıcaklık, buz oluşumunun gerçekleşeceği 0oC nin altına düşmez. Bir litre su, buz oluncaya kadar 309.23 BTU ısıyı serbest bırakır.

Dondan korunmayı sağlamak üzere ihtiyaç olan su miktarını bazı faktörler ve uygulama zamanı etkiler. En düşük uygulama hızına sahip dönen bir yağmurlama başlığı (bir tur/dakika ) ile 0.25-0.28 cm /sa lik su uygulamasıdır. Etkili sonuç için suyu sürekli bir şekilde uygulanması gereklidir. Bu suyun miktarını sağlamak için 42.5-56.75 litre/dakika.m2 lik su kaynağına ihtiyaç vardır ( 1 m2 lik alana bir dakikada 42-26 litre su verilmelidir).

Bulunulan bölgede, genel ilkbahar şartları altında korumayı sağlamak üzere ihtiyaç olan su miktarını dağıtacak başlık boyutunun önemli olduğu unutulmamalıdır. Rüzgarlı şartlar altında, sudan elde edilen ısı çok hızlı bir şekilde kaybolur. Bu yüzden dondan korunmayı sağlamak için daha fazla suya ihtiyaç duyulur. Buharlaşan her litre su 1940 BTU nun kaybolmasını sağlar. Uygulama düzeyi hava sıcaklığına ve rüzgar hızına bağlı olarak değişir (Tablo 1 ).

Rüzgarlı şartlar altında, çiçeğin kenarlarında oluşan havanın karışması nedeniyle havanın sahip olduğu sıcaklığın altına çiçek sıcaklığı daha az değişir. Rüzgarlar şayet sıcaklık kritik donma noktasının yukarısında kalırsa yararlı olur, fakat sıcaklık kritik noktaya yaklaşırsa zararlı olur. Nemli gecelerde daha az buharlaşma (ve soğuma )oluşacaktır. Aşırı rüzgarlı şartlar, buharlaşma ile suyun donması esnasın da serbest bıraktığı ısının çok hızlı kaybolması nedeniyle, yağmurlama iyi bir çözüm olmayabilir.

Gelişim safhası:
Çilek çiçekleri açılma esnasında ve öncesinde don zararına karşı çok hassas olurlar. Bu safhada sıcaklık -2oC den daha düşük olması zarar görmelerine neden olacaktır. Bununla birlikte ana taçtan henüz yeni gelişmiş sıkı formdaki salkım üzerinde yer alan çiçeklerin -5 0C ye kadar olan düşük sıcaklıklara dayanabilmektedir. Yine aynı şekilde, gelişmeye henüz yeni başlamış bir meyve -3.3 0C ye kadar dayanıklılık gösterebilmektedir. Bitkilerin düşük sıcaklığa maruz kaldıkları sürede soğuk zararının düzeyini etkilemektedir. Önceden soğuk bir dönem geçiren bitkiler, önceden sıcak bir dönem geçirenlere göre soğuklara karşı daha mukavim olmaktadır. Sıcak hava dönemine müteakip oluşan bir soğuk daha zararlı sonuçlara yol açmaktadır.

Çiçek sıcaklığı:
Arazideki tüm çiçeklerin sıcaklığı aynı düzeyde değildir. Yaprakların altında yer alan çiçekler diğerleri kadar soğuk değildirler, ve yine aynı şekilde, toprağa daha yakın olan çiçekler, yüksekte yer alan çiçeklere göre daha sıcaktırlar. Açık bir gecede, çilek çiçeklerinin sıcaklığı çevresinde yer alan havadan daha düşük olabilir. Yaprak ve çiçeklerden radyasyonla oluşan ısı kaybı çevresinde yer alan havanın ısı kaybından daha hızlı gerçekleşir.

Gün boyunca ısınan toprak, biriktirdiği ısıyı geceleyin ortama geri bırakır. Bulutlu gecelerde, hava sıcaklığı düşük olsa da çiçekler sıcak kalabilir. Nemli, koyu topraklar, kuru ve açık renkli topraklara göre ısıyı daha iyi tutarlar.

Örtü kullanma:
Sıralar üzerine örtü kullanma, rüzgar, buharlaşma ile ısı kaybı, radyasyonla ısı kaybı ve havayla oluşan ısı kaybını engellemek üzere kullanılır. Çünkü, örtü altında rüzgar hızı daha düşüktür, topraktan daha az ısı kaybolur ve buharlaşma ile ısı kaybı daha az gerçekleşir. Oransal nem örtü altında daha yüksektir, dolayısıyla buharlaşma ile ısı kaybı çok az oluşur. Bunlara ilave olarak hava ve radyasyonla ısı kaybı, örtü ile fiziksel bir engel oluşturulduğu için daha az meydana gelir. Örtü altındaki bitkinin sıcaklığı çevresindeki hava ile eşit olur, fakat bu denge örtülü olmayan bitkilere göre daha uzun bir sürede gerçekleşir. Yani sıraları örtmek bitkilerin korunması için ilave sıcaklık oluşturmaz, ama soğuk gecelerde hızlı soğuma, örtü altında daha yavaş gerçekleşir ve çilek bitkilerine zaman kazandırır. Genellikle örtü altında sıcaklık daha yavaş düşer. Böyle durumlarda sulamaya gerek duyulmaz. Şayet sulamaya ihtiyaç duyulursa örtü altındaki bitkiler için, açıktakilere göre daha az suya ihtiyaç duyulur. Sulama yapılacağında, yağmurlama ile su doğrudan örtünün üzerine verilebilir.

Suyu açma:
Arazide mutlaka bir termometre bulundurulmalıdır. Termometre çiçeklerin bulunduğu seviyede, sıra aralarına yerleştirilir. Ancak, bu termometreler bitkiyle temas etmeyen ve gökyüzüne açık bir noktada olmalıdır. Burada kaydedilen sıcaklık evin kenarında tespit ediğimiz sıcaklıktan farklı olacaktır. Akşamüzeri ölçülen çiğ düşme sıcaklığı, genellikle, açık bir gecede sıcaklığın ne kadar düşeceğini göstermesi açısından özel bir öneme sahiptir. Bu durum oransal nem ile de ilişkilidir. Şayet nem oranı yüksekse, hava sıcaklığı daha az düşer. Şayet hava çok kuruysa (düşük çiğ noktası), bitkilere su uygulanır uygulanmaz hemen buharlaşma ile ısı kaybı meydana gelir. Böyle zamanlarda yağmurlama nispeten yüksek bir sıcaklık noktasında başlatılmalıdır. Çoğu mahallî meteoroloji istasyonu çiğ noktalarını belirler. Çiğ noktaları internet üzerindeki hava bilgi servislerinden de elde edilebilir.

Açık dingin bir gecede, özellikle, gece 3 ten önce sıcaklık 1 0C nin altına düşerse, çiçeklerin zarar görmeyeceğinden emin olana kadar yağmurlama yapılmalıdır (Tablo 2). Bir başka deyişle, şayet hava bulutluysa, sıcaklık -0,5 0C ye yaklaşıncaya kadar yağmurlamayı başlatmaya gerek yoktur. Şayet hava rüzgarlı veya kuruysa ve sıcaklık -5 0C ye düşünceye kadar yağmurlama açılmamışsa, daha sonra suyun çiçeklere ilk teması ile buharlaşmaya bağlı ısı kaybı ve dolayısıyla sıcaklıkta düşüşler ortaya çıkar. Böylece çiçeklerde soğuk zararları oluşabilir. Bundan dolayı çiçeklerin 1 ile -0,5 0C arası sıcaklıkta tutulabilmesi için bulutluluğa, rüzgâr hızına ve nemliliğe bağlı olarak yağmurlamaya ne zaman başlanacağına dair iyi bir cetvele ihtiyaç vardır (Tablo 1). Çiçekler kısa süreli düşük sıcaklıklara dayanım gösterebilirler ve şayet güneş doğmak üzereyse yağmurlamaya da ihtiyaç olmaz. Açık bir şekilde, hiç kimse aşırı yağmurlama maliyeti ve çeşitli hastalıklara yol açacağı için arazi üzerinde aşırı su birikimini istemez.

Suyu kapatma:
Yağmurlamaya başladıktan sonra, sabahleyin güneş doğuncaya kadar ve bitki üzerindeki buz oluşumu kesilinceye kadar veya su uygulaması olmadan da buzun erimeye başladığı görülünceye kadar sulamaya ara verilmemelidir.

Susuz soğuktan korunmayı sağlayan malzemeler:
Gelecekte susuz soğuktan koruyucu bazı maddelerin geliştirileceği sanılmaktadır. Örneğin genetiği değiştirilmiş bazı bakterilerin buz oluşumunu engelleyeceği öngörülmektedir. Bununla birlikte, bu malzemeler zaman içersinde etkinliklerini kaybedeceklerdir. Bu yüzden bu malzemelerin tek başına dondan korumak için kullanılmaması tavsiye edilmektedir.

Yağmurlamada dikkat edilmesi gereken bazı konular:
1. Bitkileri soğuktan korumak amacıyla en az 2-3 gün yetecek düzeyde su depoda bulunmalıdır.
2. Küçük çaplı uçlara sahip başlıklar kullanılmalıdır. Bu başlıkların çapları 1/16 – 3/16 inch (0,16 – 0,48 cm.) arasında olmalıdır.
3. Başlıklar arası mesafe 10 x 10 m. yi geçmemelidir.
4. Buz oluşumunu en düşük düzeyde tutmak için metal başlıklar kullanmak daha doğru olacaktır.
5. Dakikadaki tur sayısı mümkün olduğunca düşük olmalıdır.


Tablo 1. Oransal nem ve rüzgar hızına bağlı olarak su uygulama oranları (cm/sa) 

Rüzgar hızı

Sıcaklık (0C)

0-1

2-4

5-8

10-14

18-22

%50 oransal nem

-2,8

0,25

0,50

0,75

1,00

1,14

-4,5

0,25

0,75

0,90

1,14

1,52

-6,7

0,38

0,90

1,14

1,52

1,90

-7,8

0,50

1,00

1,27

1,65

2,00

%75 oransal nem

-2,8

0,13

0,25

0,50

0,64

0,64

-4,5

0,25

0,50

0,75

0,90

1,00

-6,7

0,25

0,64

1,00

1,14

1,52

-7,8

0,38

0,75

1,14

1,40

1,78

 

Tablo 2. Çiğ düşme noktası bağlı olarak soğuktan koruma işlemine başlanacak olan sıcaklık dereceleri

Çiğ düşme noktası

(0C)

Önerilen soğuktan korumak üzere işlemlere başlanacak hava sıcaklığı derecesi (0C)

-1,1

0

-1,7

0,5

-2,8

1,1

-3,9

1,7

-4,4

2,8

-5,6

3,3

-6,7

3,9

-8,3

4,5


Kaynak

Pritts, Marvin. 2006. Frost Protection in Strawberries. New York Berry News


ÖKSE OTU

ÖKSE OTU

(viscum album)

     Yapraklı ağaçların ve çamların arasında top gibi oturur. Devamlı yaprakları deriye benzer sarı yeşil renktedir. Meyvesi beyaz ve hafif yapışkandır. Ufak sapları ve yaprakları kurutulmak üzere ufak ufak kesilir. Ancak ekim başlarından, aralığın ortasına kadar, daha sonra mart ve nisan aylarında toplananlarda şifa vardır. Meşe ve kavak ağaçlarındakilerde en yüksek şifa tesiri vardır. Öksenin zehirli olan kısımları meyveleridir. Onları yemeye kalkan zehirlenir ancak sap ve yaprakları zehirli değildir. Hatta bu meyvelerden yağ ile karıştırılıp krem yapılırsa donmuş uzuvlar için harika bir canlandırıcı olur.

KULANIM TABLOSU

Çay: 250 gr. Su içine dolu çay kaşığı ökse otu’nu geceden soğuk suya koyun. Sabah hafifçe ılıtın ve süzün.

Tazesi: Yaprak ve sapları yıkanır ve ıslakken ezilir.

Krem: Taze beyaz çilek olan meyveleri hayvan yağında karıştırılır.

HASTALIKLAR

     Sara, şeker hastaları, metabolizma hastaları, hormon düzensizlikleri, kireçlenme, kan dindirme, kalp ve deveran bozuklukları, ritim bozukluğu, tansiyon düzenleme ‘ye iyi gelir. Kanser koruyucu olarak tıp ‘ta kullanılmaya başlanmıştır.

 

-