Mısır | Gül Resimleri

Gül Resimleri

Çiçek Resimleri & Çiçek Çeşitleri & Çiçek isimleri & Şifalı Bitkiler & Bitkileri Tanıyalım

gül
Kapat !


Mısır

 

MISIR HAKKINDA GENEL BİLGİ

Mısır bitkisinin ortaya konmuş yabani formu bulunmadığından orijini henüz tam olarak saptanamamıştır. Mısırın orijini konusunda çeşitli teoriler ileri sürülmekle birlikte bu teorilerin hiç biri tam olarak kabul görmemiştir.

Günümüzde üretimi yapılan hibrit çeşitler ilk olarak Amerika’da yapılan ıslah çalışmaları sonucunda elde edilmiş ve 1800’lü yıllarda Avrupa’ya, Güney Amerika’ya , Afrika’ya ve Avustralya’ya götürülmüştür.

Yaygın Çeşitleri

Ülkemizde 1984 yılında tohumluk üretiminde özel sektör kuruluşlarının faaliyetine izin verilmesi ve 1987 yılında tohumluk dağıtımında devlet tekelinin kaldırılması ile tohumculuk teknolojisinde hızlı bir gelişme gözlenmiştir. Günümüzde yerli ve yabancı çok sayıdaki firma tarafından yüzlerce hibrit mısır çeşidi üretilerek piyasaya sunulmaktadır. Çeşit sayısının çokluğu mısır üreticilerine seçim zorluğu yaratmaktadır. Farklı bölgelerdeki tüm üreticiler için en uygun olarak tanımlanabilecek tek bir çeşit söz konusu olamaz. Her üretici kendi koşullarına uyan en iyi çeşidi seçmek durumundadır. Çeşit seçiminde olgunlaşma süresi, koçan özelliği, yatmaya hastalık ve zararlılara, soğuk ve sıcağa dayanıklılık, ekim sıklığına tepki ve verim gibi faktörler dikkate alınmalıdır.

Mısır çeşitleri, her biri içinde farklı tipleri içeren, yedi grup (çeşitler grubu ) altında toplanırlar. Bunlar aşağıda gösterilmiştir.

BOTANİK ADI İNGİLİZCE ADI TÜRKÇE ADI

Zea mays indentata Sturt. dent corn At dişi mısır

Zea mays indurata Sturt. flint corn Sert mısır

Zea mays amylaceae Sturt. flour corn Unlu mısır

Zea mys sacharata Sturt. sweet corn Şeker mısır

Zea mays everta Sturt. pop corn Patlak (cin) mısır

Zea mays ceratina Kulesch waxy corn Mumlu mısır

Zea mays tunicata Sturt Pop corn Kavuzlu mısır

Ekolojik İstekleri

Toprak İstekleri

Mısır tarımı için en uygun toprak tipi, su tutma kapasitesi, besin maddesi depolaması, işlenme kolaylığı, iyi drenaj ve havalanma özelliği dolayısıyla siltli-killi topraklardır. Bunun yanında sahip olduğu dezavantajları en aza indirmek, avantajları iyi değerlendirmek ve gerekli iyileştirme uygulamalarını yapmak koşuluyla diğer toprak tiplerinde de mısır tarımı yapılabilir.

İklim İstekleri

Mısır ılıman ve tropik bölgelerde tarımı yapılan bir bitkidir. Farklı iklim koşullarına adapte olmuş ticari üretimi yapılan pek çok mısır tipleri mevcuttur. Mısırın yayılma alanı Kuzey yarım kürede, Kanada’da 58o kuzey enlemlerinden, Güney Afrika’da 35-40o güney enlemlerine kadar uzanır. Diğer yandan deniz seviyesinden daha alçak yerlerde ve dört bin metre yüksekliklere kadar olan yerlerde mısır tarımı yapılabilmektedir.

Mısır bitkisinin en iyi geliştiği bölgeler en az 120 donsuz güne ve ortalama 2100-2200 Günlük Gelişme Derecesine sahip yörelerdir. Suyun bol ve sıcaklığın ılıman olduğu orman-mer’a iklimlerinde en yüksek verim düzeylerine ulaşılır.

Mısır bitkisi 10-11 oC ‘de çimlenmeye başlayabilir. Toprak sıcaklığı 5-10 cm derinlikte 15 oC’ye ulaştığı zaman çimlenme hızlanır. Mısır bir sıcak iklim bitkisi olmasına rağmen aşırı sıcaklık isteyen bitki değildir. 38 oC’nin üzerinde bir kaç gün devam eden sıcaklıklar bitkiye zarar verir. Mısır bitkisinin sıcak gecelerde iyi geliştiği sanılmakla birlikte, sıcak ve rutubetli gecelerde iyi bir gelişme görülmez. Genel olarak mısır için en uygun koşulların soğuk geceler, güneşli günler ve orta sıcaklık olduğu söylenebilir. Sık sık bulutlu havaların oluşması ve düşük ışıktan dolayı fotosentezin azalması nedeniyle tropik iklimde mısır verimi subtropik iklimdekine göre daha düşük gerçekleşir. Bitkinin gelişmesi için optimum ve minimum bağıl nem değerleri sıcaklık ve alınabilen su miktarına bağlı olmakla birlikte genel olarak %50 ve altına inen bağıl nem koşullarında bitki olumsuz etkilenir. Özellikle tozlanma döneminde ortaya çıkan düşük hava nemi tane bağlamayı aksatır ve su kayıplarını arttırır. Ülkemizin iklim verileri dikkate alındığında düşük sıcaklık, yüksek sıcaklık ve düşük bağıl nem koşullarının hakim olduğu yöreler dışında kalan bölgelerde uygun çeşit ve sulamayla rahatlıkla mısır üretimi yapılabilir.

Yetiştirme Tekniği

Toprak Hazırlığı

Mısır tarımında toprak işleme tohum yatağının hazırlanması, yabancı ot kontrolü, bitki gelişimini kolaylaştırcak toprak koşullarının sağlanması, anızın parçalanması ve topraktaki suyun düzenlenmesi amaçları için yapılır. Toprağın gereginden fazla işlenmesi bir fayda sağlamadığı gibi, ekonomik ve fiziksel zararlara yol açabilir.

Mısır tarımında toprak işleme uygulamaları ilk sürüm ve ikileme işlemleri olarak sıralanabilir. İlk sürüm, çim yatağını parçalamak, anızı toprağa karıştırmak, yabancı otları yok etmek ve pulluk tabanını kırmak için yapılır. İlk sürümde genellikle dipkazan, kulaklı pulluk, çizel pulluk ve diskli pulluk gibi aletler kullanılır. İkileme, pullukla sürümden sonra tohum ekimine kadar yapılan tüm toprak işlemlerini kapsar. İkileme tohum yatağını bastırmak, gevşetmek veya inceltmek, bitki kalıntılarını kesmek ve yabancı otları yok etmek gibi amaçlar için yapılır. İkileme işleminde freze, goble, diskaro, yaylı kültivatör, tarla kültivatörü, dişli tırmık, tapan ve merdane gibi aletler kullanılır.

Dünya’da mısır tarımında başlıca 3 toprak işleme metodu kullanılır. Bunlar klasik toprak işleme, azaltılmış toprak işleme ve sıfır toprak işleme (toprak işlemeden ekim) metodlarıdır. Her motodun diğerlerine göre bazı avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır.

Ekim

Mısır ekiminde önemli konular ekim zamanı, ekim derinliği ve ekim sıklığıdır. Ekim Zamanı : Genel olarak ekim zamanı yetiştiricilik yapılacak yörenin yükseltisine göre değişmektedir. Ülkemizde alçak yörelerde (örneğin Çukurova) en uygun ekim zamanı Nisan ayı başlarıdır. Orta va Doğu Anadolu gibi yüksek bölgelerde ise Mayıs ayı başında yapılan ekim genellikle iyi sonuç verir. Erken ekimin verim arttırıcı etkisi bulunmakla birlikte, erken ekim yaparken bazı önlemlerinde birlikte uygulanması gereklidir. Aksi taktirde erken ekim fayda yerine zarar getirebilir.

Ekim Derinliği: Mısırda ekim derinliği iklim ve toprak koşullarına göre değişir. Mısır genellikle 2 ile 7,5 cm derinliğe ekilir. Toprak yüzeyinin kuru ve sıcak olması durumunda ekim derinliği arttırılabilir. Örneğin kuru topraklarda, tohumu daha nemli bir ortama bırakmak için killi topraklarda 7,5-8,5 cm, siltli topraklarda 10-11,5 cm ve kumlu topraklarda 12,5 cm derinliğe ekim yapılabilir. Toprak rutubeti ve sıcaklığının yeterli olduğu topraklarda ve uygun ekim zamanında ideal ekim derinliği 5 cm’dir.

Ekim Sıklığı: En uygun ekim sıklığı kullanılan çeşide, ekim zamanına, yetiştirme amacına, yükseltiye, iklime, sulama miktarına ve toprağın durumuna göre değişir. Sık dikim koçan bağlamayan bitki sayısını ve yatmayı arttırır, tane/sap oranını düşürebilir. Ayrıca sık dikim yapılan tarlada bitkinin su ve gübre gereksinimi artar. Çok seyrek ekim ise birim alandan alınan ürün miktarının azalmasına neden olur.

Mısır ekiminde serpme, ocak usulü ve sıraya ekim yöntemleri kullanılır. Serpme ekim yöntemi genellikle dağlık kesimlerde ve küçük arazilere uygulanır ve dekara 10-11 kg gibi çok yüksek miktarda tohumluk kullanılır. Ocak usulü ekimde çıkış daha düzenli olur. Sıraya ekim ise elle veya ekim makinaları ile yapılabilir. En uygun ekim yöntemi ekim makinaları ile sıraya yapılan ekimdir.

Bakım

Mısır bitkisinde sulama, gübreleme, hastalık ve zararlılarla mücadele dışında önemli diğer bir bakım işlemi yabancı ot kontrolüdür. Mısır bitkisinde ilk 3-5 hafta yabancı ot kontrolu bakımından kritik bir dönemdir. Araştırma sonuçları boyu 15-20 cm’e ulaşan yabancı otların mısır verimini olumsuz etkilediğini ortaya koymaktadır.

Yabancı ot kontrolünde temel prensip, yabancı otun çıkışını engellemek veya çıkış sırasında kontrol ederek bitkiye vereceği zararı en aza indirmektir. Kültürel mücadele ve kimyasal herbisitle mücadele yabancı ot kontrolünde uygulanan temel metotlardır.

Kültürel mücadele, uygun ekim nöbeti, toprak işleme, ekim metodu ve bunlarla birlikte herbisit kullanımı ile yapılır. Kimyasal mücadele ise, yabancı ot tohumlarının çimlenmesini engelleyen, kontakt etkiyle yabancı otları öldüren veya fizyolojik olarak hormon sistemini bozarak gelişmesini durduran çok farklı yapıdaki herbisitlerin kullanılmalarıyla yapılır. Yabancı ot türlerinin hepsini kontrol edebilecek tek bir herbisit bulunmamaktadır. Bu nedenle farklı herbisitler kombine edilerek karışım halinde veya ayrı ayrı ve farklı zamanlarda uygulanabilirler.

Mısır tarımında başarılı bir yabancı ot kontrolü ancak erken (ekimden önce) bir planlamayla mümkün olur. Bu amaçla tarlanın yabancı ot haritası oluşturularak tarlanın hangi bölümlerinde, hangi yabancı ot türlerinin mevcut olduğu belirlenir.

Sulama

Mısır bitkisi yılın en sıcak döneminde yetişen bir bitki olduğundan su tüketimi fazladır. Ancak bunun yanında mısır tarla bitkileri arasında suyu en etkili kullanan, yani birim su ile en fazla kuru madde üreten bir bitkidir.

Mısır bitkisi için faydalı su, yetişme döneminde yağan yağış miktarından toplam evaporasyon, yüzey akışı ve sızan su miktarı çıktıktan sonra kalan su miktarıdır. Ülkemizin Doğu Karadeniz gibi istisna bölgeleri dışında mısır yetiştirilen bölgelerinde bitkinin gelişme döneminde düşen yağış miktarı, maksimum verim elde etmek için yeterli değildir. Geniş mısır ekim alanlarının bulunduğu güney ve batı bölgelerimizde yüksek sıcaklık ve radyasyon ile düşük rutubet toprak yüzeyinden ve bitkinin yapraklarından fazla miktarda su kaybına yol açmaktadır. Bu bölgelerde yüksek bir verime ulaşabilmek için bitkinin gereksinme duyduğu suyu sulama yoluyla vermek zorunludur. Özellikle entansif (yoğun) tarım (kaliteli tohumluk, yeterli gübre kullanımı, hastalık ve zararlılarla mücadele vb. bakım işlemleri) şeklinin uygulandığı koşullarda, yüksek üretim maliyetlerini karşılayarak ekonomik bir üretim yapabilmek için iyi hazırlanmış bir sulama programı ile mısır bitkisi uygun aralıklarla ve yeterli miktarlarda sulanmalıdır. İyi bir sulama programı bitkinin su ihtiyacını karşılamak için ve zaman ve ne kadar su verilmesi gerektiğini gösteren bir planı içerir. Sulama programı hazırlanırken bölgenin iklim ve toprak koşulları, bitkinin görünümü, gelişme dönemi ve kök derinliği gibi faktörlerin dikkate alınması gerekir. Bunun yanısıra sulamada su kalitesi ve uygulanacak sulama metodu da büyük önem taşımaktadır. Sulama metodu yöre ve çiftlik koşullarına uygun olmalıdır. Geniş ekim alanları için en uygun sulama damlama sulama sistemidir.

Hastalık ve Zararlılarla Mücadele

Dünyada mısır bitkisinde az veya çok zarara neden olan 400 den fazla zararlı türü bulunmaktadır. Bitkinin farklı gelişme dönemlerinde görülen mısır zararlıları 5 grupta incelenebilir.

- Fidede beslenen zararlılar : Bunlar bitkinin ilk 5 haftalık döneminde fide ve köklerde beslenerek bitki sıklığını ve sağlığını bozarlar. Başlıcaları; tel kurtları (Tenebroides ve Agroites spp.), bozkurt veya kesici kurtlar ( Agrotis spp.) ve mısır maymuncuğu (Tanymecus dilaticollis Gyll.) dur.

- Yaprak ve yaprak helozonunda beslenen zararlılar: Bunlar bitkinin sapa kalkma döneminde yaprak helezonunda beslenerek bitkiye zarar veriler. Başlıcaları; güz tırtılları (Spodoptera frugiperda), şark (Asya) mısır kurdu (Ostrinia nubilalis Hübner), mısır yeşil kurdu (Heliothis armigera Hbn) dur.

- Tepe ve koçan püskülünde beslenen zararlılar: Bunlar koçan püskülünün tamamını keserek bitkiye zarar verirler. Başlıcaları; mısır kök kurtları (Diabrotica spp), mısır yeşil kurdu (Heliothis spp.), mısır yaprak afiti (Rhopalospium maidis Fith) dir.

- Koçanda beslenen zararlılar: Bunlar taneleri yiyerek beslenen zararlılardır. Başlıcaları; kokulu böcekler (Nezara viridula), mısır yeşil kurdu, güz tırtılları ve şark mısır kurdudur.

- Sapta beslenen zararlılar: Bunlar bitki sapına saldırarak yeşil aksam ve koçan kaybına neden olurlar. Başlıcaları; şark mısır kurdu, mısır kök kurtları, pembe sap kurdu ( Sesemia spp.) ve güney batı mısır kurdu ( Diatreaea grandiosella Dyar.) dur.

Dünya’da mısır bitkisinde 60 dan fazla hastalığın bulunduğu kabul edilmektedir. Bu hastalıklar genel olarak altı grupta toplanırlar.

Tohum ve fide hastalıkları, yaprak hastalıkları, sap çürüklükleri, koçan çürüklükleri, viral hastalıklar ve nematotların neden olduğu hastalıklardır.

Hastalık ve zararlılarla etkili bir mücadele için ön koşul hastalık ve zararlı etmeninin doğru teşhis edilmesidir. Kesin bir teşhis için genellikle uzman kişilere ve laboratuvar analizlerine geksinme vardır. Zira, bazen mısır bitkisinde bir hastalık veya zararlı etmeninin yol açtığı sanılan bazı sorunlar, toprak pH’sı, toprak sertliği, genetik bozukluk veya iklim koşullarından kaynaklanabilmektedir. Hastalık ve zararlılarla mücadeleye başlamadan önce, hastalık ve zararlı etmeninin doğru teşhisi, zararın boyutunun ekonomik zarar eşiğine ulaşıp ulaşmadığı, uygulanacak mücadelenin maliyeti, mücadele zamanı ve mücadele programının kombinasyonu konularına aşırı özen göstermek gerekir.

Gübreleme

Azotlu gübreler : Mısır bitkisi Karbon, Hidrojen ve Oksijeni serbest havadan alabilirken, havadaki azotu hiç kullanamaz. Toprağa verilen azotun ancak yarısının mısır bitkisi tarafından kullanılabilmesi, gere kalan kısmının ise çeşitli şekillerde kaybolması nedeniyle azot gübrelemesi gübreleme programının en güç kısmını oluşturur.

Azot, mısır bitkisinin tüm yaşam dönemi süresince kullandığı bir besin elementidir. Azotlu gübre gereksinimi büyüme peryodu başlarında pek fazla değilken, ekimin üçüncü haftasında birden artar ve püskül oluşumunun 10 gün öncesinden başlayarak 25-30 gün sonrasına kadar en yüksek düzeye ulaşır.

Fosforlu gübreler : Bitkinin gelişmesinde azottan sonra en önemli besin elementi fosfordur. Topraktaki ve bitkideki fosfor miktarı azot ve potasyuma göre daha düşük düzeydedir. Ancak fosfor, azotun aksine topraktan yıkanıp kaybolmaz. Mısır bitkisinin fosfor bakımından en hassas dönemi mevsim başlangıcıdır. Zira, bitki genç döneminde (60-65 cm boya ulaşıncaya kadar) normal büyüme sağlayabilmek için dokularında yüksek oranda fosfora ihtiyaç duymaktadır.

Bu döneminde bitkinin yeterince fosfor alabilmesi için gübre mibzerle sıranın yanına uygulanmalı, en az %50’si suda eriyen fosfor gübresi verilmeli ve bir kısım azot, 3-4 kısım p2O5 içeren gübreler seçilmelidir. Fosforla birlikte sıraya verilen azot fosforun alımını artırmaktadır. Yapılan araştırmalar sıraya fosfor uygulamasının serpmeye göre daha ekonomik olduğunu göstermektedir.

Potaslı gübreler : Potasyum bitkilerde karbonhidrat oluşması ve taşınması için gerekli bir besin maddesidir. Potasyumun mısır bitkisinde sap gelişmesini kuvvetlendirir. Eksikliğinde sap iyi gelişemeyerek kırılma ve yatmalar görülür. Bunun dışında potasyum kök gelişimini olumlu etkiler, bitkinin soğuğa dayanıklılığını artırır ve azottan en iyi şekilde yararlanmayı sağlayarak verim düzeyini yükseltir. Bu nedenle mısır potasyum ihtiyacı yüksek olan bitkidir. Ancak potaslı gübreler yüksek dozda tuz konsantrasyonu içerdikleri için uygulama çimlenmekte olan tohumdan 4-5 cm uzağa yapılmalıdır.

Mısır yetiştiricilğinde makro veya ana besin elementleri olarak adlandırılan azot, fosfor ve potasa genellikle tüm topraklarda ihtiyaç duyulmaktadır. Sekonder mikro-besin elementlerinde (kalsiyum, magnezyum vd.) ise durum farklıdır. Bunların ancak bitkinin gereksinmesine ve toprağın durumuna göre uygulanması gerekir.

Gübrelerin uygulama zamanını belirlemede temel prensip, bitkinin gelişme dönemlerinde toprakta her an alıma hazır besin maddesi bulunmasını sağlayacaktır. Bunun için, mısır büyümesi sırasında hangi dönemde, hangi besin maddesini ne kadar aldığını bilmek gerekir.

Hasat Harman

Mısırda hasat olgunluğu tanelerdeki nem oranı ölçülerek tayin edilir. Nem ölçme olanağının olmadığı durumlarda olgunluk tanedeki değişim gözlenerek anlaşılmaya çalışılır. Fizyolojik olgunluğa ulaşan mısır taneleri yaklaşık %35 oranında nem içerir. Oran %30-32 düzeyine gerilediğinde mısır olgunlaşmış sayılır. En uygun hasat zamanı tanedeki nem oranının %25 civarında olduğu dönemdir.

Erken hasat genellikle tercih edilen bir durumdur. Böylece sap çürümesi ve rüzgardan dolayı yatma riski azalır, sonbahar yağışlarına yakalanma ihtimali azalır ve hasat kayıpları en aza indirilmiş olur. Erken hasadın en önemli dezavantajı ise, kurutma için daha fazla enerjiye ihtiyaç duyulmasıdır. Hasadın gecikmesi ürün kaybının artmasına ve kalitenin düşmesine neden olur.

Hasat işlemi elle veya bu iş için geliştirilmiş hasat makinalarıyla yapılır. Çeşitli hasat makinaları içinde en çok biçerdöver ve koçan toplayıcı hasat makinaları kullanılır. Makinalı hasatta makina ayarlarının ve çalışma hızının doğru belirlenmesi, hasat kayıplarının azaltılması bakımından büyük önem taşımaktadır.

Kurutma Depolama

Uzun süreli depolanacak mısırın depolanmadan önce kurutulması gerekir. Kurutma havalandırma suretiyle (doğal olarak) yapılabilmekle beraber bu yöntem pek kullanılmaz. Yaygın kurutma yöntemi ısıtılmış hava ile suni kurutmadır. Kurutma işlemi ile mısır tanesindeki rutubet oranının %13-14’e indirilmesi gerekir. Tanedeki nem oranının daha yüksek olması durumunda, depoda (siloda) solunumdan dolayı sıcaklık artar, buna bağlı olarak hava nemi yükselerek küflenme oluşur. Küf mantarı tarafından üretilen zehirli maddeye « aflatoksin » denir.


ŞİFALI BİTKİLERİN TARİHİ

ŞİFALI BİTKİLERİN TARİHİ

MEZOPOTAMYA UYGARLIĞI
Sümer, Akkat ve Asur Uygarlıklarını kapsar. İsa’dan önce 3000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Ninova Kitaplığında saklanmış olan tabletler ve diğer tabletlerin bulunup okunması sonucu tedavinin rahipler tarafından yapılmakta olduğu bilinmektedir. İlaçların mühim bir kısmı bitkisel droglar ile hazırlanmaktadır.Lapa merhem, liniment, şurup gibi şekillerde rastlanmaktadır.

MISIR UYGARLIĞI
Eski Mısır tabletleri ve ilaçları hakkındaki bilgilerimiz ilgilere dayalı kalmıştır. İlaçlar ve tedavi ile ilgili papirusların en önemlisi İ.Ö. 1550 yıllarında yazdığı tahmin edilen Ebers Papirusu’dur. Bu belge Alman Egiptologo G.Ebers tarafından Teb’de Elassaifin mezarında bir mumyanın bacaklarında bulunmuştur. Bu belge 110 sayfa 700 kadar bitkisel ve madensel drog ve 800’den fazla reçete taşımaktadır. Acımarul, Adasoğanı, Ardıç meyvesi, Hardal, İncir, Kişmiş ve Nar kabuğu vs.

HİTİT UYGARLIĞI
Hititler İ.Ö 2000 yıllarında Orta Anadolu’ya yerleşerek bir uygarlık kurmuşlardır. Hitit tıbbi ve ilaçları hakkında bilgilerimiz Hitit Devleti’nin baş şehri olan, Boğazköy ( Hattuşaş ) da bulunmuş olan Hitit arşivindeki tabletlere dayanmaktadır. Genel kanı Mezopotamya tababetinde kayıtlı reçetelerde adamotu, alıç, arpa, badem banotu, buğday, defne, dişotu, hardal, haşhaş, üzüm vs.) Reçetelerde bir çok bitkisel drog bir arada kullanılmaktadır. Madensel maddelere az rastlanmaktadır. Her reçetenin sonuna ¨ böylece hasta iyi olacaktır ¨ cümlesi ile tamamlanır.

GREK UYGARLIĞI
Akdeniz’ in doğu kıyıları ve adalarda oluşmuş bir uygarlıktır. Mezopotamya ve eski Mısır ile yakın ilişkileri bulunduğu anlaşılır. Bu dönemde tedavi ve bitkisel droglar hakkında çok önemli eserler yazılmıştır. Yüzlerce yıl Avrupa ve İslam Tababetini etkilemiştir. O dönemde Hippocrate ( İ.Ö.460 – 377 ) Thephasraste ( İ.Ö.370 – 287 ) eserleri İstanbul ve Paris’te bulunmaktadır.

ROMA VE BİZANS UYGARLIĞI
Roma ve Bizans Uygarlık dönemlerindeki tıp ve kullanılan bitkiler hakkında oldukça geniş bilgilere sahip olmaktayız. Roma – Bizans dönemlerinde bitkisel drogları toplayan satan ve bunlardan ilaç veya kozmetik pireperatlar hazırlayan bir çok meslek grupları bulunuyordu. Roma – Bizans döneminin tanınmış hekim eczacıları pek çoktur. Paris’te 17.yüzyılda eczacılık okulunda özel bir tören ile tiryak hazırlayan eczacılara dağıtılır. O dönemde yaşayan bir çok eczacıların eserleri bir çok müzelerde bulunmaktadır.

İSLAM UYGARLIĞI
Arap veya Acem dili ile yazan Müslüman toplulukların meydana getiren eserler 800 -1100 yılları arasında en yüksek noktasına erişmiş. Müslümanlar tarafından ilk hastane Elvelit Bin Abdülmelik tarafından 706 ( 88 Hicri ) Şam’da kurulmuştur. Sonradan Mısır, Suriye, Irak ve Anadolu’da bir çok hastane kurulup çalışmaya açılmıştır. İslam tababeti geniş bir biçimde Grek ve Hint hekimliğine dayanmaktadır. İslam hekimlileri bilhassa Glenus’un kitaplarından yararlanmıştır. İslam hekimleri bitkisel droglar ile tedaviye çok önem vermişlerdir. İslam uygarlığı geldikten sonra Ebu Buruni, İbni Sina, İbni Baytar, El Gafiki, Davut Al-Antaki gibi büyük hekimler vardır.

SELÇUK UYGARLIĞI
Anadolu Selçuk uygarlık dönemi 1071 – 1308 yılları arasında iki yüzyıl sürmüştür. Bu kadar kısa sürede Anadolu’da büyük şehirlerde sağlık tesisi (Bimaristan, Maristan, Darülafiye ve Darülşif-a) kurmuşlardır. Bu sağlık kuruluşları sağlam binaları, yeterli hekim, eczacı ve sağlık kadrosu olan tam teşekküllü hastaneler durumunda idiler. Selçuklular döneminde kullanılan bitkisel droglar ve ilaçlar hakkında özel araştırmalar bulunmaktadır.

OSMANLI UYGARLIĞI
Osmanlı tababeti genellikle Selçuklu ve İslam tababeti bir devamıdır. Osmanlı uygarlığı ilk dönemlerinde tıbbi bitkilerle ilgili en mühim kaynak İbni Baytar’ın eserinde Türkçe çevrileri yaparak sonradan Calinos, İbni Sina, İbni Baytar ve Razi gibi yazarların eserlerinden yararlanılarak Türkçe kitaplar önem kazanmıştır. Osmanlı padişahları bu işe çok önem verirmiş ve bu dönemde yaşayan Evliya Çelebi gibi kişilerden faydalanılmıştır. 1909 yılında İstanbul Tıp Fakültesine bağlı olarak kurulan eczacılık okulunun öğretim programına bitkisel drogları öğretmek amacıyla “Farmekognozi” ismi altında bir ders konulmuştur. Hekimlerin kontrolü altında çalışan personel vakfiyelerde ¨ Taba – 1 Eşribe ¨ “ Aşşab “ gibi isimler verilir. İlaç hazırlamak kullanılan droglar ise aktar veya aktart denilen esnaf sınıfı tarafından satılmaktadır. XVIIII .y.y.’ da bunların sayısı yalnız İstanbul’da beş yüz olduğu bilinmektedir. Bunlardan bir örneği Mısır Çarşı’sında çok geniş bir şekilde yer almakta idiler.
Dünya harbi sıralarında kontroller belediye ve sağlık müdürlüğü tarafından sıklaştırılmış Mısır Çarşı’ sı gibi ilaç pazarları niteliğini tamamen kaybetmiş baharat çarşıları haline gelmişler.
İlaç yapımında hayvansal kökenli droglar, bitkisel kökenli olanlara oranla daha az kullanılmaktadır. Bu nedenle hayvansal droglar hakkında bilgi veren yayınlar çok azdır. Osmanlı İmparatorlu’ğu döneminde insan sağlığı için kullanılan droglar, ilaçlar, aletler ve kitaplara ait örnekler ise 1962 yılında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi bünyesinde kurulmuş olan Türk Eczacılık Müzesi’nde bulunmaktadır.


Mısır

Mısır 

Mısır ( Zea Mays )
Buğdaygiller familyasından; 180 - 200 cm boyunda, dik ve yüksek gövdeli, geniş şerit yapraklı, bir yıllık bir bitkidir. Kökü kalın ve saçaklıdır. Yaprakları şerit gibi, uzun, paralel damarlı, sert ve sivri uçlu, sapsız, kenarları, dalgalıdır. İki çeşit çiçeği vardır. Erkek çiçekler gövdenin ucunda salkım başak şeklinde, dişi çiçekler ise yaprakların koltuğunda koçan halindedir. Dişi çiçeklerin stilusları uzundur ve kınlarının tepesinden dışarı doğru sarkarlar. Bunlar mısır püskülü denilen kısmı meydana getirirler. Meyvesi, koçanı üzerinde sıkışık şekilde dizilidir. Rengi açık veya koyu sarı; esmer veya kırmızımtırak renklidir.

Mısırpüskülünün içeriğinde glikoz, maltoz gibi şekerler, sabit yağ, steroller, reçine ve çok miktarda potasyum tuzları vardır. İdrar söktürücü, idrar yollarını temizleyici ve hararet verici olarak kullanılır. Mısırözü yağı, mısır tanelerinden çıkarılır. İçeriğinde yağ asitleri, A vitamini, az miktarda steroller ve bol miktarda nişasta vardır. Mısırözü yağı damarsertliğini önler.

Faydası: Daha ziyade mısır püskülü ve mısırözü yağı kullanılır. Mısır iyi bir besindir. Ancak hazmı biraz güçtür. Guatr olanların yememesi tavsiye edilir.

Mısır Yağı (Oleum maydis): Mısır nişastası elde edilmesi esnasında ayrılan mısır embriyonunun sıkılması ile elde edilen bir sıvı yağdır. Doymuş yağ asidi oranının düşük olması nedeniyle, damar sertleşmesi olan hastalara, yemek yağı olarak tavsiye edilmiştir.

Mısır Karası: Mısır koçanında urlar meydana getiren Ustilago maydis (DC.) Corda (Ustilaginaceae) isimli mantarın sporlarıdır. Sporlar siyah renkli ve kömür tozu görünüşünde olup mısır taneleri yerinde oluşan urların içinde bulunur. Halk arasında haricen kan kesici olarak kullanılmaktadır. Çavdar mahmuzu (Secale Cortunum) ‘na benzer bir etkisi olduğu bilinmektedir. Mısır kömürü ve mısır yanığı gibi isimlerle de bilinir.

Mısır Püskülü:.Çiçeklenme zamanında mısır püskülleri görülmeye başlar. Bitkinin şifalı bölümü işte bu püsküllerdir. Çiçeklenme zamanı temmuzdan ağustosa kadar sürer. Mısır püskülleri, döllenme başlamadan önce kesilir ve gölgede kurutulur. Güvenilir bir idrar sökücü gerektiğinde, aynı zamanda etkili ve başka hiçbir zararı olmayan zayıflatma ve bedendeki yağı azaltma ilacı olarak kullanılan mısır püskülü çayı içebilirsiniz. Mısır püskülü tam olarak kurutulmadan uzun süre saklandığında, idrar söktürücü özelliğini yitirir ve dışkılamayı kolaylaştırır. Mısır püskülü çayı, taş yapıcı idrar yolları hastalıklarında, kalp ödeminde ve başka ödemlerde olduğu kadar, böbrek iltihabı, mesane nezlesi, romatizma ve gut hastalığında da başarıyla kullanılabilir. Ayrıca, çocukların ve yaşlıların yatağa işeme hallerinde ve böbrek sancılarında da yardımcı olur. Tüm bu rahatsızlıklarda, her 2-3 saatte bir yemek kaşığı dolusu çay alınmalıdır.

Kullanım Biçimleri:

Çay Hazırlamak: Bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış mısır püskülü, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 3-5 dakika demlendikten sonra süzülür. Tatlandırılmadan günde 3 bardak içilir


|