SİLO YEM BİTKİLERİ VE SİLAJ
1. Giriş
Yıllardan beri her fırsatta yem kaynaklarının
yetersizliği nedeni ile hayvansal üretimde istenilen
düzeye ulaşılamamasından şikayet edilmektedir. Yapılan
çalışmalar ve gösterilen gayretler de bu konudaki
arayışı sergilemektedir. En önemli kaba yem kaynağımız
çayır meralar, aşırı ve zamansız otlatma nedeni ile
elden çıkma aşamasına gelmiştir. Bu alanlarımızdaki
otlatma yoğunluğunu azaltmak amacıyla yem bitkileri
tarımına ağırlık verilmiştir. hayvansal üretimi artırma
yolunda verim potansiyelleri düşük olan yerli ırklarımız
giderek azalmıştır. Bunun yanında kültür ırkı ithali
yoğunluk kazanmıştır. Ne yazık ki gösterilen tüm bu
gayretlere rağmen hayvansal üretimde arzu edilen
seviyeye ulaşılamamıştır. Ülkemiz hayvan varlığımıza
baktığımızda, özellikle Ege ve Marmara bölgelerindeki
mevcut hayvanların %90’nının kültür ırkı ve melezi
olduğu görülmektedir. Ancak söz konusu bölgelerin çayır
mera, yem bitkileri alanı ve üretimleri incelendiğinde
ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğu görülmektedir.
Hayvanların toplam kaba yem ihtiyacı ülke düzeyinde ele
alındığında, çayır mera ve yem bitkilerinden sağlanan
bölümün % 25.98, tarla tarımı artıklarından karşılanan
bölümün ise % 43.51 düzeyinde olduğu bildirilmektedir.
Yüksek verimli kültür ırklarından maksimum verimin
alınabilmesi iyi bir besleme ile mümkündür.
Ülke düzeyinde mevcut hayvanların tümü kültür ırkı olsa
da mevcut kaba yem üretimimiz karşısında alacağımız
verim yine değişmeyecektir. Üreticilerimiz kaba yem
sıkıntısının yaşandığı dönemlerde genelde hayvanlarını
zorunlu olarak, besin maddesi içeriği düşük tahıl samanı
ile beslemektedir. Bunun yanında taze ve suca zengin,
karbonhidrat içeriği yüksek yem bitkilerinin
parçalandıktan sonra havasız ortamda belirli bir süre
bekletildikten sonra elde edilen ve silaj adı verilen
kaba yem de tercih edilmeye başlanmıştır. Silaj, besin
maddelerindeki değer kaybını en aza indiren su içeriği
yüksek kaba yem özelliği ile tarımı ileri ülkelerde
yoğun olarak kullanılmaktadır.
Ülkemizde ise gerek alışkanlıklar gerekse bilgi
eksikliği dolayısı ile silaja gereken önem
verilmemiştir. Aslında bu uygulama milattan önceye
dayanmakta dır.18.yy sonlarında tüm Orta ve Kuzey
Avrupa’da geniş uygulama alanı bulmuştur. İlk çalışmalar
1862’de Almanya, 1877’de Fransa ve 1883’te Amerika’da
yapılmıştır. Silaj konusunda birçok ülkede yapılan
araştırmalar ile günümüze kadar gelinmiştir.
Silajın sağladığı yararları özetlemek gerekirse; Kaba
yemlerin silo edilerek saklanmasında, kurutularak yığın
yapılmasına oranla daha az iş gücüne gereksinim duyulur.
Ayrıca kış döneminde ihtiyaç duyulan kabayem daha az bir
emekle elde edilebilir. Kurutma problemi bulunan
Karadeniz Bölgesi gibi yörelerde silaj uygun bir
depolama yöntemidir.. Kısa süreli güneşli, açık ve
rüzgarlı ortamlar besleme değeri yüksek silaj eldesi
için yeterlidir. Bu uygulama ile yem ve hayvansal ürün
kaybı da önlenmektedir. Yeşil yemlerin bulunmadığı
özellikle kış aylarında, hayvanların suca zengin ve
kaliteli yem ihtiyacı karşılanmaktadır. Yapay kurutma
yöntemi dışındaki diğer muhafaza yöntemlerine göre
yemlerin fermantasyon yolu ile saklanması besin
maddelerindeki kaybı önler.
Örneğin, yaprak içeriği fazla yonca ve üçgül gibi
türlerin kurutularak depolanmasında besin maddeleri
kaybı artmaktadır. Silo yemi yapımında ise kurutma
kayıpları en aza indirilir. Kuru ot eldesinde % 15-30
olan kuru madde kaybı, silo yeminde % 5’e, % 25-35
düzeyindeki sindirilebilir protein kaybı ise % 5’e
düşmektedir. Aynı şekilde nişasta değerindeki kayıp kuru
otta % 50’ye kadar çıkarken, silo yeminde en fazla % 10
olmaktadır. Fermantasyon sonucu yemlerin taze yumuşak
yapısının korunması güzel kokuya sahip olması dolayısı
ile hayvanlar tarafından sevilerek tüketilmektedir. Taze
olarak yedirildiğinde hayvanlara zararlı etkisi olan
bazı türler, Devamını Okumak için Tıklayınız…