yabancı ot | Gül Resimleri

Gül Resimleri

Çiçek Resimleri & Çiçek Çeşitleri & Çiçek isimleri & Şifalı Bitkiler & Bitkileri Tanıyalım

gül


Salyangoz ve Sümüklü Böcekler

Tanımı ve Zarar Şekli: Salyangoz ve sümüklü böceklerin 3 türü vardır. Salyangozlarda vücudu örten bir kabuk bulunur. Kabuk üzerinde 5 adet spiral vardır.

Sümüklü böceklerin vücutları çıplaktır. Tarla sümüklü böceği 30-60 mm boyunda vücudunun üzeri siyah çizgili, esmer veya kiremit rengindedir.

Kışı dinlenerek geçirirler. İlkbaharda faaliyete geçerler. Toprakta açmış oldukları 8-10 cm derinlikteki çukurlara 60-70 yumurta bırakırlar. Genellikle başkalaşım yoktur.

Tarla ve bahçelerde kültür bitkilerinin yaprak, sürgün ve meyvelerini kemirmek suretiyle zararlı olurlar. Kemirdikleri yaprakların yalnızca damarları kalmaktadır. Populasyon yoğunluğuna bağlı olarak ekonomik önemde zarar oluşturabilirler.

Yurdumuzun çok sıcak bölgeleri dışında hemen her yerinde bulunmaktadırlar.

Salyangoz ve sümüklü böcekler yazlık sebzelerde, fidanlarda, turunçgil ile birçok meyve ve orman ağaçlarında, buğday, arpa, tütün, patates, çilek ve süs bitkilerinde zararlı olurlar.

Mücadelesi:

Kültürel Önlemler:

İlkbaharda populasyon yoğunlukları az olduğu durumlarda toplanıp imha edilmelidir. Dış ülkelerde yenilebilen salyangoz türü olduğunda toplanan salyangozlar değerlendirilebilir. Kültür bitkilerinin içinde ve çevresinde yabancı ot temizliğine önem verilmelidir.

İlaçlı Mücadele:

Hazır yem, avuçta sıkıldığı zaman dağılmayacak kadar su ile ıslatılarak akşam üzeri salyangoz ve sümüklü böceklerin zararlı olduğu alanlara 2 metre ara ile kümeler halinde dağıtılır. Yem dağıtılmadan önce ilaçlanacak alan sulanırsa salyangoz ve sümüklü böceklerin daha çabuk bu alanlara gelmesi sağlanır ve uygulama daha etkili olur.

Helimacide
5-6 kg.

Metadex
4-5 kg.

Salyangosid
4-5 kg.

Salocid
4-5 kg.

Kimtoks
4-5 kg.


Bağlarda Toprak İşleme

 Bağ topraklarını işlememizdeki amaç, yabancı otların yok edilmesi ve bağ toprağının iyi bir şekilde havalanmasının sağlanmasıdır. Yabancı otlar asma için gerekli olan topraktaki besin maddelerini ve suyu sömürdüğü gibi bazı zararlıların da konukçularıdır. Aynı zamanda bağ içinde nispi rutubeti yükselterek mantari hastalıkların bağlarda etkili olmasına neden olur.

Bağ bozumundan sonra bağlarda 20-25 cm derinliğinde bir sonbahar toprak işlemesi yapılmalıdır. Bu işleme ile hasatta çiğnenen toprağın kabartılarak kış yağışlarından azami faydanın sağlanmasına çalışılır. İlkbahardaki toprak işlemesindeki amaç ise yabani otların yok edilmesi ve toprağın kabartılmasıdır
Genç bağlarda ilkbahar toprak işlemesi ile beraber boğaz köklerinin temizlenmesinde de yarar vardır. Yaz aylarında bağın otlanma durumuna göre birkaç kez çapalama yapılmalıdır. Devamını Okumak için Tıklayınız…


Buğday

 

Hızla artan nüfusumuzun beslenmesi ve stratejik bir ürün olan buğdayda dünyanın gerisinde kalmamak için hububat yetiştiriciliğinde yetiştirme tekniğine uygun olarak üretim yapmalıyız.Bölgemiz için ana ürün olan buğday bitkisi bizden günümüzde verim ve kaliteyi bir arada bulunduran tarımsal uygulamaları talep etmektedir.

Un, Makarna ve Bisküvi sanayinin talep ettiği buğdayı üretmemiz bunu yaparken de bölgemizin iklim koşullarını dikkate almamız gerekmektedir.

İklim ve toprak isteği:

Buğday dünya genelinde ve ülkemizde çok geniş bir yayılma göstermiş çeşitli iklim ve toprak şartlarına uyum sağlayan bir bitkidir. İklim isteği olarak önemli olan bölgenin iklim şartlarına en uygun çeşidi seçmektir.Çünkü bazı ekmeklik buğday çeşitleri kar örtüsünde -35 dereceye dayanabildikleri halde bazıları -10 derecede zarar görebilmektedir.Bu seçim yapılırken uzun yıllar ortalamaları dikkate alınmalı ve çeşit seçiminde en önemli unsur olarak soğuklara dayanmayı göz nünde bulundurmalıdır.

Buğday belirgin bir toprak seçiciliği göstermez. Bununla birlikte belli cins,tür ve çeşitler için en uygun olan toprak tipleri de vardır. Genellikle tınlı alüviyal topraklar buğday için uygundur.

Çeşit seçimi :

İlimiz için tavsiye edilen Ekmeklik buğday çeşitleri şunlardır;

Bezostaya-1, Gerek-79, Kıraç-66, Atay-85, Sultan-95, Kırgız-95, Pehlivan, Gün-91, İkizce-96, Yakar-99, Aytın-98, Demir-2000,Bayraktar-2000, Karahan-99, Konya-2002, Altay-2000, Sönmez-01, Harmankaya-99, Yunak, Eser, Tosunbey,

Makarnalık buğdaylardan ilimizde Çeşit 1252, Kunduru-1149, Meram-2002, Ankara-98, Kızıltan-91, Yelken-2000, Mirzabey-2000 tercih edilebilir.

Bunların dışında diğer bölgelerin bilhassa ılıman ve geçit bölgelerinde o bölgenin iklim şartlarına uyan çeşitlerin ilimizde üşüyerek zarar görebileceği bilinmelidir.

Toprak işleme:

İlimizde hububat tarımı 3 şekilde yapılmaktadır.

1- Kuru alanlarda nadas yapılarak,

2- Yağışın yeterli olduğu alanlarda,

3- Sulu alanlarda .

Bu üç şekil tarımın kendine has özellikleri vardır.İyi bir ürün almak için her birine uygun toprak işleme metotlarını uygulamak gerekmektedir.

Kuru koşullarda nadas uygulamalı buğday tarımı yapılıyorsa amaç toprakta suyun birikmesi olduğu için yapılan bütün toprak işlemelerinde toprağı fazla hareket ettirmemeye, yırtarak işlemeye dikkat etmeli ve biriktirilen yağışları yabancı otlarla zamanında ikileme ve üçleme yaparak muhafaza etmek gerekir.

Yağışın yeterli olduğu alanlarda toprak işleme her yıl farklı derinlikte yapılmalı bu sayede pulluk tabanı oluşması engellenmeye çalışılmalıdır.Bu yapılmadığı takdirde oluşan sert tabaka bitki köklerinin derinlere inmesine, su ve besin maddelerine ulaşmasına engel olur. Bu olumsuzluğu gidermek için her yıl farklı derinliklerde toprak işleme yapılmalı ve 3-4 yılda bir dip kazan ile 60 cm derinden işlenerek bu tabaka bozulmalıdır. Bu işlem temmuz, ağustos, aylarında yapılmalıdır.

Ekim :

Bölgemizde güzlük ekimler için en uygun ekim zamanı 15 Eylül-15 Ekim tarihleri arasıdır.Bu tarihlerde ekilen buğdayın çim kökleri kışa kadar gelişecek bu sayede kışı daha kuvvetli geçirecek ve kıştan çıktıktan sonra baharda daha çabuk gelişip verimi artacaktır.

Tohumluk miktarı olarak sertifikalı tohumlarda dekara 20 kg önerilmektedir. Bu miktarı tohum yatağının hazırlanma durumu, kullanılan ekim makinesi veya işçilik şartları etkilese de uygun şartlarda

18-20 kg dan daha fazla tohum kullanılmamalıdır. Çünkü bilhassa kurak şartlarda atılan fazla tohum ileride bitki sıklığından dolayı susuzluğa bağlı yanmalara sebep olmaktadır. Uygun sıklıkta ekilen buğday yağışın iyi olduğu yıllarda zaten kardeşlenmeyi arttırarak tarlayı kapatacaktır.Sulu şartlarda ise sık ekim cılız dane ve kalite sorunlarına sebep olmaktadır.

Ekim sırasında tohumlarımız Mantari hastalıklara, ekin kurduna (zabrus) karşı ilaçlanmış, toprak tahlillerinde eksikliği ortaya çıkmış ise Çinko elementi ile kaplanmış olmalıdır.

Gübreleme:

Gübreleme toprak analiz sonuçlarına göre yapılmalıdır. Gübrelemede esas olan toprakta eksik olan bitki besin maddesini toprağın yapısına uygun formdaki gübreleri tercih ederek tarladan kalkacak sap ve dane miktarına göre gübre miktarını belirlemektir.

Genel olarak kuru tarım alanlarında 6-7 kg saf azot ve 7-8 kg saf fosfor sağlayacak şekilde gübreleme yapmak gerekir.Sulu alanlarda ise 12 -14 kg saf azot ve 8-10 kg saf fosfor kullanılmalı çeşidin verim potansiyeline ve sulama sayısına göre miktar ayarlanmalıdır.

Makarnalık buğdaylarda gübreleme ve sulama zaman ve miktarlarının iyi ayarlanamaması buğdayda dönmeye ( Ala getirme) sebep olacağı için aşırı gübreleme ve sulamadan kaçınılmalıdır.

Yancı ot Mücadelesi :

Kullanılan yabancı ot ilaçları her yıl değiştirilerek değişik etkili maddedeki ilaçlar ile tarlamızda bulunan yabancı otların ilaçlara karşı oluşan mukavemeti kırılmalıdır.

Sulama:

İklim şartlarına göre sulama zamanına ve miktarına karar verilmeli sapa kalkma döneminde sulamayı ihmal etmemeli, çiçeklenmeden önce ve sonra su vermeye çalışılmalıdır. Verilecek su miktarı tarla ve iklim şartlarına göre belirlenmelidir.

Hasat :

Hasat zamanı danedeki nem miktarı %13,5 e düştüğü zamandır. Hasatta geç kalınır ve nem %12 nin altına düşerse fabrikasyon işlemleri zorlaşacak ve kalite bozulacaktır.


Kimyon

KİMYON

Latince ismi : Cuminum cyminum

Bilimsel sınıflandırma

Alem Plantae (Bitkiler)
Şube Magnoliophyta (Kapalı tohumlular)
Sınıf Magnoliopsida (İki çenekliler)
Takım: Apiales
Familya Apiaceae (Maydonozgiller)
Cins: Cuminum
Tür: C.cyminum

 

 

 

 

-

Kimyon (Cuminum cyminum) Mayıs-Haziran ayları arasında, beyaz ve pembemsi renkli çiçekler açan, 40-60 cm boyunda, bir yıllık otsu bir bitki. Gövdeleri dik, üstte dallanır. Yaprakları iplik gibi parçalı ve tüysüzdür. Çiçekler şemsiye durumunda toplanmışlardır. Şemsiye, 3-5 saplıdır. Çiçekler beyaz veya pembe renklidir. Meyvesi köşeli, oval şekilli, 4-5 mm boyundadır. Temmuzda meyveler olgunlaşır. Özel kokuludur ve meyveleri sabit ve uçucu yağ, tanen ve reçine taşımaktadır. Midevi, gaz giderici, terletici olarak kullanılır. Ayni zamanda özellikle Kuzey Afrika, Orta Doğu, batı Çin, Hindistan ve Meksika mutfağında çok kullanılan bir baharattır

Tohumlar tüketim için genelde toz haline getirilir. Kimyonun genel olarak en sık yetiştiği yerler: İran, Özbekistan, Tacikistan, Türkiye, Fas, Mısır, Hindistan, Suriye, Meksika ve Şili. Türkiye’de yetiştiği yerler: Ege ve Karadeniz Bölgesinde kültür olarak yetiştirilir. Hindistan’da kimyon jiira olarak, Pakistan/İran’da ziira olarak, batı Çin’de ziran olarak adlandırılır

Kimyon nedir, nerde yetişir?

Latincesi Cuminum cyminum olan kimyon, bir yıllık otsu bitkidir, meyvaları için yetiştirilir. Meyvaları baharat olarak kullanılır. Ülkemizde Frenk kimyonu denen, Carum carvi diye bir türü de vardır. Kars bölgesinde bu bitkinin genç dalları çorbalara ve yemeklere koku vermesi için katılır. Kefe Kimyonu denen Laser trilobum borkh, ülkemizde yetişen diğer bir kimyon türüdür. Özellikle çam ormanlarının altında yetişir. Olgun meyvaları baharat olarak kullanılır. Toros dağlarının Mersin/Adana kesiminde yetişen türüne sıra ismi verilir. Adana, Tarsus ve Mersin bölgelerinde baharat olarak kullanılır ve satılır.

 

Akdeniz bölgesinde tarih öncesinden beri yetişen bir bitki kimyon. Fas, Mısır ve Suriye’nin yanı sıra Hindistan, Meksika, Kuzey Amerika ve Şili de yetiştirilmektedir. Sebzelerde, sakatat, et yemekleri ve içeceklerde kullanılır. Spesifik olarak, Fas ve Ortadoğu ülkelerinde tavuk, keçi eti ve uykuluk terbiyesinde kullanılırken, Hindistan da baharat olarak kullanılmasının yanı sıra, sindirimi kolaylaştırmak için çay gibi demlenir.

 

Tarihte kimyon

Şu anda en fazla kimyon kullanan ülke mutfakları arasında Hindistan, Fas ve Mesika geliyor. Ancak, milattan önceki dönemde kimyonu en fazla Yunanlılar ve Romalılar kullanmış.

 

Eski Yunanlıların yemek masalarının üzerinde duran özel bir kimyon kutuları varmış. Kimyonu o denli bol kullanıyorlarmış ki, cimriliği kimyon kullanımıyla tarif eder olmuşlar. Cimri bir insana, ‘kimyon tanesini bölen’ anlamına gelen  kyminopristes  diyorlarmış! Antik Roma döneminde kimyonun, ‘hırsın ve paranın’ sembolü haline geldiğini de söylemeliyiz. Her şeye hükmeden ve sahip olan Marcus Aurelius’un takma ismi  kimyon du. Kral Antonius savurgan insanlara tutumlu olmayı öğretmeye kalkınca bu tutumundan dolayı, o da hakaretten nasibini aldı ve  kimyonu ikiye yarar  cümlesi onu taklit ve alay eden insanlarca kendisine karşı kullanıldı.

 

Aşağı yukarı aynı yıllarda kimyon, Doğu Akdeniz ülkelerinde ve özellikle de Nil Nehri’nin yukarı kısımlarında yetiştiriliyordu. Bu sırada sindirimi kolaylaştırmasının yanı sıra, ekmek ve et yemeklerine lezzet vermesi için de kullanılırdı. Kimyonun diğer bir görevi ise vergi ödemek için para yerine geçmesiydi. Ayrıca, meşhur  hatip Pliny, öğrencilerine konuşma yaparlarken tenlerine soluk, yüzlerine dikkatli ifade verdiği için kimyon yemelerini tavsiye etmiştir.

 

Romalıların her yiyecekle kimyonu özgürce kullandıklarını söyleyebiliriz. Öyle ki ‘patina de piris’ isimli bir tür armut tatlının içine bile kimyon koymuşlar. Kabuklu deniz hayvanları için kullandıkları başka bir sos ise, bal, sirke, maydanoz, nane, karabiber ve bol miktarda kimyondan oluşuyormuş.

 

Nerelerde kullanılıyor

Günümüzde kimyonun kullanıldığı Avrupa mutfakları sınırlı. Fransa ve Almanya’da ekmeklerde, Hollanda ve İsveç’te ise bazı peynir türlerinde kullanılıyor. İspanya da hiç kullanılmıyor. Meksika da onu İspanyollar tanıttıkları için halen bu mutfağın bir numaralı baharatı olma özelliğini koruyor

 

KİMYON (Carvi fructus)
Bitki  :Carum carvi

Meyveleri % 3-7 oranında uçucu yağ taşır. Gastrointestinal sistem üzerinde etkilidir. Spazm çözücü ve gaz söktürücüdür. Ayrıca antimikrobiyal etkiye sahiptir. Özellikle midede şişkinlik hissi, sindirim güçlüğü gibi hazımla ilgili sorunlarda ve iştahsızlıkta kullanılır.

Dahilen:  Günlük doz 2,5 - 6 g’ a eşdeğer olacak şekilde, 1-3 çay fincanıdır.  Günlük dozun sabah, öğle, akşam şeklinde alınması tavsiye edilir. Amaca göre, iştah açıcı ve gaz söktürücü olarak kullanıldığında yemeklerden yarım saat önce, sindirim güçlüğünde kullanıldığında ise yemeklerden sonra içilmesi önerilir.

 

KİMYON ZİRAATI

1-KİMYONUN  EKONOMİK DURUMU : Kimyon, kokusundan faydalanılan baharat bitkisidir. Son yıllarda yurt içinde ve yurt dışında sucuk imalinde, ilaç sanayinde ve boya sanayinde kullanılmaktadır. Türkiye’den A.B.D’ ne Avrupa, Orta Doğuda, Arap ve Körfez ülkelerine devamlı ihraç edilmektedir.

 

2-KİMYONUN BİTKİSEL DURUMU : Kimyon tohumu 4-5 mm uzunluğunda, açık kahverengi renkte küçüktür. Kimyon bitkisi 35-40 cm boyunda ( mercimek bitkisi ) gibi dallanan ince uzun üzerinde küçük yaprak, bulunan hafif bir bitkidir. Genellikle Orta Anadolu da erken ilkbaharda 15 şubat- 15 Mart tarihleri arasında mutlaka ekimi yapılmalıdır.

 

3-KİMYONUN İKLİMİ İSTEĞİ : Kimyon ziraatı genellikle Orta Anadolu Bölgesinde bilhassa Afyon, Ankara, Eskişehir, Konya, İlleri ile bunların çevresinde bulunan illerde yapılmaktadır.

Eskişehir yöresinde kimyon bitkisine (ZIRA) tabir edilmektedir. Bu sebeple kimyon bitkisi ilkbaharda erken ekim yapılacak yazları sıcak kışları soğuk olan Orta Anadolu bitkisidir.

 

4- KİMYONUN TOPRAK İSTEĞİ : Kimyon bitkisi hafif ve nazik bir bitki olduğundan genellikle ot getirmeyen yumuşak, kaymak bağlamayan hafif topraklarda iyi yetişir ve randımanlı olur.

Bilhassa hamdan yeni açılan topraklarda daha fazla randımanlı yetişir. Çorak, kepir, topraklarda yetişmekle beraber randıman alınabilmesi için yılın yağışlı geçmesi şarttır.

 

5- KİMYONUN GÜBRE İSTEĞİ: Kimyon ekimi yapılırken kimyon tohumu mutlaka fenni gübre ile ekilmelidir. Kimyon bitkisi fosforlu gübreye ihtiyacı olmakla beraber daha fazla azotlu gübreye ihtiyaç duyulmaktadır. Ekimi ile birlikte toprağa 10 kg % 18-46 DAP veya 10 kg % 15-45 Kompoze ve 10 kg % 20-20 Kompoze veya yalnız 10 kg % 26 lık A. Nitratla ekilebilir, Ekimden sonra kimyon toprak yüzünde görülünce dönüme 10-15 kg azotlu gübre serpildiği taktirde randıman alınır.

 

6- KİMYONUN TOPRAĞININ HAZIRLANMASI: Kimyon bitkisi genellikle Orta Anadolu’da münavebede hububattan sonra ekilir. Bu münasebetle hasadı yapılmış anız tarlalarının saplarının mutlaka yakılarak yağışlara müteakip mutlaka kimyon güzden soklu pullukla 18-20 cm derinliğinde aktarılmalıdır. Kimyon ekilecek tarla yağışlarını iyice alıp yumuşadıktan sonra erken ilkbaharda 15 Şubat 15 Mart arasında

a)  Kazayağı ile ikilenerek erken çıkan otlar imha edilir.

b)  Barana (tırmık ) çekilerek üçlenip ekilecek saha kısmen tesviye edilir. Tarla ekime hazır duruma getirilir.

 

7- KİMYONUN EKİMİ: Kimyon tohumu genellikle mibzerle sıraya ekilir. Serpme ekim daha ziyade dar arazilerde tatbik edilebilir. Kimyon tarlası arzu edilen şekilde hazırlandıktan sonra dekara 10 kg fenni gübre ile 1 kg tohum hesaplanarak gübre ile tohum iyice karıştırılır. Bu karışım mibzerlerin tohum sandığına konulur. Kombine mibzeri ile tohum sandığı ayarı 10-12 dereceye getirildiğine dekara 10 kg gübre 1 kg tohum en idealdir. Tohumlar genellikle 2-3 cm derinliğe ekilmelidir. Daha derine giderse katiyetle çıkmaz. Bunun için Kimyon ekilecek tarlanın toprak hazırlığının iyi yapılarak ekimde tohumunun derine gitmesi önlenmelidir. Kimyon bilhassa tavsiye edilmiş kısmen sıkıştırılmış topraktan 30-40 gün içinde toprak yüzüne çıkar.

 

8- KİMYON BAKIMI VE YABANCI OT İLAÇLAMASI : Kimyon ekildikten sonra genellikle 30-40 gün içinde toprak yüzüne çıkar. Kimyon ot getirmeyen veya az ot getiren tarlaya ekilebilir.

Kimyonla birlikte yabancı otlarda kimyon tarlası içinde büyümeye başlarlar, Nisan ortalarından sonra kimyon üst azotlu gübreden atıldıktan sonra 1-15 Mayıs arasında yabancı otların,

a)  Elle yolmalıdır.

b)  Veya kimyon yabancı otunu imha eden AFALON ilacı ile hububat tarlalarında yapılan yabancı ot ilaçlaması gibi beher dekara 150-200 gr arası bir ilaç ile 20 litre su düşecek şekilde yabancı ot ilaçlaması yapılmaktadır. Çiçek zamanı yapılacak yabancı ot ilaçlaması kimyonun verimini çok düşürmektedir.

 

9-KİMYONUN HASAT VE HARMANI: Kimyon mahsülü genellikle Haziran ayı içinde çiçeklenerek Haziran sonrası Temmuz başlarında rengi yeşilden mat kahverengi rengi alınca hasadın mutlaka yapılması lazımdır.

Bin işçi günde yarım dekar ile 1 dekar arası yolma yapabilir. Yapılan demetler tarlaya batör ayarı düzenlenmiş ve rüzgarlıkları kısmen yapılmış biçer döver yürütülerek önüne atmak suretiyle hasat ve harman yapılır. Kimyon harman yerinde sopalarla dövülerek veya dövenle sürülerek harmanı yapılmakta beraber harmanı güçtür.

 

10-KİMYONUN VERİMİ: Kimyon genellikle iyi ekimi yapılmış iyi gübrelenmiş iyi ot alınmış kuvvetli tarlalardan ortalama beher dekara 50-80 kg arasında verim yapar. Zayıf şartlarda bu verim 20-30 kiloya düşebilir. Yüksek verim almak için az sahaya yapıp iyi emek verip birim sahadan yüksek verim almak esastır

 

Romalılar döneminden beri bedene yararlı etkileri bilinen ve kullanılan kimyonun tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece sıralanabilir:

• Midevidir: iştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır.
• Mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür.
• Diyareyi hafifletici etkisi vardır.
• İdrar söktürücüdür.
• Sinirleri uyarır.
• Terletici etkisi de bulunmaktadır.

 

Bu etkilerinden yararlanılmak üzere yaz mevsiminde bitkinin çiçek şemsiyeleri tam olgunlaşmadan önce kesilip alınır. Bunlar gölge ve havadar bir yerde kurutulur. Yere serilen bir kağıdın üzerine bu şemsiyeler başaşağı edilip silkelenir. Böylece toplanan olgun tohumlar ya da piyasadan satın alınan kimyon tohumlarından 1-2 tatlı kaşığının üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp kabın üzeri kapatılarak 10-15 dakika süreyle demlendirilir. Bu şekilde elde edilen infüzyondan günde iki kez sabah ve akşam yemeklerinden önce birer bardak içilir


|