ÇİÇEKLERİNİZİN BESLENMESİ NASIL OLMAKTADIR
Yaşayan her bitki adeta küçük bir kimya laboratuarını andırır. Biz insanlar ve hayvanlar tamamıyla organik maddelerle beslendiğimiz halde, bitkiler , pek azı hariç anorganik maddelerle beslenirler. Bitkiler bu anorganik maddeleri bünyelerinde organik hale getirirler, yani sentez yaparlar. Bitkilerin beslenmelerinde önemli rol oynayan diğer besin maddeleri şunlardır :

ÇİÇEKLER NE ZAMAN GÜBRELENMELİ

Bir süs bitkisi bir saksıya veya bahçeye dikildiği zaman gübre de verilir. Fakat bu bitkiye uzun zaman yetmez. Bitkilerin gelişmelerinin en fazla olduğu zaman ilkbahar ve yaz aylarıdır. O halde bu sürelerde bitkileri düzenli olarak gübrelemek gerekir. Sonbahar ve kış aylarında bitkilerde gelişme yavaşlar , hatta dinlemeye çekilirler. Bu süre içinde gübre vermeye gerek yoktur. Soğanlı , yumrulu, rizomlu çiçeklerin çiçeklenmeden önce bol bol gübreye ihtiyaçları olur.

ÇİÇEKÇİLİKTE KULLANILAN GÜBRELER HANGİLERİDİR

Gübreler iki türlü bulunabilir.

ORGANİK GÜBRELER ANORGANİK GÜBRELER

IÅžIK : Evlerde oda çiçeklerini genel olarak ” Aydınlık Yerlerde ” bulundurmak gerekir. Fakat aydınlık ile güneÅŸli arasında fark vardır. Çünkü yetiÅŸtirilmekte olan pek çok tür direkt güneÅŸ ışınlarına karşı dayanıklı deÄŸildir. Yazın fazla güneÅŸ salon çiçeklerinin yapraklarında yanıklar meydana getirebilir. Yapılan araÅŸtırmalara göre oda çiçeklerinin normal yetiÅŸebilmeleri için doÄŸu ve batı yönlerindeki pencerelerden yararlanmak gerekir.Kış aylarında ise güney yöndeki pencereler daha avantajlıdır. Birde Çiçekli bitkilerin çiçeksizlere oranla daha fazla güneÅŸe ihtiyaçları vardır.
HAVA : Bitkiler solunum için Oksijen’ e, özümleme içinse Karbondioksite muhtaçtır. Açık havada yetiÅŸen bitkiler için havadaki %20,95 oksijen ve % 0,03 karbondioksit yeterlidir, fakat salonlarımızda ki bitkiler için içerideki havanın tazelenmesi gerekir.Yazın bu iÅŸlem pekte zor deÄŸildir, fakat kış aylarında çok dikkat edilmelidir.
Sıcak bir odada yetiştirilen bir bitki dikkatsizlik sonucu soğuk hava akımına maruz bırakılırsa soğuk algınlığına yakalanır ve yapraklarında sarılık ve esmerlikler görülür. Yapraklar aşağıya doğru sarkar.
Bitkilerin yalnız toprak üstündeki kısımları solunum yapmaz, aynı zamanda toprak içindeki köklerin, yumruların, rizomların da havalanmaya ihtiyaçları vardır.
Bu nedenle saksı topraklarını ara sıra hafifçe karıştırmak gerekir.Bitkiler büyüdükçe toprak içerisinde kalan kökleri de gelişir. Bu nedenle birkaç yılda bir kökleri zedelemeden daha büyük saksılara alınmaları gerekir.
Son araştırmalara göre geceleri saksı bitkilerinin yatak odalarında bulunmalarında bir sakınca olmadığı tespit edilmiştir.
ISI : Isının oda içerisinde sürekli sabit tutulmasına özen göstermek şarttır. Odanın bazen sıcak, bazen de soğuk olması bitkilerin hasta olmasına yol açar. Kış aylarında oda sıcaklığının çok düşük olması bitkilerin gelişimlerini yavaşlatır, yaprak renkleri soluklaşır. Çok sıcak olma durumunda yapraklarda yanıklar oluşur.
SU : Hayatın kaynağıdır. Bitkilerin yapraklarında % 75-95 oranında su bulunur. Bir bitki susuz büyüyemez. Su topraktaki madeni besi maddelerini eriterek, bu eriyiğin bitkinin ince kıl kökleri vasıtası ile her tarafına taşınmasına neden olur. Bitki yapraklarının alt tarafında bulunan delikçikler kanalıyla fazla suyu buhar halinde tekrar havaya verir, buna botanikte terleme denir. Bu terleme sayesinde yüksek ısılara karşı bitki kendisini korur. Bitkilerin pek çoğu neme ihtiyaç duyar. Kışın havadaki su buharı miktarını arttırmak için radyatörlerin üzerine içi su dolu kaplar koymak gerekir. Çiçek severlerin bitkilerinin yapraklarına tazyikli su sıkmaları ve tozlarını almaları buharlaşma olayına yardımcı olur. Yalnız üzeri tüylü yapraklı bitkilere sık sık su serpmek iyi değildir, su damlacıkları tüyler arasına yerleşir ve dokuda çürümelere neden olur.
Gerektiğinden fazla verilen su bitkilere zarar verir. Toprak yüzü kabuk bağlar, hava içeriye giremez, kökler solunum yapamaz. Havasızlık ve fazla nemden köklerde çürümeler meydana gelir. Bunun sonunda bitki solar. Bu olayın susuzluktan olduğunu düşünen çiçek meraklıları hasta bitkiye su vermeye devam ederler, oysa yapılması gereken toprağı havalandırıp, yeni toprak
eklemek ve sulamayı azaltmaktır.
AZOT : Albominin başlıca temel taşıdır. Bitkinin normal şekilde büyümesini sağlar. Örneğin; bir lastik ağacının alt taraftan yukarı doğru yapraklarının sararıp dökülmesi azot azlığındandır. Azot fazlası da hiç iyi değildir. Bitki mantar hastalıklarına daha çabuk yakalanır.
FOSFOR ASİDİ : Azottan sonra bitki için ikinci derecede önemli bir besin maddesidir. Saf fosfor bitki için zehirdir, fakat fosfor asidi çiçek tomurcuğu oluşumu için gerekli bir maddedir.
POTASYUM : Bitkilerin çiçek açabilmeleri için iç yapılarında yeteri kadar potasyumu depolamış olmaları gerekmektedir. Eksikliğinde büyüme zayıf olduğu gibi hastalıklara da daha çabuk yakalanırlar.
KİREÇ : Bitkilerin temel besin maddelerinden olan kireç, bitkide ve toprakta asidi nötr hale getirir.Fakat herşey gibi onun da azı veya çoğu zararlıdır
ORGANİK GÜBRELER : Büyük ve küçük başlı tüm çiftlik hayvanlarının dışkıları bu gruba girer. Bu gübreler topraktaki mikro organizmalar tarafından bitkilerin beslenmeleri için uygun hale getirilirler. Bu tür gübrelerin etkileri uzun müddet devam eder.
ANORGANİK GÜBRELER : Bunlar yapay, kimyevi ve ticaret gübreleridir. Doğada bulunan maddelerden elde edilir. Bu gübreler suda kolay erirler, kökler tarafından kolayca alınırlar. Çok fazla verilecek olursa, bitkinin kök ve yapraklarında yanıklara neden olurlar. Tablet, toz, çubuk ve sulu şekilde satılmaktadırlar, zengin azot, fosfor, potas ve kireç bulundururlar. Tavsiye edilen miktarlarda kullanmak yararlıdı