TURUNÇGİLLER HANGİ İKLİMDE YETİŞİRLER
Prof.Dr. Mahmut AYFER
 Prof.Dr. Selahattin İREN
 Prof.Dr. Neşet KILINÇER
 Prof.Dr. Turan GÜNEŞ
 Yurdumuz, dünya turunçgil üretim alanının en kuzey
 sınırın dadır. Bu nedenle, turunçgil yetişen tüm
 bölgelerimizde, zaman zaman dondurucu düşük
 sıcaklık zararları görülür. Şu halde turunçgil
 yetiştiriciliğinde başarının ilk ve en önemli
 koşulu, bahçeleri, don tutmayan, ya da çok az don
 tutan yörelerde kurmaktır. Ayrıca bahçe yerinin
 soğuk havaya ve soğuk rüzgarlara açık yönlerde
 olmamasına dikkat edilmelidir.Bazı turunçgil tür
 ve çeşitlerinin soğuğa dayanımları da farklıdır,
 örneğin, limonlar dondurucu düşük sıcaklıklara çok
 dayanıksızdır.
 Portakal ve altıntoplar ise limonlardan biraz
 daha dayanıklıdırlar. Mandarinler ve özellikle
 Satsuma mandarini (Rize mandarini) belirtilen
 türler ve çeşitler arasında düşük sıcaklığa en
 dayanıklı olanlarıdır.
 Ayrıca, soğuk bölgelerde, toprak özellikleri
 elverişli ise, üç yapraklı portakal ağacı
 üzerine aşılı turunçgil fidanı kullanmak daha
 yararlıdır.
 Bazı turunçgil çeşitleri de, iklim ve toprak
 istekleri bakımından seçicidir. Ancak uygun
 koşullarda yeterli ve kaliteli meyve verirler.
 Örneğin Yafa portakalı, Mersin yöresi kıyı
 kuşağında üstün kaliteli meyve vermektedir.
 TURUNÇGİLLER HANGİ TOPRAKLARI SEVERLER?
 Turunçgiller, gevşek yapılı, verimli, orta
 derinlikte, süzek tokraklarda daha iyi yetişir.
 Turunçgil ağaçlarının kökleri yüzlektir ve
 çoğunlukla toprağın 60 - 65 santimetre
 derinliğine kadar yayılırlar. Dolayısıyla
 turunçgilleri derin olmayan topraklarda
 yetiştirmek mümkünse de, sulama ve gübreleme
 gibi uygulamaların tam zamanında ve gereği gibi
 yapılmasına özen göstermek gerekir. Suyun çok
 güç sızdığı ağır ve yapışkan çok killi topraklar
 sulama gübreleme gereksinimini arttırır. Üst
 toprağı gevşek, süzek ve kolay işlenebilir
 yapıda, alt toprağı da suyu tutacak derecede
 killi olan ve taban suyu yüksekliği bu- metrenin
 altında kalan yerler turunçgil yetiştiriciliğine
 çok elverişlidir.
 TURUNÇGİLLERDE TÜR VE ÇEŞİT SEÇİMİ
 Yeni turunçgil bahçeleri, bölgeye en iyi
 uyabilen, dış satıma ve aynı zamanda iç pazar
 isteklerine elverişli, standart biçimde
 kurulmalıdır. Kolay pazar bulmanın temel koşulu
 da budur.
 Portakallar arasında WASHiNGTON NAVEL portakalı
 erkenci çeşitlerin en iyisidir. Kalitesi,
 özellikle Antalya ve Muğla (Fethiye, Köyceğiz,
 Marmaris) yörelerinde daha iyidir. Bunun bir
 kardeşi olan THOMSON daha düzgün ve pürüzsüz
 kabuklu, fakat daha az sulu ve daha açık
 renklidir. YAFA portakalı ise iklim ve toprak
 istekleri ba-
 bakımından seçicidir.özellikler Mersin yöresinde
 iyi yetişir. elverişsiz koşullarda meyveler çok
 iri ve susuz, meyve kabuğu çok pürüzlü kalın ve
 kaba olur . Ağaçların verimi azalır VALANCIA geç
 olgunlaşan bir çeşittir (özellikle Mart ayın:
da)
 limon çeşitleri arasında en erken olgunlaşan ve
 daha çokta,
 dış satımda deÄŸerlendirilen .INTERDONATA’dır.
 LAMAS limonu Intcrcionata’dan sonra olgunlaşır
 ve Yatak limonu bittiği dönemde tüketilir.
 İTALYAN çeşidi La-mas gibi, kısa süreli
 muhafazaya elverişlidir. KÜTDÎKEN çeşidi uzun
 süre muhafaza edilir ve yurt içi limon
 gereksinimini karşılar.
 Mandarin çeşitlerinden SATSUMA, ihraç edilmesi
 ve soğuğa dayanıklı olması nedenleriyle daha
 yüksek kaliteli olur. Özellikle batı Akdeniz ve
 Ege kıyılan için uygun çeşittir. Bu arada
 CLEMANTÎ.NE de kaliteli, erkenci ve dış satıma
 elverişli bir çeşittir.
 Altıntoplar, sıcağa en fazla gereksinim gösteren
 turunçgil türüdür. Bu nedenle erken toplamaktan
 sakınmalıdır. Sıcak yörelere dikilirse kalite
 daha yüksek olur. MARSH, SEEDLESS ve THOMSON en
 iyi çeşitlerdir.
 TURUNÇGİL BAHÇESİNİN KURULMASI
 a) Bahçe Yerinin Seçimi
 \Turunçgil yetiştiriciliğinde başarının ilk
 koşulu, bahçenin en az don olan yörede
 seçilmesidir. Yüksek verim ve kaliteli ürün bu
 yerlerden sağlanabilir.
 Sürekli ve yeterli bir suyun varlığı ise
 turunçgil bahçeleri için çok değerli bir
 olanaktır. Orta derinlikte, hafif yapılı, kumlu,
 killi, iyi havalanır, geçirgen ve verimli
 topraklarda turunçgil meyveleri bol ve yüksek
 kaliteli olur. Kurutucu sıcak veya dondurucu
 soğuk rüzgarlara açık ve şiddetli fırtınalara
 dönük yerlerde turunçgil meyveleri çok zarar
 görür.
 b) Bahçe Yerinin Hazırlanması
 Düz alanlar, pullukla derince sürülür. Meyilli
 veya dalgalı bahçeler düzlenir veya teraslanır.
 Sulama tava veya karık yöntemi ile yapılacaksa,
 toprağın tesviyesi daha çok önem kazanır. Üst
 toprağın taşınması gerekebilir. Engebeli
 bahçelerde yağmurlama usulü sulama daha
 elverişlidir. Suyun göllenmemesi sağlanmalıdır.
 Dikim aralık ve mesafeleri, türe, çeşide,
 toprağın tipine, anaca ve yörenin iklim
 özelliğine bağlı olarak değişir. Genel olarak,
 portakal ve altıntoplarda 6-8 metre, limonlarda
 7 - 8 metre ve mandarinlerde 4 - 6 metre aralık
 ve mesafeye ihtiyaç vardır.
 c) Fidan Dikimi
 En iyi turunçgil fidanı, kökü 4-5 yaşında, iyi
 gelişmiş sağlam ve sağlıklı olandır. Fidanların
 daima en iyisi satın alınmalıdır.
 Fidanların en uygun dikim zamanı, genellikle
 Mart sonundan, Mayıs sonuna kadarki ilkbahar
 dönemidir. Erken dikilen fidanlar erken gelişir
 ve soğuklara daha dayanıklı olurlar. Fazla don
 tutmayan bölgelerde sonbahar fidan dikimleri de
 başarılıdır. Aslında turunçgil fidanları, hemen
 her mevsim dikilebilir.
 Dikimde fidan köklerinin kuvvetli güneş
 ışınlarına veya rüzgarlara bırakılmamasına büyük
 özen göstermek gerekir. Çünkü kökler çok
 hassastır, hemen kurur ve ölürler. Nemli
 tutulmaları zorunludur. Bu nedenle fidanlar
 topraklı sökülür. Çuvala sanlı olarak veya
 teneke ve plastikler içinde yetiştirilip
 satılır. Topraksız fidanlar nemli sandık veya
 balyalar halinde taşınmalı, hemen
 dikilmeyecek-lerse gölge bir yerde
 hendeklenmeli, üzerleri toprakla kapatılıp
 sulanmalıdır. Kurumanın önlenmesi için,
 yaprakların hemen hemen tamamı sökümle birlikte
 kopanlmalı ve fidanlar kesinlikle su içinde
 bırakılmamalıdır.
 Daha önce, çeşitli şekillerde açılmış çukurlara,
 dikim tahtaları kullanılarak dikilen fidanlar
 hemen sulanmalıdır. Fidanların çok derine
 dikilmemelerine büyük özen gösterilmelidir.
 Biraz yüksek dikmek, derin dikmekten daha
 iyidir. Aşı yeri tamamen toprağın üstünde
 kalmalıdır.
 Yeni dikilmiş fidanların sulanmasına özen
 gösterilmelidir. Fidanın etrafına yaklaşık
 120-130 santimetre çapında açılacak yalak,
 gerektiği zaman bol su ile doldurulmalı ve
 toprağın nem durumu titizlikle izlenmelidir.
 İlk yıllarda güçlü bir dal sisteminin oluşmasına
 yardımcı olunmalı, budama ile fazla kesimlerden
 kaçınmalı, iyi bir gelişmenin sağlanması ve dal
 kırılmalarının önlenmesi isteniyorsa, bir ilâ
 iki yaşındaki ağaçların meyveleri irileşmeden
 koparılmalıdır.
 TURUÇGİLLERİN BAKIMI
 a) Turunçgillerin Su İstekleri
 Turunçgil ağaçlan, yüksek kaliteli bol ürün
 verebilmek v büyüyüp gelişebilmek için, toprağın
 her zaman nemli olmasını isterler. Özellikle
 çiçeklenme ve meyve bağlama dönemlerinde
 turunçgil ağaçlan suya çok duyarlıdırlar. Su
 noksanlığı halinde önce çiçek ve meyvelerin,
 sonra yaprakların, daha sonra da dalların zarar
 göreceği unutulmamalıdır. Fazla nem de
 meyvelerin iri ve sulu olmalarına, kabuğun ince
 kalmasına ve tadının azlığına neden olur.
 Bahçeye su verme zamanının gelip gelmediğine,
 ağaçların susuzluk nedeniyle gösterdiği
 solgunluk belirtilerine bakarak karar verilir.
 Ancak solgunluk belirtisi hissedilir edilmez
 suyun hemen verilmesi gerekir. Çünkü biraz
 gecikilirse meyvenin büyümesi yavaşlar ve verim
 azalır. Bazı tecrübeli yetiştiriciler ağaç
 diplerinin, 10 -15 santimetre derinliğinden
 aldıkları toprağa bakarak sulama zamanını
 oldukça doğru biçimde belirleyebilirler. Son
 yıllarda, biri köklerin en fazla dağıldığı
 derinliğe, diğeri de sadece bazı köklerin
 inebildiği daha derin yerlere yerleştirilmiş iki
 tansiyometre ile, bahçenin sulanma zamanı tam
 olarak belirlenebilmektedir.
 Uygulanacak sulama yönteminin seçimine suyun
 miktarı, bahçenin düz, eğimli veya engebeli
 oluşu ile, toprağın yapısı büyük ölçüde etki
 eder. Bahçe, dikimden evvel suyun düzenli bir
 biçimde dağılmasına uygun şekilde düzeltilmiş ve
 tavalara ayrılmışsa, su bu tavalar içine
 verilebilir. Veya her iki ağaç sırası arasına,
 çoğu zaman geniş tabanlı üç karık açılıp su bu
 karıklara salınır. Karığa verilecek su, tüm
 bahçe toprağını kök derinliklerine kadar
 ıslatacak* miktarda olmalıdır.
 b) Turunçgillerin Budanması
 Turunçgiller genellikle, fazla budamaya
 gereksinim göstermez. Dallar sıklaşıp
 birbirlerini gölgelemeye başlayıncaya kadar kuru
 dalların ayıklanması ile hastalıklı ve obur
 dalların kesilmesi yeterlidir, ilke olarak,
 şekil budaması uygulayarak ağaçların normal
 şekil ve büyüklüğünü almalarına yardımcı olunur.
 Çünkü fazla budamalar ağacın hem verimini ve hem
 de gelişmesini olumsuz şekilde etkilemektedir.
 Kök zararları, don, ilaç etkileri ve hastalık
 veya zararlılar nedeniyle sürgün gelişmesinde
 durma, yaprak dökülmeleri ve dal kurumaları
 olmuşsa, kuvvetli bir sürgün gelişmesine kadar
 hiçbir kesim yapılmamalıdır. Yapılan
 araştırmalar göstermiştir ki, iyi gelişen
 sağlıklı bahçelerde yapılan fazla budamalar,
 ürünü azaltmaktadır. Şu halde, yaşlı bahçelerde
 dalların sıklaşmasını ve birbirini gölgelemesini
 önlemek için, her yıl veya iki yılda bir
 yapılacak hafif dal seyreltmeleri çok
 yararlıdır. Ancak limon ağaçlarının her yıl
 budanması gerekir ve bu uygulama limonların iri
 olmasını sağlar.
 En uygun budama zamanı kış sonudur, ilkbahar
 sürgün gelişmesi başlamadan önce budama
 tamamlanmalıdır. Budamanın sonbaharda veya
 şiddetli soğuklar geçmeden kışın yapılması
 sakıncalıdır. c) Turunçgillerin Gübrelenmesi
 Turunçgülerden en fazla verim ve en yüksek
 kalitede ürün elde edilebilmesi için, iyi bir
 gübrelemenin yapılması zorunludur. Toprağa hangi
 gübrelerin ne miktarda verileceği, denemelerle
 ve yaprak analizleriyle anlaşılır. Etkin ve
 ekonomik bir gübreleme.için yaprak analizleri
 yaptırmamız zorunludur. Bu analizi yapan
 kuruluşlar, hangi gübreleri, ne zaman ve ne
 miktarda kullanacağımızı da önermektedirler. Bu
 arada toprak analizleri yaptırmak da yararlıdır.
 Bu amaçla en yakın tarım kuruluşları ile
 işbirliği yapılmalıdır.
 Eğer bahçemizin yaprak analizleri yoksa, ağaç
 başına hangi gübreden ne kadar verileceğini
 aşağıdaki tabloya bakarak kararlaştırabiliriz:
 Azotlu gübre olarak amonyum sülfat kullanılır.
 Belirtilen miktarlara uyarak, birinci gübreleme
 Ocak ayının sonlarında yapılır, ikinci gübreleme
 Mayıs ortasında başlar, Haziran başına kadar
 sürdürülür. Son gübreleme ise Haziran biterken
 başlatılır ve Temmuzun sonunda tamamlanır.
 Fosforlu gübre olarak Trible Süper Fosfat
 kullanılır. Bu gübre Ekim - Kasım ayı içinde
 çiftlik gübresi ile 2 yılda bir verilir.
 Potasyumlu gübre olarak potasyum sülfat
 kullanılır. Bu gübre Ekim - Kasım ayı içinde,
 çiftlik gübresi ile 2 yılda bir kullanılır. .
 Çizelge 1. Akdeniz Bölgesinde Turunçgillerde
 Ağaç Başına Verilecek Gübre Miktan ve Zamanı:
 Fidandikiminden
 sonra geçen yol sayısıAzotlu
 gübreler(gram)Fosforlu gübrePotaslı
 gübre Çiftlik gübresi
 1. gübreleme- 2. gübreleme- 3.gübreleme
 (gram)(gram)(kg)
1. Yıl………….. 250………………
 125………….. 125
 …………………—-………—-…….—-
 2. Yıl………….. 500………………. 250
 ………….
 250………………..——……..—–…..—-
 3. Yıl……………750 ……………….375
 …………..375
 4. Yıl ………….1000
 ……………….500………….. 500
 ………… ………360 ……—…….40 .
 5. Yıl ………….1250……………….
 605…………. 625
 6. Yıl ………….1500……………….
 750………….. 750………………….
 540…. 600 ….60
 7. Yıl…………. 1750……………….
 875…………… 875
 ………………..—-…….—-…….—
 8. Yıl………….. 2000 ………………1000
 ……….. 1000…………………720
 ….800.. …80
 9. Yıl………….. 2250…………….. .1125
 …………1125
 ………………..—-…….—-……—
 10. Yıl…………. 2500…………….. 1250
 ………….1250……………….. 900..
 1000.. 100
 11. Yıl…………. 2750
 ……………..1375…………. 1375
 ………………..—……—…….—
 12. Yıl ………….3000
 ……………..1500………….
 1500………………..1000.. 1200.. 120
 Kaynak: R. Pamir ve Ş. Göral, Turunçgillerde
 Gübreleme, Turunçgiller Araştırma Enstitüsü
 Yayını, Antalya 1981′den deÄŸiÅŸtirilerek
 alınmıştır.
 Çiftlik gübresi her ağaca yaş başına 10 kg.
 hesabı ile ve iki yılda bir. Ekim ve Kasım ayı
 içinde verilir. Ancak fidan dikimi sırasında
 fosforlu ve potaslı gübrelerle birlikte çiftlik
 gübresinin temel gübre olarak verilmesine özen
 gösterilmeli ve unutulmamalıdır.
 Oniki yaşdan itibaren verilecek gübre miktarı,
 12′inci yıldaki miktarın aynıdır ve bu miktarda
 her yıl aynen devam edilir.
 Ayrıca, bakır, demir, manganez, çinko ve bor da
 ağaçların gelişmesi ile meyve verim ve
 kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu
 konularda da ilgili tarım kuruluşlarından bilgi
 alınabilir.
 Gübreler, meyveye yatmış bahçelerde sıralar
 arasına serpilmelidir.
 Turunçgillerde, meyve iriliği, kabuk kalınlığı,
 kabuğun düzgünlüğü ve rengi .meyvenin su oranı,
 besin maddelerinin yetersizliği veya
 fazlalığından çok etkilenir, Örneğin fazla azot
 meyveyi küçültür. Sofralık olarak pazarlanacak
 kaliteli ürün oranını düşürür. Meyve suyunu
 artırdığı için işlenmeye elverişli meyve oranını
 yükseltir. Meyve miktarı artar, fakat kalite
 düşer. Fazla potas meyvenin iri olmasını sağlar.
 Bu, bazen kaliteyi bozar. Bu nedenle bir kural
 olarak bahçeye verilecek potas miktarı azot
 miktarına eşit hesaplanır. Meyveler çok küçükse,
 azottan fazla potas kullanılabilir. Fazla fosfor
 da meyvenin kalitesiz ve kaba olmasına neden
 olur.
 d) Bahçe Toprağının İşlenmesi
 Genellikle, Şubat sonu ve Mart başlarında yani
 kış yağışlarından sonra, toprak diskle hemen
 işlenir ve bu işlem düzenli biçimde sürdürülür.
 Özellikle büyümenin hızlı olduğu Mayıs sonuna
 kadarki dönemde, yabani otların gelişmesine
 imkân verilmemelidir. Turunçgil ağaçları yüzlek
 köklü olduğundan toprağın işlenmesi sırasında
 köklerin kopmamasına dikkat edilmelidir. Ayrıca
 yüzlek toprakların mümkün olduğu ölçüde az
 işlenmesine özen gösterilmelidir. Yabani otlarla
 da, çeşitli ilaçlar kullanarak mücadele
 etmelidirler.
 TURUNÇGİL HASTALIKLARI VE BUNLARLA SAVAŞ
 Turunçgiller çeşitli hastalıklardan dolayı zarar
 görürler. Bu hastalıklar turunçgillerin kök,
 gövde, dal, yaprak ve meyvelerinde olur. Yeşil
 ve mavi çürüklükler de meyvelere zarar verir.
 Turunçgillere zarar veren başlıca hastalıkları
 şöylece açıklayabiliriz :
 a) Faraziler Olmayan Zararlılar
 Bunların en önemlileri don, susuzluk, demir,
 çinko ve bakır noksanlıklarıdır.
 Turunçgil türleri dona karşı hassastır.
 İçlerinde nispeten en dayanıklı olanı
 mandarindir. Sonra sırası ile turunç, portakal,
 greypfurt, limon gelir. Dona karşı bahçelerin
 korunması gerekir.
 Susuzluk, turunçgil ağaçlarının meyvelerinde
 çatlamalara neden olur ve bu yüzden yapraklan
 iyi gelişemez. Sulamalar zamanında yapılmalıdır.
 Kökte fazla rutubet, kök çürüklüklerini
 kolaylaştırır. Derin dikme sonucunda toprağın
 altındaki gövde kısmı ikinci bir kök sistemi
 teşkil eder ve böyle ağaçların ömürleri çok uzun
 olmaz. Dikimin uygun yapılması gereklidir.
 Demir noksanlığı yapraklarda sandan beyaza kadar
 anormal renk değişikliklerine neden olur. Çinko
 noksanlığı ülkemizde en önemli zararlı
 durumundadır. Çinko noksanlığında yapraklarda
 orta ve yan damarlar boyunca yeşil bir bölge ve
 bunun dışında ise jenk açıklığı görülür. Bakır
 noksanlığına bakirli ilaçların kullanılmadığı
 bazı bahçelerde rastlanır. Bakır noksanlığı
 nedeniyle meyvelerde ve kabuk içinde zamk
 lekeleri oluşur, sürgünlerde boğum aralan şişer,
 kıvrılmalar görülür.
 Çeşitli zararlara yol açan eksik gıda maddeleri
 usulüne göre, ya yaprağa püskürtülmeli, ya da
 kökten verilmelidir. Daha fazla bilgi için bölge
 tarım teşkilatlarına başvurulmalıdır.
 b) Dal ve Gövde Hastalıkları
 Dal ve gövde hastalıktan, ülkemizde en önemli
 turunçgil hastalığıdır. Bunlarında en önemlileri
 Uçkurutan ile Sürgün ve Yaprak Yanıklığıdır.
 Uçkurutan hastalığına yakalanan ağaçlarda
 sürgünler uçlardan itibaren gerîye doğru
 kururlar. Hastalık, dallara Sodyum Hidroksit
 sürülmek suretiyle kolayca anlaşılabilir. Bu
 taktirde hastalıklı dokular kırmızı renge
 dönerler. Mücadele için hastalıklı dallar
 kesilerek imha edilmelidir. Kesilen kısımların
 üzerine bir aşı macunu sürülür. Sürgün ve yaprak
 yanıklığı, bakteriyel bir hastalıktır. Hastalık
 taze sürgün ve yapraklarda yanıklık yapar.
 Sürgünler üzerinde uzunluğuna kahverenkli
 lekeler oluşur. Bu hastalığa karşı da hastalıklı
 dallar kesilip yakılarak mücadele edilir.
 c) Turunçgil Virüs Hastalıktan
 Başlıca Turunçgil Virüs hastalıkları; Göçüren,
 Kavlama, Palamutlaşma, Gözenek, Cüceleşme,
 Taşlama ve Tıkanıklıktır.
 Bu virüs hastalıkları, türlerine göre ağaçlarda
 cücelik, sararma, çalılaşma, gövde ve dallarda
 kabuk kavlamaları, anormal çukurluklar, kabuğun
 iç kısmında diken gibi çıkın tılar ve
 zamklaşmaya neden olurlar. Aşı yerlerinde şişme,
 yapraklarda küçülme, kıvrıl ma, mozayik lekeleri
 meydana getirirler. Ayrıca hastalık, meyvelerde
 döküme, şekil bozukluğuna, küçülmeye, renk
 bozukluğuna, sertleşmeye de neden olur.
 Virüs hastalıklarına karşı mücadele için tamamen
 virüs-süz damızlıklardan aşı kalemi almak,
 çekirdekten iyi cins turunçgil ağacı yetiştirmek
 gerekmektedir. Viıüslü ağaçlar sökülerek
 yerlerine sağlıklı fidanlar dikilmelidir.
 Göçüren hastalığı görüldüğü takdirde, bu gibi
 ağaçların derhal sökülüp yakılması, bu virüsü
 taşıyan zararlılarla kimyasal müca dele
 yapılması, uygun ve sağlıklı ağaç kullanılması
 ve dayanıklı çeşitlerin yetiştirilmesi gerekir.
 TURUNÇGİL ZARARLILARI VE BUNLARLA SAVAŞ
 Turunçgillerin ülkemizdeki başlıca zararlıları
 ve bunlarla mücadele yöntemleri şöylece
 özetlenebilir.
 a) Limon Sıçanı
 Limon sıçanları ülkemizin turunçgil yetiştirilen
 bölgelerinde ve özellikle Ege bölgesinde bütün
 turunçgil tür ve çeşitlerinde önemli ekonomik
 zararlara neden olurlar. Limon sıçan larının
 kuyruğu vücudundan daha uzundur. Vücut uzunluğu
 15-20 santimetre, kuyruk uzunluğu ise 19-22
 santimetre kadardır. Sert tüylerinin rengi kızıl
 kahverengi, karnı ise kirli beyaz veya limon
 rengindedir. Vücut ağırlıkları ortalama 150
 gramdır. Genellikle geceleri beslenirler.
 Limon sıçanları meyve ağaçlarının gövde ve
 dallarını kemirir, kabuklarını soyarlar ve bu
 dalların kurumalarına neden olurlar. Daha sonra
 meyve döneminde ağaçlardaki limon, portakal,
 mandarin ve turunçların kabuklarım kemirir ve
 etli kısımlarını tamamen yerler. Ayrıca
 depolarda bulunan narenciye ürünlerine de aynı
 şekilde zarar verirler.
 Limon sıçanlarına karşı çeşitli tipte kapanlar
 kullanılarak mücadele yapılabilir. Ancak en
 etkili yöntem zehirli yemlerle yapılan
 mücadeledir. Bu amaçla 100 kg buğday 2.5 litre
 su ile nemlendirilir, üzerine 2.5 kg eritilmiş
 vazelin yağı döküldükten sonra 2.5 kg çinko
 fosfür ilave edilerek iyice karıştırılır.
 Böylece hazırlanan zehirli yem, güvenli bir
 yerde, beton veya kağıt zemin üzerinde
 kurutulur. Zararlıların bulunduğu yerlere küçük
 kümeler halinde bırakılır.
 b) Örümcekler (Akarlar)
 Bunların en önemlisi Kırmızı Örümcek olup, Ege
 ve Akdeniz Bölgelerinde bulunmaktadır. Çok
 küçük, oval, kırmızı renkte bir zararlıdır.
 Vücudu üzerinde ufak kabarcıklar bulunur,
 bunlardan uzun kıllar çıkar.
 Kırmızı örümceğin limonu tercih ettiği
 söylenirse de, tüm turunçgillerde zararlıdır.
 Yapraklarla, meyve ve genç sürgünlerde
 beslenirler. Beslendikleri yerlerde şekil ve
 renk bozukluklarına neden olurlar. Çok miktarda
 örümceğin bulunduğu yapraklar gümüşi renkten
 kahverengine kadar değişen çeşitli renkler
 alırlar. Meyveler grimsi san renge dünüşürler.
 Yaprak ve erken meyve dökümüne neden olurlar.
 Ağaçta kalan meyveler de cılız kalırlar. Sürgün
 faaliyeti zayıflar.
 Örümceklerle mücadelede ilaç kullanılırken çok
 dikkatli olmak gerekir. Bugün ülkemizde
 biyolojik savaş en etkili biçimde turunçgil
 zararlılarına karşı uygulanmakta, parazitlerden
 ve yararlı böceklerden en üst düzeyde, yine
 turunçgil bahçelerinde faydalanılmaktadır. Bu
 nedenlerle rasgele yapılacak ilaçlamalar, mevcut
 “Yararlı - Zararlı” böcek dengesini
 bozacağından, ileride ortaya daha büyük sorunlar
 çıkabilir. Bu nedenle ilaç kullanımından önce
 uzmanlara danışılması yararlı olur.
 c) Kabuklu Bitler ve Koşniller
 Bu böcekler turunçgillere önemli zararlar
 verirler. En önemli türleri şunlardır:
 Turunçgil Kırmızı Kabuklu Biti
 Turunçgil yetiştirilen bölgelerimizde çok yaygın
 ve önemli bir zararlıdır. Kırmızı bir kabuk
 altında yaşar ve kolayca tanınabilir. Çoğunlukla
 yapraklar ve meyveler üzerinde bulunurlar.
 Yaprakların ve meyvelerin, sararmasına,
 kurumasına ve dökümüne neden olurlar. Savaş
 yapılmazsa ince dallar ve sürgünlerde de
 kurumalar görülür. Genel olarak ağaç zayıflar ve
 ürün azalır. Ayrıca ürünlerin pazar değerleri de
 geniş ölçüde düşer.
 Turunç Virgül Kabuklu Biti
 Dişinin kabuğu, midye kabuğu şeklinde uzunca,
 oval 2 - 3 milimetre kadardır. Virgül şeklinde
 görülen kabuğa ağacın hemen her yerinde
 rastlanır. Rengi koyu kahverengidir.
 Yumuşak Vücutlu Koşnil
 San veya açık kahverenkli, oval ve yassı bir
 böcektir. Boyu 3 - 4 milimetredir. Gruplar
 halinde yapraklarda ve dallarda bulunur.
 Beslendiği yerlerde renk değişmelerine neden
 olurlar. Ballı madde çıkarırlar, yaprak ve
 meyveleri kirletirler.
 Yıldız Koşnili
 Kirli beyaz veya kırmızımtrak kahverenginde, 3 -
 4 milimetre uzunluğunda ve 2-3 milimetre
 genişliğindedir. Vücudundaki çıkıntılar nedeni
 ile Yıldız Koşnili adı verilmiştir. Üzeri mum
 salgısı ile örtülüdür.
 Bitki dal ve yapraklarını emerek zayıf
 düşürürler. Ayrıca ballı madde salgılayarak,
 yaprak ve meyveleri kirletirler.
 İncir Mumlu Koşnili
 incirlerin önemli bir zararlısı plan bu koşnil
 turunçgillerde de zararlıdır.
 Küre şeklinde 4 - 5 milimetre uzunlukta, 3 - 4
 milimetre eninde ve 2 - 3 milimetre yükseklikte
 kirli beyaz, grimsi pembe renklidir. Böcek
 ezilince kırmızı renkli bir sıvı çıkar, bu
 nedenle kanlı balsıra adı da verilir.
 Bitkinin zayıflamasına ve ballı madde de
 salgılayarak yaprak ve meyvelerin kirlenmesine
 neden olur.
 Turunçgil Unlu Biti
 Oval, 3 - 5 milimetre uzunlukta turuncu, san
 veya açık kahverengi, üzeri un gibi beyaz salgı
 maddeleri kaplı bir böcektir.
 Turunçgil Unlu’ biti, meyve yaprak ve dallarda
 beyaz kümeler halinde beslenir. Böceğin yoğun
 olduğu bahçelerde meyve dökümleri görülür.
 Meyveler cılız kalırlar. Yaprak ve meyvelerde
 lekeler görülür. Ayrıca ballı madde salgılarlar.
 Bu ballı maddeler üzerinde bazı mantarların
 gelişmesi sonucu gerek yapraklar ve gerekse
 meyvelerde is şeklinde kararmalar görülür.
 Ülkemizde turunçgillerde zararlı olan kabuklu
 bit ve koşnillerin pek çoğuna karşı biyolojik
 mücadele başarılı bir şekilde uygulanmaktadır.
 Bu zararlılara karşı ilaçlı mücadelede dikkatli
 olmak, çok zorunlu olmadıkça ilaç kullanmamak ve
 böylece bahçelerdeki yararlı böcekleri korumak
 gerekmektedir.
 Kabuklu bit ve koşnillerin pek çoğuna karşı
 bugün başarılı bir şekilde petrol yağlan (Beyaz
 yağlar) ile mücadele yapılmaktadır. Bu yağlar
 faydalı böceklere de fazla zarar
 vermediklerinden, her zaman tercih edilmelidir.
 98 litre suya 2 litre Beyaz yağ kanştınlarak
 ilaç hazırlanır. Hazırlanan ilaç iyice
 kanştınldıktan sonra, bekletilmeden
 kullanılmalıdır. İlaçlama mutlaka günün serin
 saatlerinde yapılmalı, sıcaklık gölgede 32
 dereceyi geçince ilaçlamaya son verilmelidir.
 Aksi takdirde ağaçlarda ilaç yanıkları görülür.
 Bahçede kükürtlü ilaç kullanılmışsa beyaz
 yağların kullanılabilmesi için en az 30 gün
 geçmesi gereklidir, ilaçlamadan önce özellikle
 yaz aylarında ağaçların sulanması icap
 etmektedir. Bu yapılmazsa ağaçlarda ilaç
 yanıkları görülebilir.
 ilaçlamaya ağacın iç kısmından başlanmalı, tüm
 dal ve yaprakların iyice ıslanmasına dikkat
 edilmelidir. Ağacın her tarafının ilaçla
 ıslanmasına özellikle özen gösterilmelidir.
 Hacın etkisi açısından, ilaçlama zamanının
 tayini önem taşımaktadır. Böceklerin yeni döl
 meydana getirdiği zaman ilacın etkisi yüksek
 olmaktadır.
 21 d) Akdeniz Meyve Sineği
 Turunçgillerin önemli bir zararlısıdır. Tüm
 Akdeniz ülkelerinde bulunmaktadır.
 Turunçgillerden başka elma, armut, ayva,
 şeftali, kaysı ve Trabzon hurmasında da zarar
 yapmaktadır. Meyvelerin çürümesine ye
 sararmasına neden olurlar.
 Akdeniz meyve sineği 5 milimetre uzunluğunda
 küçük bir sinektir (Şekil: 3). Bu sineğin
 kurtlan (larvaları) 6-8 milimetre uzunluğunda,
 bacaksız ve beyaz renklidir.
 Yumurtadan çıkan kurtlar meyve etinde
 beslenirler. Olgunlaşan kurtlar meyveyi
 terkederek toprağa geçerler. Bu zararlıların
 erginlerine karşı, mücadele, henüz yumurtlamadan
 önce yapılmalıdır.
 Son yıllarda bu zararlılara karşı, özellikle
 büyük ve kapama bahçelerinde, cezbedici (çekici)
 maddeler kullanılarak sıra veya dal ilaçlaması
 yöntemi uygulanmaktadır. Böylece hem daha az
 ilaç kullanılmakta ve hem de ilaçların yararlı
 böcekler üzerine etkileri azaltılmaktadır.
 22
 ilaçlamaya meyveler sararmaya yüz tuttuğu zaman
 başlanır ve hasada 20 gün kalıncaya kadar devam
 edilir. Normal bir ağaca 150 gr ilaç kullanılır.
 c) Siyah Turunçgil Yaprak Biti
 Turunçgiller üzerinde görülen değişik türden
 yaprak bitkilerinin en önemlisidir. Siyah ve
 kızıl - kahverenginde ve 2 milimetre boyundadır.
 Çoğalma gücü çok yüksektir. İlkbahar ve
 Sonbaharda daha çok görülür. Ege ve Akdeniz
 Bölgelerinde yaygın olarak bulunur.
 Yaprak biti, yaprakları emer, onların
 sararmalarına, kurumalarına ve kıvrılmalarına
 neden olur. Ayrıca çıkardığı ballı maddeler
 üzerinde bazı mantarların gelişmesi ile de,
 yaprak larda kirlenme ve kararmalar görülür.
 Fakat en korkulan zararı, bazı virüs
 hastalıklarını taşıması ve bu-laştırmasıdır.
 Siyah Turunçgil yaprak biti 30 derece sıcaklığın
 üzerinde gelişemediği için, yaz ayla rında
 Akdeniz Bölgesinde zararlı değildir. Ancak
 ilkbaharda zarar yapabilir. Akdeniz bölgemizde
 bu zararlının doğal düşmanı olan pek çok yararlı
 böcek bulunmaktadır. Özellikle bazı gelin
 böcekleri çok etkilidir. Bu nedenle zorunlu
 kalınmadıkça kesinlikle ilaçlama yapılmamalı ve
 bu zararlı, doğal düşmanları ile baskı altında
 tutulmaya çalışılma lıdır. ilaçlamaya çok
 zorunlu
 durumlarda başvurulabilir, Sadece zararlının
 bulunduğu ağaç ve dalların ilaçlanması bir
 dereceye kadar faydalı böcekleri
 koruyabilir.Ayrıca faydalı böceklere daha az
 zararlı ilaçlının seçilmesine de özen
 gösterilmelidir.
 TURUNÇGİL MEYVELERİN HASADI
 Turunçgil meyveleri henüz yeşil renkli iken de
 toplanabilmektedir. Bu nedenle uluslara rası
 olgunluk standartlarında, özellikle meyve suyu
 oranları dikkate alınmıştır, örneğin limon,
 mandarin ve altıntoplarda, hatta bazı
 portakallarda belli ölçülerde yeşil renkli mey
 velerin pazarlan-ması uygun görülmüş ancak su
 kapsamları da belirlenmiştir.
 Birleşik Milletler, Avrupa Ekonomik Komisyonu
 (UN-ECE) tarafından belirlenen en az su oranları
 şöyledir :
 Limonlarda % 25, Satsuma Mandarinde % 33,
 Clemantine Mandarininde % 40, diğer
 mandarinlerde % 33, Thomson göbekli
 portakallarda % 30, Washington göbekli porka
 llarda % 33,diğer portakallarda % 35,
 Altıntoplarda % 35.
 “-
 Turunçgil meyveleri en az bu belirtilen
 oranlarda su bulundurdukları zaman ağaçlardan
 koparılabilir.
 Hasat (Derim), sofralık olarak pazarlanacak
 yüksek kaliteli çeşitlerde meyve saplan makasla
 kesilerek yapılmalıdır. Makas kullanılmayacaksa,
 meyve avuç içine alınıp hafif döndürüldükten
 sonra yukarı doğru itilerek koparıl-malı,
 çekerek alınmamalıdır. Turunçgil meyvelerin
 kabuklan, hasat zamanında ve özellikle erkenci
 çeşitlerde olağanüstü körpe, gevrek ve
 gergindir. En küçük basınca karşı duyarlıdırlar.
 Zedelenir, berelenirler. Daha sonra da
 buralardan çürümeye başlarlar. Bu nedenle
 toplayıcılar bir yumurta eller ve taşır gibi
 meyveleri çok dikkatli tutmalıdırlar. Aynı
 zamanda meyveler yüksekten dökülmemeli ve
 çarpmamalıdır. Toplama kapları ve taşıma
 kasaları keskin kenarlı ve çatlak olmamalıdır.
 Makasla kesilen meyvelerde de dışarı taşan sap
 parçası taşıma ve işleme sırasında birçok
 meyveyi zedeleyebilir.
 Kasalar özenle taşınmalı ve içindeki meyveler
 bir gece veya 24 saat bekletilip biraz
 soldurulmalı, kabuk yüzeyindeki gerginlik
 kaybolduktan sonra boylama ve diğer işlem lere
 geçilmelidir. Turunçgil meyvelerimizin yabancı
 ülkelere çürük ulaşmalarının başlıca nedeni,
 hasada gereken önemi vermememizdir.
budama sulama portakal Turunçgil